Prof. Dr. Kenan Kara yazdı
"İnsanlar ölür; fikirleri, eserleri ve yetiştirdikleri insanlar yaşamaya devam eder."
Her şehrin, kimliğini oluşturan sessiz kahramanları vardır. Onlar çoğu zaman manşetlerde görünmez, kürsülerden yüksek sesle konuşmaz, yaptıkları işleri reklam malzemesi hâline getirmezler. Fakat bir şehrin ekonomik hafızasına, sosyal dokusuna ve geleceğine en derin izleri bırakanlar yine onlardır. Fabrikalar kurarlar, insan yetiştirirler, umut yeşertir ve üretirler. Bir gün aramızdan ayrıldıklarında geriye yalnızca bir isim değil, doldurulması güç bir boşluk kalır.
Orhan Ziya Diren'in vefatı, yalnızca Diren ailesinin, DİMES çalışanlarının ya da onu yakından tanıyanların kaybı değildir. Bu kayıp; Tokat'ın sanayi tarihinden önemli bir sayfanın kapanması, Anadolu'da üretime dayalı kalkınmanın öncü isimlerinden birinin sessizce aramızdan ayrılmasıdır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'nin en büyük ihtiyacı, üreten insanlardı. Çünkü kalkınma yalnızca devlet yatırımlarıyla değil, girişimcilik ruhuyla da mümkün olabilirdi. Anadolu'nun pek çok şehrinde olduğu gibi Tokat'ta da bu ruhu taşıyan insanlar vardı. Diren ailesi ve Orhan Ziya Diren, bu kuşağın en önemli temsilcilerinden biri oldu.
1947 yılında Tokat'ta dünyaya geldi. Fransa Dijon Üniversitesi'nden aldığı mesleki deneyimini o yıllarda farklı ülkelerde değerlendirebilirdi. Ancak o, sahip olduğu birikimi doğduğu toprakların hizmetine sunmayı tercih etti. Bu tercih, yalnızca kişisel bir kariyer kararı değildi; aynı zamanda bir memleket tercihiydi. Çünkü bazı insanlar yaşadıkları şehirden ne alacaklarını düşünür; bazıları ise o şehre ne katabileceklerinin hesabını yaparlar.
Orhan Ziya Diren ikinci yolu seçti. Onun adını Türkiye'nin büyük çoğunluğu DİMES ile tanıdı. Ancak DİMES'i yalnızca bir meyve suyu markası olarak görmek, bu hikâyeyi eksik okumak olur. DİMES, Anadolu'nun bereketli topraklarında yetişen meyvenin bilimle, teknolojiyle ve girişimcilikle buluşmasının hikâyesidir. Bir elmanın, bir vişnenin, bir kayısının ya da bir şeftalinin yalnızca tarlada değil; fabrikada da değer kazanabileceğini, katma değer üreteceğini gösteren bir kalkınma modelidir. Bugün market raflarında gördüğümüz her DİMES ürünü, aslında binlerce üreticinin emeğini, yüzlerce çalışanın alın terini ve yıllar boyunca oluşturulmuş kurumsal bir kültürü temsil etmektedir.
Orhan Ziya Diren'in en önemli başarısı da tam burada yatmaktadır. O, yalnızca ürün üretmedi. Güven, istihdam, katma değer en önemlisi de umut üretti.
Sektörde ortaya koyduğu yenilikçi vizyon ve kalite anlayışı, yalnızca ticari başarıyla sınırlı kalmadı; meslek kuruluşları ve akademi dünyası tarafından da takdirle karşılandı. Meyve suyu endüstrisinin gelişimine yaptığı öncü katkılar dolayısıyla Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) tarafından "Sektörün Duayeni" unvanına layık görüldü. Ayrıca İstanbul Üniversitesi ile Dünya Gazetesi tarafından "2001 Yılı En İyi Yönetici" ödülüne değer görülmesi, onun çağdaş yönetim anlayışını benimseyen, üretimde kaliteyi ve sürdürülebilirliği esas alan örnek bir sanayici olduğunun önemli bir göstergesiydi.
Ancak Orhan Ziya Diren'i farklı kılan yalnızca kurduğu tesisler ve elde ettiği ekonomik başarılar değildi. O, sanayiciliği toplumsal sorumluluktan bağımsız düşünmeyen bir anlayışın temsilcisiydi. Tokat Polis Teşkilatı Koruma Derneği ile Jandarma Vakfı Destekleme Derneği Başkanlığı görevlerini üstlenirken, Tokat Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve Tokat Huzurevi Vakfı'nın kurucu ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde de uzun yıllar hizmet verdi. Eğitime, sosyal dayanışmaya ve toplumsal vefaya verdiği destek, onun yalnızca ekonomik kalkınmaya değil, Tokat'ın sosyal ve kültürel gelişimine de katkı sunmayı görev bilen gerçek bir şehir insanı olduğunu ortaya koymaktadır.
Tokat'ın ekonomik tarihine bakıldığında DİMES'in ayrı bir yeri olduğu görülür. Bu şehir, uzun yıllar tarımsal üretimiyle tanındı. Fakat üretilen ürünün sanayiye dönüşmesi, markalaşması ve dünya pazarlarına ulaşması çok daha farklı bir vizyon gerektiriyordu. İşte Orhan Ziya Diren'in en büyük katkılarından biri burada ortaya çıktı. Tokat'ın yalnızca meyve yetiştiren bir şehir değil; meyvesini işleyen, markalaştıran ve dünyaya ihraç eden bir merkez hâline gelmesinde önemli rol oynadı.
İş insanı kimliği kadar kamu hizmeti anlayışı da onun hayatının önemli bir parçasıydı. 22. Dönem Tokat Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görev yaptı. Siyasi görüşler değişebilir. İktidarlar gelir, gider. Ancak geriye dönüp bakıldığında insanları asıl hatırlatan şey, makamları değil; memleketlerine bıraktıkları eserlerdir.
Orhan Ziya Diren de siyasetin gelip geçici gündeminden çok, üretimin kalıcı değerine inanan isimlerden biri olarak hafızalarda yer aldı.
Hayat acımasızdır. Bir gün gelir, çocukluğumuzun şehirlerini kuran insanlar birer birer aramızdan ayrılır. Onlarla birlikte yalnızca insanlar değil, bir dönemin hatıraları da sessizce eksilir.
Bugün Tokat'ın hüznü biraz da bundandır. Çünkü Tokat yalnızca bir sanayicisini değil; üretmeyi hayatının anlamı hâline getirmiş, yaşadığı şehri sadece ekonomik olarak değil sosyal ve kültürel yönleriyle de geliştirmeye çalışan bir neslin önemli temsilcilerinden birini uğurlamaktadır.
Ancak gerçek anlamda büyük insanlar, ölümleriyle kaybolmazlar. Kurdukları kurumlarda, yetiştirdikleri insanlarda, ürettikleri değerlerde yaşamaya devam ederler. Bir şehir onları unuttuğu gün gerçekten ölürler.
Tokat'ın Orhan Ziya Diren'i unutacağına ise inanmak mümkün değildir.
Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşadıkları döneme değil, şehirlerinin kaderine dokunurlar.
Orhan Ziya Diren; ömrünü Tokat'ın toprağına, üreticisine, sanayisine, eğitimine ve geleceğine adamış müstesna bir Cumhuriyet aydınıydı.
Merhum Orhan Ziya Diren'e Cenab-ı hak'tan rahmet; başta Diren ailesi olmak üzere DİMES ailesine, çalışma arkadaşlarına, dostlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.