8 Mart'ın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olduğunu belirten Erkan Er, Türkiye'de kadınların hâlâ şiddet ve ayrımcılığın gölgesinde yaşadığını ifade etti.
"SÜSLÜ SLOGANLAR DEĞİL, GERÇEKÇİ ÇÖZÜMLER BEKLİYORUZ"
Her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle sarsıldıklarını vurgulayan Er, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların yıllardır verdiği eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesidir. Ancak ne yazık ki bugün Türkiye’de kadınlar hâlâ şiddetin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin gölgesinde yaşam mücadelesi vermektedir. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle sarsılan bir ülkede yaşıyoruz. Kadınların yaşam hakkının bu kadar kolay ihlal edildiği bir ortamda, atılan süslü sloganların ve göstermelik açıklamaların hiçbir anlamı yoktur. Kadınların korunamadığı, şiddetin önlenemediği bir ülkede sorumluluk makamında olanların artık gerçeklerle yüzleşmesi gerekmektedir. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri bir kader değildir. Bu acı tablo; yıllardır ihmal edilen politikaların, yetersiz önlemlerin ve caydırıcı olmayan uygulamaların bir sonucudur. Kadınların hayatını koruyacak mekanizmalar etkili bir şekilde işletilmediği sürece, verilen sözlerin hiçbir karşılığı olmayacaktır. Öte yandan kadınların eğitimde, çalışma hayatında ve sosyal yaşamda karşılaştığı eşitsizlikler de hâlâ büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırıldığı, kadınların ekonomik hayatta yeterince yer bulamadığı bir toplumun güçlü ve sağlıklı bir gelecek kurması mümkün değildir. Kadınların özgür, eğitimli ve güçlü olduğu bir toplum ise her alanda daha adil ve daha demokratik olacaktır.” Dedi.
EĞİTİM VE TEMSİL VURGUSU
Kadınların toplumsal yaşamdaki yerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Er, “Kadınların siyasette, ekonomide ve karar alma mekanizmalarında hak ettikleri temsile kavuşması bir ayrıcalık değil, bir zorunluluktur. Kadınların sesinin susturulmaya çalışıldığı bir düzeni kabul etmiyoruz. Kadınların eşit yurttaşlar olarak yaşamın her alanında var olduğu bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Buradan, Tokat’tan tüm Türkiye’ye açık bir çağrıda bulunuyoruz: Kadına yönelik şiddetin sona erdiği, kadın cinayetlerinin tarihe karıştığı, kız çocuklarının eğitimden koparılmadığı, kadınların özgür ve eşit bireyler olarak yaşayabildiği bir ülke için artık somut ve kararlı adımlar atılmalıdır. Kadınların yaşam hakkını korumak siyaset üstü bir sorumluluktur. Bizler Tokat’tan yükselen bu çağrının Türkiye’nin dört bir yanında karşılık bulacağına inanıyoruz. Kadınların korkmadan yaşadığı, haklarının güvence altına alındığı ve şiddetin son bulduğu bir Türkiye mümkündür. Bunun için gerçekçi, kararlı ve samimi politikalar hayata geçirilmelidir. Bu duygu ve düşüncelerle, şiddet sonucu hayatını kaybeden tüm kadınlarımızı rahmetle anıyor; eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesi veren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü saygıyla selamlıyorum.” İfadelerini kullandı.




