Tokat

Tokat Kadın Sanat ve Kültür Grubu’ndan Manevi Değerlere Sahip Çıkan Anlamlı Panel

Tokat Kadın Sanat ve Kültür Grubu, şehrin bin yıllık manevi mirasını gün yüzüne çıkarmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlediği etkinliklere bir yenisini daha ekledi. Grubun Başkanı Hacer Doğan öncülüğünde, "Horasan Erenlerinin İzinde: Tokatlı Alim ve Evliyalar" başlıklı panel programı yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Panelde; Tokat'ta medfun bulunan ve şehrin manevi ikliminin şekillenmesinde rol oynayan pek çok alim ve evliyanın hayatları ile hizmetlerine dair detaylı bilgiler paylaşıldı. Programa katılan misafirler Tokat'ın manevi atmosferine dair kişisel anılarını anlattı.

TOKATLI ALİM VE EVLİYALAR DUALARLA ANILDI

Panele konuşmacı olarak katılan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Edip Uzundal, Tokat’ın Anadolu'nun manevi mimarları tarafından tarih boyunca övüldüğünü, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Tokat için "Alimler konağı, fazıllar yurdu, şairler yatağı" dediğini, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin "Mutlaka Tokat'a gitmek gerekir" ifadesini kullandığını vurguladı. Tokat'ta kurulan medreselerde dini ilimlerin yanı sıra matematik ve astronomi gibi akli bilimlerin okutulduğu belirten Dr. Uzundal, şehrin Molla Hüsrev, İbn-i Kemal, Mustafa Sabri Efendi gibi pek çok âlim; Kul Himmet, Sabûhî gibi şair ve devlet adamı yetiştirdiğini dile getirdi.

Tokat'ta kabirleri bulunan pek çok alim ve velinin isimlerini de sayan Dr. Uzundal, bunlar arasında Abdülmecid-i Şirvani, Acepşir Efendi, Ali Osman Efendi, Behrullah Efendi, Behzat-ı Veli, Edhem Çelebi, Muharrem Efendi, Musa Fakih, Mustafa Kuddusi, Said Şemid, Seyyid Ömer Efendi, Sümbül Baba, Şeyh Mahmud, Şeyh Şehabeddin Sühreverdi, Tokatlı İshak Zencanî ve Turhal Şeyhi Mustafa Efendi gibi zatların bulunduğunu ifade etti.

Tokat Belediyesi Hıdırlık Sosyal Tesisleri'nde 31 Ocak Cumartesi saat 19.00 da gerçekleştirilen programa; Tokat İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdi Dölek, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Edip Uzundal, TOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Samettin Başol, Tokat Müftü Yardımcısı Engin Çiçek, Derviş Ağa Camii Müezzini İbrahim Demir, Delik Kapı Camii Müezzini Salih Cıdık, Tokat Kadın Sanat ve Kültür Grubu Başkanı Hacer Doğan ve grup üyeleri ile davetli misafirler katıldı.

TOKAT KADIN SANAT VE KÜLTÜR GRUBU TARAFINDAN “TOKATLI ALİM VE EVLİYALAR” PANELİ DÜZENLENDİ

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Tokat Kadın Sanat ve Kültür Grubu Başkanı Hacer Doğan, temel amaçlarının Tokat’ın sahip olduğu somut ve somut olmayan kültürel miras ögelerini tanıtmak, milli, manevi ve kültürel değerleri yaşatarak bu birikimin yeni nesillere aktarımını sağlamak olduğunu belirtti. Kadınların kültür ve sanat yoluyla toplum yaşamına aktif katılımını teşvik etmeyi hedeflediklerini vurgulayan Doğan, şehrin tarihi ve kültürel mekânlarında kültürü, değerleri ve örfü yaşatan etkinlikler düzenleyerek Tokat'a hizmet etmekten büyük bir gurur duyduklarını ifade etti. Başkan Doğan, “Biz Tokat Kadın Sanat ve Kültür Grubu olarak; Tokat'ın sahip olduğu somut ve somut olmayan kültürel miras ögelerimizi tanıtmak milli, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak yaygınlaştırmak, bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, kadınların kültür sanat yolu ile toplum yaşamına aktif katılımlarını teşvik etmek amacıyla oluşturduğumuz gönüllülük esasıyla çalışan bir sivil toplum grubuyuz. Şehrimizle ilgili; kurumlarımızın sanatsal ve kültürel çalışmalarına sivil kanattan destek vermek amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. İlimizin tarihi ve kültürel mekanlarında kültürümüzü değerlerimizi ve örfümüzü yaşatan etkinlikler düzenleyerek şehrimize hizmet etmenin gururunu yaşıyoruz. Bu programda burada siz gönül dostlarımız ile birlikte bir hatırlayış, bir vefa ve bir dua meclisi için bir aradayız. Bizler bu programı tertip ederken bir etkinlik yapmış olmak için değil, bu toprakları yurt yapan, gönülleri ihya eden isimleri bazen sessiz kalan Allah dostlarını hatırlamak ve hatırlatmak niyetiyle yola çıktık. Çünkü inanıyoruz ki bir şehir sadece taşla, toprakla ayakta durmaz. Bir şehir dualarla, hizmetle ve salihlerin izleriyle ayakta durur. Yürüttüğümüz grup faaliyetlerimizin temel amacı da tam olarak budur. Şimdiye kadar çoğunlukla Tokat'ın maddi kültürel mirasını tanıtmak için çalıştık, bugün ise manevi mirasını tanımak ilimle irfanı aynı mecliste buluşturmak için bir araya geldik. Bu çalışmaları yaparken bizi bir araya getiren şey bir sorumluluk duygusundan öte, bu şehrin manevi emanetlerine karşı duyduğumuz vefadır. Çünkü biz bu topraklarda yürürken sadece tarihin değil dualarla yoğrulmuş bir manevi mirasın içinde olduğumuzu biliyoruz. Bu çalışmaları da emanet bilinciyle yapıyoruz. Şehrimizdeki Allah dostlarına karşı bir vefa borcumuz olduğuna inanıyoruz. Tokat; sadece tarihiyle, sadece medresesiyle, hanlarıyla değil erenleriyle alimleriyle gönül sultanlarıyla Tokat'tır. Bu güzel meclisin kurulmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Başta kıymetli hocalarımız olmak üzere katkı sunan tüm gönül dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Rabbim bu meclisimizi hayırlara vesile kılsın. Anılanların şefaatine, ananların samimiyetine mazhar eylesin. Bizleri bu yolda emaneti hakkıyla taşıyanlardan eylesin. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.” Dedi.

"TASAVVUF BİR AHLAK İLMİDİR"

Panelde konuşan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Edip Uzundal, tasavvufun temel amacının kişiyi ibadetlerde ihlasa, insanlara karşı ise güzel ahlaka ulaştırmak olduğunu belirtti. Tasavvufun özünün insanları incitmemek ve edep olduğunu söyleyen Dr. Edip Uzundal, “Tasavvuf ilmi, kalb ile yapılması ve sakınılması gereken şeyleri ve kalbin, ruhun temizlenmesi yollarını öğretir. Buna (Ahlak ilmi) de denir. Tasavvuf, dinin emirlerine uyup, yasaklarından kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak demektir. Sünnet-i seniyyeye yapışmak ve bid'atlerden kaçmaktır, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayırlı işlerin hakiki ve kusursuz olmasıdır. Allahü teâlânın lütuf ve ihsanı ile daha yükseklere çıkanlar da olur. Tasavvuf, fâni olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaktır. İslam ahlakı ile süslenmektir, ölmeden önce ölmektir, baştan başa edeptir, tamamen edepten ibarettir, kadere rızadır. Hak teâlâya inkıyaddır, kayıtsız şartsız teslimiyettir, emeli bırakıp amele devam etmektir, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktır. Tasavvuf, namaz, oruç ve geceleri ibadet etmek demek değildir. Bunları yapmak her insanın kulluk vazifesidir. Tasavvuf, insanları incitmemektir. Bunu yapan, vasıl olmuş, yani maksada kavuşmuştur. İnsanı, ibadetlerde gereken ihlasa ve insanlara karşı gereken güzel ahlaka kavuşturan yoldur. İnsana bu yolu mürşid-i kâmil öğretir. Tasavvufun yedi yüzden fazla tarifi yapılmıştır. Hepsinin özü ehemmi, mühimme tercihtir. Yani çok önemli işi, önemli işten önce yapmaktır. Tasavvuf, Yahudi veya Yunan filozoflarının uydurması değildir. Tasavvuf bilgilerinin hepsi Resulullah efendimizden gelmektedir. İslam ahlakı ile ahlaklanmak için gereken bilgileri öğreten bir ilimdir. Tıp ilmi, beden sağlığına ait bilgileri öğrettiği gibi, tasavvuf da kalbin, ruhun, kötü huylardan kurtulmasını öğretir, kalb hastalıklarının alametleri olan kötü işlerden uzaklaştırır, Allah rızası için güzel iş ve ibadet yapmayı sağlar. Zaten dinimiz, önce ilim öğrenmeyi, sonra buna uygun iş ve ibadetin Allah rızası için yapılmasını emreder. Kısaca din, ilim, amel ve ihlastan ibarettir.” İfadelerini kullandı.

MEDRESELERDE DİN VE BİLİM BİR ARADA

Programda, evliyanın tanınma yolları ve şehrin büyük manevi mimarlarının Tokat hakkındaki övgüleri detaylı bir şekilde paylaşıldı. Şehrin güzel iklimi, havası ve suyundan istifade eden alimlerin, Tokat’tan övgü ile bahsettiğini belirten Dr. Edip Uzundal, “Evliyanın vasıflarından bazıları şöyle bildirilmiştir: Evliyanın kerameti olur. Peygamber efendimizin gaybı bildiren çok mucizesi vardır. Evliyanın da gaybı bildiren çok kerametleri görülmüştür. Evliyanın her sözü, her hareketi İslam’a uygundur. İtikadında bozukluk olan evliya olamaz. Evliya bütün kötü huylardan uzaktır. İyi huylarla süslenmiştir. Evliya en iyi insan demektir. Evliyaların, âlimlerin, şairlerin fazılların çok olduğu yerlerden biri de hiç şüphesiz ekmeğinden, suyundan güzel iklim ve havasından istifade ettiğimiz Tokat şehridir. Anadolu’nun iki tane manevi mimarının bu toprakları aşılayan Anadolu’yu Anadolu yapan, kardeşliği, birliği, beraberliği aşılayan iki tane manevi mimarı birisi Hacı Bektaşi Veli, diğeri Mevlana hazretlerinin övgüsünü almıştır Tokat. Hacı Bektaşi Veli Hazretleri Tokat için “Alimler konağı, fazıllar yurdu, şairler yatağı” demiştir. Mevlana Hazretleri ise “Mutlaka Tokat’a gitmek gerekir” demiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Tokat için “Gariplerin dostu” demiştir. Zaten Selçuklu devrinde Tokat şehrinin diğer bir ismi Darunnusret’tir. Yani yardım edenler şehri. Alimler konağı, fazıllar yurdu ve şairler yatağı” olarak da anılan Tokat şehri, yaklaşık 1000 yıllık İslam serüveninde nice âlimler, şairler ve devlet adamları yetiştirmiştir. Âlimlerden; Molla Hüsrev, İbn Kemal ve Mustafa Sabri Efendi, şairlerden; Melîhî, Kul Himmet, Sabûhî, Tâlib Mehmed Dede ve Kânî, devlet adamlarından ise Hacı İvaz Paşa, Kemankeş Mahmud Paşa ve Gazi Osman Paşa en bariz örneklerdendir. Osmanlı ilim tarihinde özellikle Şeyhülislamlarıyla öne çıkan Tokat şehri, makarr-ı ulema (âlimler beşiği) olmayı hak etmiştir. Molla Hüsrev, İbn-i Kemal, Muid Ahmed Kazabadi, Kadızade Mehmet Tahir, Kara Halil Efendi, Mustafa Sabri Efendi gibi Osmanlı tarihinde adını duyurmuş Tokatlı Şeyhülislamlar ilmî birikimleri ve dirayetleri yanında bu makamın kurumsal yapısının da rolüyle Osmanlı ilim, din, devlet ve siyaset tarihinde de etkili olmuşlar, ‘devleti ebed müddet’ anlayışıyla hareket etmişlerdir. Şeyhülislamlar verdikleri fetvalarla devletin yapısını, işleyişini, yenilenme hareketlerini etkileyebilmişler, böylece devletin istikrar ve devamlılığına tesir etmişlerdir. Tokat’ta yetişen ya da Tokatlı olup başka şehirlerde medreselerde eğitim görüp akli ve nakli ilimlerde isim yapmış çok sayıda âlim olduğu hepinizin malumudur. Şeyh-i Şirvan-i, Dokuz Taşlar, Ali Mezarlığı ve Erenler Mezarlığında ismini bilmediğimiz nice Allah dostu zatların kabirleri mevcuttur. Dânişmendliler, Pervaneoğulları, Selçuklular, Osmanlılar Tokat yöresinde medreseler inşa ettiler. Nizamiye Medreselerinden itibaren bazı medreselerde İslamî ilimlerin yanı sıra matematik ve astronomi bilimlerinin de okutulduğu bir gerçektir. Tokat’taki bazı medreselerde de bu ilimlerin okutulduğu anlaşılmaktadır. Bunun en önemli bir işareti Tokat’tan astronomi ve matematik üzerine eser yazan pek çok ilim adamının çıkmış olmasıdır. Eserleri günümüze ulaşmış olan bu ilim adamlarının isimleri şöyledir: Hasan b. Ali el-Komanâtî, Hüsâmeddîn Tokâdî, Molla Lütfi, Niksarî, Dellâkoğlu, Ümmü-Veled-Zâde, Şeyhülislâm İbn Kemal, Mehmed Suûdî Efendi, Ahmed b. İbrahim et-Tokadî, İshak b. Hasan et-Tokâdî, Numan Efendi. Bunlar matematik ve astronomi sahasında uzman olan alimlerdir. Bunun yanı sıra Türkiye Kütüphânelerinde Elyazması ve Matbû Eseri Olan Tokatlı Âlimler vardır. Nadir Tabakât kitapları ve İhtisas Kütüphânelerinden tesbit edebildiğimiz Hüsameddin Hüseyin Efendi, Muhammed Emin Tokadî, Ahmed b. Muhammed Tokadî, Mustafa b. Mahmud Turhalî, Ömer Fevzi Efendi, Ahizâde Yusuf b.üneyd, Şah Hüseyin, İshak Tokadî, Musa Tokadî ve Lütfullah Tokadî’nin de aralarında bulunduğu Tokatlı âlimlerin hayatları ile birçok sahaya dâir kütüphânelerde bulunan Arapça ve Osmanlıca elyazması ve matbû eserleri.” Şeklinde konuştu.

TOKAT’IN MANEVİ MİRASI PANELDE ANLATILDI

Programda geçmişten günümüze kadar Tokat topraklarını irfanla yoğuran âlim ve evliyaların hayatları ile hizmetlerini anlatan Dr. Edip Uzundal, “Tokat’ta medfun bulunan ve geçmişte şehrin manevi ikliminin şekillenmesinde tasavvuf kültürünün gelişmesinde etkili olan âlimler sırasıyla; Abdülmecid-i Şirvani, Acepşir Efendi, Ali Osman Efendi, Behrullah Efendi, Behzat-ı Veli, Edhem Çelebi, Muharrem Efendi, Musa Fakih, Mustafa Kuddusi, Said Şemid, Seyyid Ömer Efendi, Sümbül Baba, Şeyh Mahmud, Şeyh Şehabeddin Sühreverdi, Tokatlı İshak Zencanî ve Turhal Şeyhi Mustafa Efendi. GIJ GIJ YA DA GAJ GAJ DEDE HAZRETLERİ: Tokat il merkezinde, Gıj Gıj Baba Tepesi’nde yer alan türbenin inşa tarihi tam olarak bilinmemektedir. Türbenin yakın çevresinde, mezarla bağlantılı olabilecek bazı temel kalıntıları görülebilir. ABDÜLMECİD-İ ŞİRVANÎ: Evliyânın büyüklerinden. Şirvan'da doğdu. Abdülmecîd Şirvânî, asîl, cömert, af ve mâzeretleri kabul edici, sohbetleri tatlı, halîm, selîm, merhametli idi. Kendisine has bir üslub ile çok güzel vâz ve nasîhat ederdi. Minberlerde ve kürsülerde, kalabalık cemâate, tasavvuf ve ibâdetle alâkalı meseleleri anlatırdı. ACEPŞİR EFENDİ: Hakkında yeterli bilgi bulunmayan Acepşir Efendi Tokat'ta medfundur. On dördüncü yüzyılın başlarında yaşamıştır. BEHRULLAH EFENDİ: Anadolu'da yetişen evliyâlardan. Tokat'ın Erbaa ilçesine bağlı Eksel (Koçak) köyündendir. ALİ OSMAN EFENDİ: Son devir Anadolu velîlerinden. Tokat'ın Erbaa ilçesi Holay köyünde 1877 yılında doğdu. BEHZAT-I VELİ: Kânûnî Sultan Süleymân devrinde yaşayan Behzât-ı Velî'nin kabri Tokat'ta Behzat Çayı yanındaki kendi yaptırdığı Behzat Câmii bahçesindedir. Bölge halkı tarafından çok sevilip ziyâret edilen Behzât-ı Velî, Tokat'ta bir çok yere adını vermiştir. EDHEM ÇELEBİ: Tokat'ta yetişen velîlerden. 1301 yılında Tokat'ta doğdu. Küçük yaştan îtibâren dayısı olan büyük velî Acepşir hazretlerinden ders almaya başladı. MUHARREM EFENDİ: Zile'de yetişmiş âlim ve velî. Şemseddîn Sivâsî hazretlerinin kardeşi ve Halvetî büyüklerinden Abdülmecîd Şirvânî'nin halîfesidir. MUSA FAKİH: 1073'den sonra Dânişmendliler zamânında Tokat-Zile'ye gelip yerleşmiş Horasan velîlerinden. Kendisine ilminin çokluğundan dolayı dînin yardımcısı mânasına Nâsırüddîn, hukuk ilmindeki üstünlüğünden dolayı da Fakîh lakabı verilmiştir. MUSTAFA KUDDUSİ: Tokat evliyâsından. 1820 yılında Zile'de doğdu. İlk tahsilinden sonra Müftüzâde Dergâhı şeyhlerinden Şems-i Azîz hazretlerinin derslerine katıldı. SAİD ŞEMİD: İslamiyeti yaymak için Horasanan Anadolu'ya gelen gâzi dervişlerden. Kabri Tokat'ın Erbaa İlçesinin Koçak (Eksel) kasabasında olup ziyâret edilmektedir. SEYYİD ÖMER EFENDİ: Horasan'dan Anadolu'ya gelen velîlerden.Yaşadığı devir kesin olarak bilinmemekle berâber 10-11. yüzyıllarda yaşadığına dâir çeşitli rivâyetler vardır. SÜMBÜL BABA: 13. yüzyılda Tokat'ta yaşamış olup, Hacı Bektâş-ı Velî hazretlerinin halîfesi olduğu bilinmektedir. Tokat'ta bulunan zâviyesini 1292 yılında kendisi yaptırmış olup, kabri de zaviyesinin içindedir. ŞEYH MAHMUD: Horasan'dan Anadolu'ya İslâmiyeti yaymak için gelen velîlerden. Kabri Tokat'ın Pazar ilçesinin, Erkilet mahallesinde Tekke Câmii bahçesinde olup ziyâret edilmektedir. ŞEYH ŞİHÂBÜDDÎN SÜHREVERDÎ: Tokat evliyâsından. On üçüncü yüzyılın sonlarıyla on dördüncü yüzyılın başlarında yaşamış olup 1335 yılında vefât etmiştir. TOKATLI İSHAK ZENCANÎ: Anadolu âlim ve velîlerinden. On yedinci asırda yaşamıştır. Âilesi Âzerbaycan'ın Zencan şehrinden Tokat'a göçmüştür. TURHAL ŞEYHİ MUSTAFA EFENDİ: Turhal Şeyhi diye de meşhûr olan Mustafa Efendi on sekizinci yüz yılda yaşamıştır. Mustafa Efendinin kabri ise Turhal'da Kesikbaş Câmii yanında bulunan Kesikbaş türbesinde olup, ilçede en çok ziyâret edilen yerlerden biridir.” İfadelerini kullandı.

MÜFİDE ERSOY, "MUSTAFA ABİMİN HER DEDİĞİ MUTLAKA ÇIKARDI”

Programa katılan Müfide Ersoy, Tokat'ta "Abduş" olarak tanınan ve kerametleriyle bilinen merhum Mustafa abisi ile ilgili hatıralarını anlattı. Ersoy, “Mustafa abime ‘Abduş’ derlerdi kendisi bu isme çok kızardı. Mustafa abimin her dediği mutlaka çıkardı. Çok duasını aldım. Allah mekânını cennet eylesin. İnsana baktığında üzüntüsünü derdini anlardı. Bazı cenazelerde ev sahibinin haberi olmazmış, Mustafa abim gidip evin eşiğine oturup ‘kalkın cenazeniz var evde’ dermiş onlara. O evde yaşayanlar cenazeyi gördüklerinde “sağlam yattı, ne zaman öldü anlamadık” diye şaşırırlarmış. Sonradan bana anne demeye başladı. Her an duamda ve hep onu anarım.” Dedi.

GÜLŞEN BEKGÖZ’ÜN TRAFİK KAZASINDAN MUCİZEVİ KURTULUŞ ANISI

Gülşen Bekgöz, türbe ziyaretlerinin ve duaların önemine değinerek, yaşadığı bir trafik kazasından bu sayede korunduğuna inandığı bir anısını paylaştı. Her türbe ve mezarlık gördüğünde dua okuduğunu ve ruhlarına bağışladığını söyleyen Gülşen Bekgöz, “Konya’da yolculuk yapıyorduk. Bir türbe gördüm, duamı okudum ve “Allah’ım bizi görünür görünmez kazalardan koru” dedim. Araçla biraz ilerleyince kamyon önümüze kırdı, arabamız çok şükür bir anda durdu, bize bir şey olmadı. Allah’ın bir mucizesi olduğuna inandım. Nerede türbe, mezarlık görsem duamı okuyorum ve ruhlarına bağışlıyorum. Ülkeme, milletime dualarımı eksik etmiyorum” ifadelerini kullandı.

Gülşen Bekgöz, “Şehir içindeki evliyalarımızın dışında Horasan'dan Kazova'ya 7 tane Horasan ereninin geldiği söylenir. Bunun üç tanesi Emir Seyit'tedir: Bir tanesi Pazardadır, biri Dereköy'dedir, birisi Keçeci Baba'dır, biri de Kat köyündedir. Kat köyündeki bu altı kardeşin kız kardeşidir. Eskiden televizyon yoktu, büyüklerimiz bize masal gibi anlatırlardı. Kat'taki kız kardeşlerini istemediği biriyle evlendirmeye kalkmışlar; atın üzerinde gelin olarak giderken o kadar çok üzülmüş ki o kat civarında aniden sır olmuş. Babası kızını o kadar çok aramış bulamamış ve 'Kat kat ettim bulamadım evladım, kat kat olasın, her derde deva olasın' demiş. Şimdi insanlar Kat Türbesini ziyaret ediyor, şifa buluyor. Kadın evliyalarla ilgili olarak; kadınlar zaten doğuştan evliya.” dedi.

VEYSEL ŞAHİNKUŞ, “ALLAH DOSTLARI ÖLÜ DEĞİLDİRLER”

Çocukken şahit olduğu bir hatırayı anlatan Veysel Şahinkuş, “Çocuk yaşlarındayım, o dönemde zikir geceleri tertip ediliyordu. Rahmetli dedem de beni hiç bırakmazdı, illaki o zikir gecelerine beni de götürürdü. Yine bir Kadir gecesinde zikirden çıktık; Parakende Camisinin önüne yukarı çıkan yoldan evimize gideceğiz. Dedeme dedim ki, 'Dede şuraya baksana, bu ne ki' dedim. Tam Şeyh Şirvani Hazretlerinin olduğu bölgede bir nur direklenmiş; ama öyle böyle değil, gözleri kamaştıran bir nur. Dedem baktı şöyle bir irkildi, sonra başladı ağlamaya ve benim gözlerimden öpmeye başladı. Üç gün boyunca dedemin ağladığını bilirim; o manevi atmosferin heyecanını, şokunu ancak üç günde zor atlatmıştı. Çocukken böyle bir hatırayı yaşamak nasip oldu bizlere. Allah dostları ölü değildirler, bilakis onlar diridirler ve manevi irşatları halen devam ediyor. ”dedi.

HORASAN ERENLERİ DUALARLA ANILDI

Program, Derviş Ağa Camii Müezzini İbrahim Demir, Delik Kapı Camii Müezzini Salih Cıdık’ın Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve seslendirdikleri ilahilerin ardından, Tokat Müftü Yardımcısı Engin Çiçek’in yaptığı dua ve çiçek takdimi ile sona erdi.