<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tokat Son Dakika Olay Haber | SesimizGazetesi.com</title>
    <link>https://www.sesimizgazetesi.com</link>
    <description>Son dakika Tokat Haberleri, Tokat güncel Haber, Tokat Olay Haber, Tokat güncel intihar haberleri, cinayet haberleri, Tokat spor haberleri, Tokat elektrik kesintileri, defin listesi, korona tablosu</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sesimizgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 14:10:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Kar örtüsü keneleri yok etmiyor']]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.</p>

<p>Tokat'ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye'de zaman zaman görülen aşırı yağışların 'iklim düzensizliği' olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan 'kış uzun sürerse yazın kene azalır' düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti.</p>

<p>'Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor'</p>

<p>Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, 'Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir' dedi.</p>

<p>'Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, 'Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını 'Gené's organı' adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor.jpg" type="image/jpeg" length="94509"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu açıkladı: Sağlıkta bilim adamlarına SGK destekli araştırma dönemi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, 'Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, 'Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak' dedi.</p>

<p>Bir dizi program için Tokat'a gelen Bakan Memişoğlu valilik ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigarayı bırakma çağrısı yaptı</p>

<p>Memişoğlu yaptığı açıklamada, 'Ben toplumumuza özellikle sağlıklı yaşamlarıyla ilgili, sağlıklı kalmalarıyla ilgili çaba harcamalarını, bağımlılıklardan uzak kalmalarını özellikle istirham ediyorum. Biliyorsunuz bu hafta Yeşilay Haftası. Yeşilay; sigara bağımlılığından madde bağımlılığına kadar her türlü mücadelede toplumumuzun yanında, bizlerin yanında. Toplumumuz da bu konudaki bağımlılıklardan uzak kalmak için sağlıkçılarla beraber inşallah, özellikle Ramazan ayı gibi mübarek ayda, irademizi güçlendirdiğimiz ayda hazır fırsat var; bu ayda kötü alışkanlıklarımızdan, özellikle sigaradan kurtulmanın en güzel zamanlarını yaşayacaklar. Bizlere başvururlarsa Sağlıklı Hayat Merkezlerine, hastanelere, sigara bırakma polikliniklerine, beraber bu illetten onları kurtaracağımıza söz veriyorum' dedi.</p>

<p>Bilim adamlarına maliyet desteği geliyor</p>

<p>Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında bilimsel araştırmalara SGK desteği sağlanacağını söyleyerek, 'Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile beraber Sosyal Güvenlik Kurumu'nun çabasıyla, özellikle Türkiye'de yeni bir şey söyleyecek bilim insanlarının yapacakları çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda dünyaya ve sağlığa katkı verilecek çalışmalarla ilgili, bu çalışmalarda hastalarımızın maliyetlerini Sosyal Güvenlik Kurumu karşılayacak. Bu özellikle 'üreten sağlık' mottomuzdaki Türkiye'deki yeni şeylerin söylenmesiyle ilgili gerçekten iyi bir finansal kaynak olacak. Özellikle bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın bu konudaki desteğiyle çok iyi şeyler söyleyeceğine, dünyaya yeni tedavi yöntemleri, yeni ilaçlar, yeni cihazlar kazandıracağına eminim. Bu konuda üretmeye, üreteni desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye; koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı yaşayacak ve dünyada nasıl sağlık hizmetinde örnek olmuşsa, sağlığın teknolojisinde de biliminde de örnek ülke haline gelecek' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/03/agency/iha/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi.jpg" type="image/jpeg" length="60288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat'ta şap hastalığına karşı yoğun mesai]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen 2026 yılı ilkbahar şap aşılama programı kapsamında Tokat genelinde büyükbaş hayvanlara yönelik aşılama çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen 2026 yılı ilkbahar şap aşılama programı kapsamında Tokat genelinde büyükbaş hayvanlara yönelik aşılama çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tokat İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelleri ile sahada görev yapan veteriner hekimler, şap hastalığına karşı hayvanları koruma altına almak amacıyla köy köy gezerek aşılama faaliyetlerini sürdürüyor. Program çerçevesinde hayvan sağlığının korunması, verim kayıplarının önlenmesi, üreticilerin ekonomik zararlarının azaltılması ve güvenli hayvansal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefleniyor. Yetkililer şap hastalığının bulaşıcı yapısı nedeniyle aşılama çalışmalarının zamanında ve eksiksiz yürütülmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca il müdürlüğü personeli, yetiştiricilerin belirlenen takvim doğrultusunda hayvanlarını aşılatmaları ve görevli ekiplere gerekli kolaylığı sağlamaları çağrısında bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/03/agency/iha/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai.jpg" type="image/jpeg" length="78176"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evden uzak 2 yıllık lösemi tedavisinde torununun yanından ayrılmayan anneanne mutlu sona ulaştı]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilecik'ten, Eskişehir'e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez'e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi. İlik nakli ile iyileşen Berat Terlemez, 'Hastalıkta yanımda olan anneanneme ben bakacağım. Kanser tedavisi görenlere donör olmak istiyorum ve kitaplarımla oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilecik'ten, Eskişehir'e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez'e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi. İlik nakli ile iyileşen Berat Terlemez, 'Hastalıkta yanımda olan anneanneme ben bakacağım. Kanser tedavisi görenlere donör olmak istiyorum ve kitaplarımla oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim' dedi. </p><p>Bilecik'te yaşayan Berat Terlemez, 2 yıl önce baş ağrısı, bulantı, kusma ve kemik ağrıları şikâyetleriyle hastaneye gitti. Burada daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uzmanlığını alan bir doktor, kan sayımındaki anormalliklerden dolayı hastayı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yönlendirdi. Burada muayeneleri yapılan Berat Terlemez'in kan kanseri olduğu tespit edildi. Annesi-babası ayrı olan Berat Terlemez ile ailesi yakından ilgilense de 69 yaşındaki anneanne Kadriye Maltaş bir an bile torunun yanından ayrılmadı. Tedavisi için Bilecik'ten Eskişehir'e torunuyla gelen 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, en çok kalacak yer konusunda problem yaşadı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından anneanne ve toruna kurumun misafirhanesinde oda tahsis edildi. Fedakar anneanne torununun 2 yıllık tedavi ve eğitimi konusunda sağlık problemlerine rağmen bir an bile yanından ayrılmadı. Kızılay'ın Türkkök Projesi'nden uygun donör bulunduktan sonra ilik nakli olan Berat Terlemez sağlığına kavuştu. </p><p>Torunun en büyük arkadaşı anneannesi oldu </p><p>İyileştiği için çok mutlu olduğunu anlatan Berat Terlemez, bu zorlu süreçte en büyük destekçisi anneannesinin yanından hiç ayrılmayacağına ve ileride ona kendisinin bakacağını söyledi. Hastanede özellikle çocuklar için zamanın zor geçtiğinin altını çizen Berat Terlemez, evindeki kitap ve oyunlarını onkoloji servisine bağışlayacağını belirtirken, ilerde kendisinin de donör olacağını bildirdi. Torunun iyileştiğini gördüğü için oldukça mutlu olan anneanne şimdi de kendi sağlığı için hastanede tedavi görmeye hazırlanıyor. </p><p>'Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, 'Berat, 2 yıl öncesinde bize başvurdu. Yaptığımız tahliller ve tetkikler sonucunda, Berat'ın beyninde de tutulum yapmış olan bir kan kanseri hastalığı olduğunu tespit ettik. Bu süreçte Berat'ın ailesi de birtakım sıkıntılar yaşamaktaydı. Anne ve babası ayrı hayatlar sürüyordu. Ancak bu zorlu dönemde çocuklarını yalnız bırakmadılar ve her zaman destek oldular. Berat'ın en önemli destekçisi ise anneannesi oldu. Yaşı ileri olmasına ve kendi sağlık sorunları bulunmasına rağmen, kendi sağlığını öteleyerek öncelikle torununa yardımcı oldu ve onun bakımını üstlendi. Hastalığı kontrol altına alabilmek için öncelikle bir kemoterapi tedavisi uyguladık. Ancak kemoterapi tek başına yeterli gelmeyince nakil yapma kararı aldık. Berat bu konuda şanslıydı. Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu. Tam uyumlu vericiden aldığımız kök hücrelerle nakil işlemini gerçekleştirdik. Nakil prosedüründeki hazırlık rejiminde Berat'ın ışın alması gerekiyordu. Fakat bu tedaviyi o dönemde hastanemizde uygulama şansımız olmadığından, diğer doktor arkadaşlarımızın desteğiyle kendisini Kocaeli'ye yönlendirdik. Sürecin devamında, daha önce kullanılan ilaçlara bağlı olarak birtakım kemik ve eklem sorunları gelişti. Özellikle kemik erimesi nedeniyle yürüyemeyecek kadar ciddi ağrıları vardı. Kemiği güçlendirecek tedavilerin ardından çocuğumuzu hiperbarik oksijen tedavisine yönlendirdik. Bu dönemde ciddi bir konaklama problemi yaşandı, çünkü aile Bilecik'ten gelip gidiyordu ve tedavinin günlük alınması gerekiyordu. Gidip gelmeleri mümkün olmadığı için üniversitemizin misafirhanesinde onları ağırladık. Bu sırada temel ihtiyaçlarını da yardımseverlerle iletişim kurarak karşıladık. Tedavi nedeniyle Berat okul hayatından da ayrı kaldı. Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler aldığı için bir süre okula gidemedi. 'Artık okula gidebilir' dediğimiz noktada ise kemik ve eklem problemleri engel olarak karşımıza çıktı. Okulda merdiven çıkması ve ayakta kalması çok zordu. Berat meslek lisesinde okuduğu için evde eğitim başvurusunda bulunduk. Ancak uygulamalı bir okul olduğu gerekçesiyle bu talebimiz reddedildi. Bunun üzerine çocuğumuz, yine anneannesinin büyük çabalarıyla Anadolu Lisesi'ne geçiş yapmış oldu' dedi. </p><p>'Anneannem her zaman yanımdaydı' </p><p>Hastalığını yendiği için mutlu olan 15 yaşında Berat Terlemez, 'Bu hastalıkla iki sene önce tanıştım. İlk zamanlar her şey çok tuhaf geldi, kendi kendime 'Acaba yapamaz mıyım, başaramaz mıyım?' diye sordum. Ardından ailem elimden tuttu ve bana bu süreci atlatabileceğimi hissettirdiler. Onların desteğiyle yoluma devam ettim. Süreç boyunca kimi zaman çok ağrım oldu, kimi zaman acılar içinde yerimde duramadım. Ama her zaman doktorlarım bir çaresini buldu. Onlara gerçekten minnettarım, emeklerine sağlık, Allah hepsinden razı olsun. Anneannem her zaman yanımdaydı ve hâlâ da yanımda olmasını çok istiyorum. Bana çok destek oldu, hep arkamda durdu ve hiçbir zaman pes etmemem gerektiğini söyledi. En büyük destekçim oydu diyebilirim. Benimle birlikte günlerce hastanede yattı. Kendi hastalıklarını benim için göz ardı etti. Ben iyileştikten sonra nihayet kendi tedavisine vakit ayırabildiği için çok memnunum. Şimdi kendisinin de sağlığına dikkat etmesini istiyorum. Kendimi daha iyi hissettiğimde ben de ona bakacağım' diye konuştu. </p><p>'Kitaplarımı ve oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim' </p><p>Hayalleri hakkında konuşan Berat Terlemez; </p><p>'Gelecekteki en büyük hayalim makine mühendisi olmak. Okul ortamını, o samimiyeti, arkadaşlarımla eğlenmeyi ve hatta dersleri bile çok özledim. Ayrıca bir gün ben de donör olmak istiyorum, çünkü bana donör oldular ve yaşamamı sağladılar. Ben de diğer insanların hayata tutunması için mutlaka başvuruda bulunacağım. Hastanede benimle aynı hastalığı çeken birçok insan vardı. Kimisiyle çok yakın arkadaş olduk, kimisiyle sadece aynı ortamı paylaştık. Hemşirelerle, doktorlarla çok güzel dostluklar kurduk, ortamımız gerçekten çok iyiydi. İnşallah oradaki herkes bir an önce sağlığına tamamen kavuşur ve dışarıda istediği gibi mutlu bir hayat sürer. Onlar için eskiden okuduğum kitapları ve elimdeki masa oyunlarını hastaneye hediye edeceğim. Yeter ki orada sıkılmasınlar, tedavileri boyunca iyi vakit geçirsinler.' </p><p>'Hayatı yoluna girdikten sonra, huzurla bu dünyadan göçebilirim' </p><p>Torunun en büyük destekçisi olan 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, 'Hastaneye, tüm çalışanlara, ekibe ve hocamızın ekibine çok teşekkür ederim; hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bize her konuda yardımcı oldukları gibi, dışarıdan bazı hayırseverlerin desteğine ulaşmamızı sağladıkları için de minnettarım. Dışarıdan gelen hastalar için ulaşım konusu gerçekten zorlayıcı olabiliyor. Hastaların düzenli gidip gelebilmesi için araç desteği sağlanması ve düzenli olarak psikologların evlere giderek bu ailelere destek vermesi çok önemli. Refakatçiler için kalacak yer meselesi de göz ardı edilmemesi gereken bir ihtiyaç. Özellikle onkoloji bölümünde, hastalar ve refakatçiler olarak her türlü zorlukla karşılaşıyoruz, bu süreçte yıprandığımız için zaman zaman yanlış anlaşılmalar ya da moral bozuklukları yaşayabiliyoruz. Bu yüzden bölüme kalıcı bir 'onkoloji psikoloğu' atanması en büyük beklentimiz. Berat'ın eğitimi için çok mücadele ettik. Rehberlik bölümünden raporlar istediler, hastaneler arası yönlendirmeler oldu. Berat'ın okuduğu okul, derslerin uygulamalı olması nedeniyle eve öğretmen gönderilemeyeceğini söyledi. Okul müdürleriyle ve rehberlik birimleriyle tekrar tekrar konuştuk, 'Başka bir okul üzerinden öğretmen gönderme şansımız var mı?' diye sorduk. Sonunda istekli olan öğretmenlerin ve bazı temel derslerin hocalarının eve gelmesi sağlandı ancak tüm dersleri tam olarak alamıyor. İçimizde hep 'Acaba hastalık tekrarlar mı?' korkusu vardı. Hastanede diğer hasta yakınlarıyla yardımlaşırken, 'Seninki nasıl oldu, benimki nasıl oldu?' diye konuşurken bazen karamsarlığa kapılsak da hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. Benim de sağlık sorunlarım vardı ama torunumla ilgilenirken hepsini erteledim. Berat'ın iyileştiğini duyduktan sonra ancak kendi tedavime başlayabildim. Berat'a hep söylüyorum, artık daha hareketli olması, hayata karışması kendi elinde. Tek isteğim okuyup iyi bir yerlere gelmesi, güzel bir iş bulması. Onun hayatı yoluna girdikten sonra, Hak ne zaman nasip ederse o zaman huzurla bu dünyadan göçebilirim' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Eskişehir</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 11:20:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/02/agency/iha/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti.jpg" type="image/jpeg" length="62968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nadir görülen pombe hastası Samsun'da ilk kez tedavi edildi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da ilk kez bir yetişkine, pompe (kas hastalığı) tanısı konuldu ve yine ilk kez tedavisine başlandı. Tedavi ile 55 yaşındaki hastanın kas kaybının durması ve solunumuna devam etmesi amaçlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da ilk kez bir yetişkine, pompe (kas hastalığı) tanısı konuldu ve yine ilk kez tedavisine başlandı. Tedavi ile 55 yaşındaki hastanın kas kaybının durması ve solunumuna devam etmesi amaçlanıyor. </p><p>Pompe gibi nadir kas hastalıklarında erken tanı ve zamanında tedavi, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak açısından kritik öneme sahip. Samsun Şehir Hastanesi Eğitim ve Araştırma Ek Hizmet Binası Nöroloji Kliniği, nöromüsküler ve genetik kas hastalıklarının tanı ve tedavisinde ileri tanı yöntemleri ve güncel tedavi protokolleri ile hizmet vermeye devam ediyor. Bu kapsamda hastanede multidisipliner ekip yaklaşımı ile ilk infüzyon güvenli şekilde gerçekleştirildi. Nöroloji Kliniği'nde, nadir görülen kalıtsal bir kas hastalığı olan pompe hastalığının (glikojen depo hastalığı tip 2) tedavisi ilk kez başarıyla gerçekleştirildi. Tanının ardından ilk ilaç 55 yaşındaki emekli Murat İşi'ye doktorlar tarafından başarıyla uygulandı. </p><p>'Bu tedaviyi Samsun'da ilk kez uyguladık' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Söz konusu hastalığın yetişkin düzeydeki ilk örneğine rastladıklarının altını çizen Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehlika Berra Özberk, 'Pompe hastalığı tanısı konulan hastamız, erişkin başlangıçlı pompe hastalığı olup oldukça nadir görülen bir hastalık. Kas yıkımı ve solunum tutulumu ile ilerleyen bir hastalık. Tedavi olarak tek seçenek enzim replasman tedavisi olup tek tedavi seçeneği olarak yer alıyor. Nöromüsküler Hastalıklar Birimimizin multidisipliner yaklaşımı sayesinde hastalığın tanısını koyduk ve bugün de ilk tedaviyi başarıyla uyguladık. Erişkin başlangıçlı pompe hastalığı sinsi seyirli, solunum tutulumlu ve kas yıkımıyla giden bir hastalık. Nadir bir hastalık olduğu için de gözden kaçabilme ihtimali var. Bu nedenle farkındalığa sahip olmak gerekir. Nöromüsküler Hastalıklar Birimi olarak hastanın pompe tanısını genetik olarak da doğruladık. Samsun'da erişkin başlangıçlı tedavi alan başka hasta yok. Çocukluk çağı başlangıçlı olan hastalarımız mutlaka var. Erişkin başlangıçlı hastalık olarak Samsun'da ilk kez bu tedaviyi uyguladık' dedi. </p><p>'Amacımız, kas yıkımını durdurmak, solunumun kötüleşmesinin önüne geçmek' </p><p>Tedavi ile amaçlarının hastanın kötüye gitmesini engellemek olduğuna da dikkat çeken Özberk, 'Hastamız, daha önce hastanemize başvurmadan önce miyopati (kas hastalığı) tanısı ile takip edilen bir hastaydı. Solunumsal tutulum ve başka belirtilerinin olması üzerine yaptığımız detaylı incelemede pompe tanısını doğruladık. Bu, tedavisi olan metabolik miyopatilerden bir tanesi. O yüzden bizim için çok değerli nadir hastalıklardan biri. Tedavisi olan hastalıklardan biri olduğu için de kas yıkımını durdurmak, solunum fonksiyonlarının kötüleşmesini önlemek ve hastalığın gidişatını yavaşlatmak için enzim replasman tedavisini uygulamaya devam ediyoruz. Tedavi 14 günde bir uygulanacak çünkü pompe hastalığında bu enzimin eksikliği olması nedeniyle metabolik miyopati ortaya çıkıyor. Bu yüzden enzim replasman tedavisi düzenli olarak verilmesi gereken bir tedavidir' diye konuştu. </p><p>Özberk ayrıca yaklaşan Nadir Hastalıklar Farkındalık Günü'ne dikkat çekerek, hastaların her zaman yanlarında olduklarını sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:35:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/02/agency/iha/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="89931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sigarayı bırakmak isteyenler için harekete geçti]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, tütün ürünleriyle mücadele konusunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, tütün ürünleriyle mücadele konusunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara sundu.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, sigara kullanımını azaltmak ve tütün ürünleriyle mücadele etmek amacıyla bir projeye imza attı. Sunulan hizmet kapsamında Halk Sağlığı Genel Müdürü Dr. Muhammed Emin Demirkol, il ve ilçelerde ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara vereceklerini açıkladı. 11 Temmuz tarihinde İçişleri Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı kurum hekimliklerinde başlayan çalışmanın 2 ay içinde dönüşümlü olarak tüm kamu kurumlarında yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bahsedilen kurumlara 2 ay boyunca haftada 1 gün olacak şekilde ‘Tütün Bağımlılığı Tedavisi Eğitimi’ almış bir hekim görevlendirilmesi yapılacak. Görevlendirilen alanında uzman hekim, kurum personeline tütün ve tütün ürünlerinin zararları konusunda bilgilendirme eğitimleri verecek. Sigara bırakma poliklinik hizmeti sunulacak. Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Tütün ürünleriyle mücadele konusunda seferberlik içerisindeyiz"</p>

<p>Tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini ve vatandaşları sağlıklı yaşamaya teşvik edecek birçok projeye imza atacaklarını belirten Demirkol, "Tütün ürünleriyle mücadele konusunda büyük bir seferberlik içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuya göstermiş olduğu hassasiyet ve vermiş olduğu destekle onların himayelerinde, yine Bağımlılık ve Mücadele Yüksek Kurulumuzun da toplantı kararları çerçevesinde, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da bu konuyla ilgili destekleriyle birlikte yoğun bir mücadeleyi tüm kurumlarımızla ve teşkilatlarımızla aktif bir şekilde yapıyoruz. Bu dönem içerisinde çapraz yönetimlerimizi illerimizde ve ilçelerimizde etkin ve yoğun bir şekilde yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bunun yanı sıra yine ‘Bağımlılık ve Mücadele Yüksek Kurulu’ kararları çerçevesinde çok önemli bir hizmeti de tüm illerimizde, başta Ankara olmak üzere bugün itibariyle başlatmış olduk. Bu kapsamda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetimiz yine sağlık çalışanlarımız ve bu konuda sertifikalı hekimlerimizin büyük gayretiyle de etkin bir şekilde sürdürülmeye başlamış oldu. Sağlık Bakanlığımızın ana binasında Bilkent yerleşkesinde sertifikalı hekimimiz tarafından Ankara İl Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmeti veriyoruz. Burada çalışan tüm çalışma arkadaşlarımızın hizmetinde olan ve sigara bırakmayı isteyen ekip arkadaşlarımıza hizmet verecek. Bunun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonunda Diyanet İşleri Başkanlığımız ve İçişleri Bakanlığımızın merkez teşkilatlarında, ana binalarında da 2 ay boyunca haftanın belirli günlerinde ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini hekimlerimiz vermiş olacaklar" diye konuştu.</p>

<p>"81 ilde sigara bırakma poliklinikleri aktif şekilde çalışıyor"</p>

<p>Projenin Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "Şu anda Türkiye’nin 81 ilinde ve tüm ilçelerimizde sigara bırakma polikliniklerimiz aktif bir şekilde çalışıyor. Toplamda son 3 ay içerisinde artan ivmeyle birlikte 671 sigara bırakma polikliniğimiz vatandaşlarımıza ücretsiz hizmeti sunmaktadır. Buradaki ilaçlarımız hekimlerimiz tarafından vatandaşlarımıza ücretsiz sunulmakta. Toplam bine yakın sertifikalı hekimimiz sigara bırakma ile ilgili hizmeti bu 671 poliklinikte veriyor. Bu yıl şimdiye kadar toplamda 72 bin sigara bırakma ile ilgili hizmeti vatandaşımıza ulaştırdık. Alo 171 hattını hatırlatmak istiyoruz. Sigara bırakma ile ilgili hem danışmanlık hizmeti alabilecekleri hem merak ettiklerini sorabilecekleri, en yakın sigara bırakma polikliniğinin yerini konumunu öğrenip randevu olabilecekleri önemli bir çağrı merkezimiz hizmet veriyor. Bunun yanı sıra Alo 171 hattımız sigara bırakma polikliniğinde hizmet almış vatandaşlarımızı 1 yıl boyunca en az 6 defa arayarak bu süreçleri yakından takip ediyor. Kapalı alanlarda sigara içme ile ilgili yasaklarımız etkin bir şekilde devam ediyor ve bu süreçleri yakından takip ediyoruz. ‘Yeşil Dedektör İhbar Hattı’ mobil uygulaması ile kapalı alanlarda sigara içilmesinin önüne geçmeye ve bunların denetimlerini etkin bir şekilde yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Şu anda en az 3 vatandaşımızdan 1’i sigara kullanıyor"</p>

<p>Türkiye’deki sigara kullanımına da değinen Demirkol, her 3 kişiden 1’inin sigara kullandığını ve bu oranı 6 kişiden 1’inin kullanmasına düşürmek istediklerini vurgulayarak, "Şu anda en az 3 vatandaşımızdan 1’i sigara kullanıyor. Bunu yüzde 30’un altına indirmeye çalışıyoruz. İlk hedefimiz bu rakamı yüzde 30’un altına çekmek, sonra da uzun dönemde yüzde 20’lerin altına çekmek ve belki de tamamen sıfırlamak istiyoruz. Şu anda 3 vatandaşımızdan 1’i sigara içiyorsa bu oranı yarılara indirelim. Her 6 vatandaşımızdan 1’i içecek hale inmiş olsun. Sonrasını da sıfırlayalım. Çünkü bu noktada farkındalık en önemli silahımız. Onun dışında evlatlarımıza okullarda ‘Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek Çalışma Programı’ çerçevesinde de farkındalığı vermeye çalışıyoruz. Bazen uzun yıllar bizim katkılarımızla sigara bırakma noktasında başarılı olamayan vatandaşlarımız bazen evdeki evladının söylemiyle sigarayı bırakmış oluyor. Çünkü sonuçlarıyla başta akciğer kanseri olmak üzere vücudumuzda yapmış olduğu birçok hasarla sevdiklerimizden bizi daha erken ayırabiliyor" açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="54108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kâbus sürüyor, keneden ölenlerin sayısı 11’e yükseldi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücuduna yapışan keneyi sağlık kuruluşunda çıkartmasına rağmen, yakalandığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) sonucu vefat etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücuduna yapışan keneyi sağlık kuruluşunda çıkartmasına rağmen, yakalandığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) sonucu vefat etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sivas’ta kene kabusu sürüyor. Bu yıl mart ayından itibaren kene yapışması sonucu ortaya çıkan KKKA nedeniyle ölenlerin sayısı 11’e yükseldi. Son olarak Sivas Merkez ilçeye bağlı Gülpinar köyünde ikamet eden H.A (59) kurtarılamayarak vefat etti. Hayvancılıkla uğraşan H.A’nın 1 ay önce omzuna yapışan keneyi bir sağlık kuruluşunda çıkarttırdığı, ancak daha sonra rahatsızlandığı öğrenildi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde KKKA tanısı konulan H.A, 1 ay süren tedaviye cevap veremedi ve geçtiğimiz gün vefat etti. H.A’nın 2 çocuk babası olduğu öğrenildi. H.A’nın cenazesi bugün hastane morgundan ailesine teslim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sivas</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi.jpg" type="image/jpeg" length="40836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp dünyasını şaşırtan ameliyat]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyat, tıp dünyasını şaşırttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyat, tıp dünyasını şaşırttı.</p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İsmet Çelik, Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Aydın Aktaş ve ekibi tarafından yapılan operasyonda 76 yaşındaki Asiye Taşdelen’in karaciğerinde toplamda 90 santimetreye ulaşan 3 ayrı kedi-köpek kisti ameliyatla çıkartıldı.</p>

<p>Kistlerin büyüklüğü dikkat çekerken Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İsmet Çelik, dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmediklerini belirterek Taşdelen’e yapılan gerekli tetkikler ve görüntüleme sonucu karaciğerinde üç adet kedi-köpek kisti (hidatik kist) tespit ettiklerini ifade etti. Çelik, başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ve sürecin yakından takip edildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kistin oluşumunu incelendiğinde kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördüklerini kaydeden Çelik, kedi ve köpeklerle temas eden kişilerin hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol ettirmeleri uyarısında bulundu.</p>

<p>Kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördük</p>

<p>Yapılan detaylı tetkiklerde kistin oluşumunu kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördüklerini belirten Çelik, "Trabzon’da Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi bir ilke vesile oldu. Hastamız Gümüşhane’den karın şişliği ve ağrısı ile bizlere müracaat etti. Geldiğinde ileri tetkikleri yaparak, tüm karnını dolduran bir kitle ile karşılaştık. Durumu detaylandırınca kistin oluşumunu kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördük. Hastamızın başka hastalıkları vardı. O hastalıkları ekarte edebilmek için ilgili branşlarla birlikte vakayı değerlendirdik. Hastamızın ameliyat olabilirliğini tartıştık. Konsey kararı ile ameliyatına karar verdik" dedi.</p>

<p>"Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmedik"</p>

<p>Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmediklerini ifade eden Çelik, "Asiye Hanım, maalesef ihmal edilmiş bir hastamız. Bu kist, kedi ve köpeklerin dışkısı ve yediği yiyeceklerle bulaşan bir hastalık. Bu kist, genellikle tesadüfen yakalanabilir. Karaciğere yerleşir. Bu hastamızda da durum öyle olmuş. Ameliyat olamayacağı söylenip eve yollanmış. Bizler detaylandırıp ameliyat kararı aldık. Hastamızın karaciğerinde 3 ayrı kist vardı. Tüm karnı kist ile kaplıydı. 2 tanesinin tamamına çıkardık. Diğerini ise kontrolle alarak içini boşalttık. Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmedik. Ameliyatımız 2 saat sürdü. Hastamızın safra yolları kontrol edildi. Hastamızın durumu gayet iyi. Solunum cihazından bağımsız olarak kendi başına solunum yapabiliyor. En korktuğumuz şey; alerjik bir durumun olması. 90 santim çapındaki kist vücuda yayıldığı zaman alerjik bir durumda hastanın ölümüne sebep olabilmesi. Göremediğimiz yayılımlar için tedbir alıyoruz" diye konuştu.</p>

<p>"Kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler"</p>

<p>"Kedi ve köpeklerle temas eden insanlar, o hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler" diyen Çelik, "Asiye Hanım, çiftçilik yapan bir ev hanımı. Bu yüzden kedi ve köpekle teması söz konusu. Evcil kedi ve köpek baktıkları için böyle bir şeyin olabileceğini düşünememişler. Bu kist 4-5 yıldan daha fazla bir süreçte oluşmuş. Kistin varlığı, kan testiyle, herhangi bir tarama sırasında ortaya çıkar. Herkeste oluşabilir. Karaciğer başta olmak üzere akciğer ve diğer organlara da bulaşabilir. Kedi ve köpeklerle temas eden insanlar, o hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat.jpg" type="image/jpeg" length="60626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Temizlenmeyen klimalar tehlike saçıyor]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan klima ve havuz kullanımıyla birlikte lejyoner hastalığı riski artıyor. Uzmanlar, özellikle otel, hastane ve spa gibi alanlarda klima ve su sistemlerinin düzenli temizlenmemesi halinde bu enfeksiyonun ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan klima ve havuz kullanımıyla birlikte lejyoner hastalığı riski artıyor. Uzmanlar, özellikle otel, hastane ve spa gibi alanlarda klima ve su sistemlerinin düzenli temizlenmemesi halinde bu enfeksiyonun ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Yaz mevsiminde sıkça kullanılan klima, duş başlığı, jakuzi, spa ve havuz gibi nemli alanlarda üreyen legionella bakterisinin, lejyoner hastalığına neden olabileceğini belirten uzmanlar, solunum yoluyla bulaşan bu akciğer enfeksiyonunun, özellikle 50 yaş üzerindekiler, sigara içenler, kronik hastalıkları bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyrettiğini ifade ediyor. Enfeksiyonun, rutin antibiyotiklere dirençli olması nedeniyle tanı ve tedavide özel yöntemler gerektiğini belirten uzmanlar, korunmanın en etkili yolunun ise klima ve su sistemlerinin düzenli bakımı ve hijyen kurallarına uyulması olduğu konusunda uyarıyor.</p>

<p>"Legionella türü bakteriler genellikle nemli ortamları sever"</p>

<p>Lejyoner hastalığının, legionella pneumophila başta olmak üzere diğer legionella türlerinin de sebep olabildiği bir akciğer enfeksiyonu olduğunu belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahar Kandemir, "Legionella türü bakteriler genellikle nemli ortamları sever. Özellikle klima sistemleri, su sistemleri, jakuzi, spa, duş başlığı gibi alanlarda mikroorganizmalar ürer ve enfekte su buharının solunması ile enfeksiyon insana bulaşır. Bu enfeksiyon açısından risk altındaki kişiler genellikle 50 yaşın üzerindeki, sigara içenler, altta yatan akciğer hastalığı olan, böbrek yetmezliği, diyabet, kanser gibi hastalığı olan, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanan ve bağışıklık sistemi zayıf olan hastalar bu enfeksiyon açısından risk altındadır. Hastalarda genellikle görülebilecek bulgular ise ateş yüksekliği, titreme, öksürük, nefes darlığı, bulantı, kusma, ishal, bilinç değişikliği, konfüzyon ve bunun dışında eklem ağrısı ve kas ağrısı gibi şikayetlerdir" dedi.</p>

<p>"Klima ve su sistemlerinin temizliği, bakımı ve dezenfeksiyon işlemlerinin düzgün bir şekilde yapılması gerekli"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu enfeksiyonun da diğer akciğer enfeksiyonlarında olduğu gibi tedavisinin mümkün olduğunu belirten Doç. Dr. Bahar Kandemir, "Diğer enfeksiyonlardan ayrımını sağlayan özelliklerden bir tanesi rutinde kullanılan penisilin ve penisilin türevi antibiyotiklere bu hastalığın yanıt vermemesi ve bunun dışında tanısal anlamda değerlendirecek olursak hastaların akciğer grafileri, balgam kültürleri, idrarda hızlı antijen testi, PCR ve ELISA yöntemi gibi yöntemler de tanısal anlamda kullanılabilen tetkiklerdir. Yani bu hastalıktan hastaların korunabilmesi için öncelikli olarak klima ve su sistemlerinin temizliğinin, bakımının ve dezenfeksiyon işlemlerinin düzgün bir şekilde yapılması gerekli. Özellikle otel, hastane gibi alanlarda bu bakımın sürekliliğinin sağlanması ve spa, jakuzi, havuz gibi alanlarda temizlik ve hijyen şartlarına dikkat edilmesi önem arz etmekte. Özellikle toplu alanlardan gelen hastalarda, otel tatilinden gelip de böyle semptomlar gören hastaların bir sağlık kuruluşuna başvurması ve hekimlerin de böyle bir durumda aklına legionella enfeksiyonunun da gelebilmesi önemli" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor.jpg" type="image/jpeg" length="56693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklarda doğru beslenme önerileri]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/asiri-sicaklarda-dogru-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/asiri-sicaklarda-dogru-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı Nevin Şanlıer, aşırı sıcaklarda nasıl doğru beslenilmesi gerektiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı Nevin Şanlıer, aşırı sıcaklarda nasıl doğru beslenilmesi gerektiğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye ve Avrupa genelinde hafta sonundan itibaren hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. Aşırı sıcaklarda nasıl doğru beslenilmesi gerektiğine ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Şanlıer, "Önünüzdeki hafta sonundan itibaren meteorolojinin tahminlerine göre Avrupa’da ve Türkiye’de sıcaklıklar artacak ve mevsim normallerinin üzerine çıkacaktır. Aşırı sıcaklar halsizlik, uyku hali, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemlerinin yol açabilir. Yaz sıcaklığından en çok etkilenenler çocuklar, yaşlılar, hamileler, kalp ve şeker hastalığı olan bireylerdir. Yaz aylarında sıklıkla görülen sağlık problemlerinin azaltılmasında sağlıklı beslenme ve bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi son derece önemlidir" dedi.</p>

<p>"Kahvaltı günün en önemli öğünüdür"</p>

<p>Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğuna dikkati çeken Şanlıer, "Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Yaz aylarında yapılacak kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çaylar tercih edilmelidir. Günde 3 ana,2- 3 ara olmak üzere 5-6 öğün şeklinde beslenilmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı"</p>

<p>Sıcaklarda yağlı besinlerden ve kızartma tüketiminden uzak durulması gerektiğini ifade eden Şanlıer, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağların kullanımı, yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması önemlidir. Ayrıca aşırı sıcak yaz günlerinde mevsimine uygun taze sebze ve meyveler en iyi seçenektir. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi gerekir. Hem günlük posa ihtiyacınızı karşılar hem de kan şekerimizin düzenlenmesine yardımcı oluruz. İçerdikleri antioksidanlar sayesinde ise bağışıklık sistemimizi güçlendirmiş olur."</p>

<p>"Hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir"</p>

<p>Aşırı sıcaklarda, hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlılara dondurma gibi tatlıların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Şanlıer, "Kan şekerini hızla yükselten ve hızlı düşüren besinlerin tercih edilmemesi, basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi lifli besinlerin tüketilmesine özen gösterilmelidir. Enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için yeterli sıvı alımı önemlidir. Sıvı alımı, vücutta oluşan toksinlerin atılmasında, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında ve metabolizma dengesinin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, yaz aylarında her gün en az 2-2.5 litre güvenli su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir" açıklamasında bulundu.</p>

<p>"Besinler yavaş ve iyi çiğneyerek tüketilmelidir"</p>

<p>Sıcak havalarda besinleri yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmesi gerektiğine değinen Şanlıer, "Besinler yavaş ve iyi çiğneyerek tüketilmelidir. Doygunluk hissi, yemek yendikten 15-20 dakika sonra hissedilmeye başlanır. Bu nedenle yavaş yavaş yemek yemeye özen gösterin. Yemek esnasında lokmalar arasında yemeğinize sık sık ara verin. Tuz tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir.Yaz aylarında aşırı tuz tüketimi tansiyon yükselmesine neden olabilir. Tuzun yetersiz miktarda tüketilmesi ise hücrelerimiz arasında yer alan sıvıların dengesini bozarak çok tehlikeli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu durum özellikle profesyonel sporcular açısından önemlidir. Günlük tuz tüketiminin 6 gramı aşmamasına özen göstermeli fakat tuzsuz bir hayata evet dememeliyiz" dedi.</p>

<p>"Besin zehirlenmeleri, aşırı sıcakların gözlendiği yaz aylarında artan hastalıklardan biridir"</p>

<p>Tatil mekanlarında tüketilen besinlere çok dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Şanlıer, "Besin zehirlenmeleri, aşırı sıcakların gözlendiği yaz aylarında artan hastalıklardan biridir. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan potansiyel riskli besinler açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir. Tatil mekanlarında tüketilen besinlere özellikle dikkat edilmeli, iyi pişmiş yemekler tercih edilmeli, az pişmiş veya çiğ etli besin tüketmekten kaçınılmalıdır. Kolay bozulabilen tavuk, balık yemekleri, soslu besinler ve krema içeren tatlıların güvenilir restoranlarda tüketilmesine özen gösterilmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"45-60 dakika kadar fiziksel aktivite yapmak ihmal edilmemeli"</p>

<p>Tok karna her gün 45-60 dakika arası fiziksel aktivite yapılması gerektiğini aktaran Şanlıer, şunları kaydetti:</p>

<p>"Tatil mekanlarında özellikle açık büfe şeklinde sunulan menülerde aşırı yemek yemekten kaçınılmalı, açık büfeden yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayacak şekilde besinler seçilmelidir. Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli besinlerden uzak durulmalıdır. Sıcak yaz aylarında özellikle virüslerden kaynaklanan bebek ve çocuklarda yaygın olarak görülen ishallerin önlenmesinde el temizliği ile sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkamak çok önemli olup, ishali olanlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Her gün mutlaka aç karnına olmamak kaydıyla 45-60 dakika kadar fiziksel aktivite yapmak ihmal edilmemeli, en güzel aktivite yürüyüş, yüzme, aktivitelerden kendimiz için en uygun olanı düzenli olarak yapılmalıdır."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="25" id="image-hover-icon" src="chrome-extension://pbhpcbdjngblklnibanbkgkogjmbjeoe/src/public/images/128px.png" style="cursor:pointer; display:block; left:23px; opacity:0.7; position:absolute; top:1718px" width="25" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/asiri-sicaklarda-dogru-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Jul 2025 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/3391681.jpg" type="image/jpeg" length="76490"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: "Keneler sadece ısırmıyor, ölümcül hastalıklar bulaştırıyor"]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-keneler-sadece-isirmiyor-olumcul-hastaliklar-bulastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-keneler-sadece-isirmiyor-olumcul-hastaliklar-bulastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarının arttığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Bostancı, "Kene ısırıkları sıradan bir yaz sorunu olarak görülmemeli. Özellikle Karadeniz Bölgesi gibi yeşil alanları bol bölgelerde yaşayanlar için risk oldukça yüksek. Son yıllarda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında artış gözlemleniyor ve maalesef bazıları ölümle sonuçlanıyor. Bu yüzden, erken müdahale ve bilinçli davranmak hayati önem taşıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarının arttığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Bostancı, "Kene ısırıkları sıradan bir yaz sorunu olarak görülmemeli. Özellikle Karadeniz Bölgesi gibi yeşil alanları bol bölgelerde yaşayanlar için risk oldukça yüksek. Son yıllarda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında artış gözlemleniyor ve maalesef bazıları ölümle sonuçlanıyor. Bu yüzden, erken müdahale ve bilinçli davranmak hayati önem taşıyor" dedi.</p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayanlar ve doğayla iç içe olan vatandaşların büyük risk altında olduğunu belirten Medical Park Ordu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Bostancı, artan ölüm vakalarına dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Fatih Bostancı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere birçok tehlikeli hastalığın keneler aracılığıyla bulaşabileceğini hatırlattı.</p>

<p>"Keneyi asla patlatmayın"</p>

<p>Kene ısırığında ne yapılması gerekildiğinden bahseden Uzm. Dr. Bostancı, "Kene ile karşılaşıldığında öncelikle panik yapılmamalı ve kene asla patlatılmamalıdır. Keneyi kendi başına çıkarmaya çalışmak yerine mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonraki 10 gün boyunca yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi belirtiler dikkatle izlenmeli; bu tür şikayetler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Doğada zaman geçirenler dikkat etmeli"</p>

<p>Doğada zaman geçiren kişilerin kene riskine karşı önlem almaları gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Bostancı, uzun otların bulunduğu veya ormanlık alanlarda bulunulacağı zaman vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve açık renkli giysiler giyilerek kenelerin daha kolay fark edilmesinin önemli olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Bostancı, özellikle çocukların bu konuda dikkatle gözlemlenmesi gerektiğine de dikkat çekti.</p>

<p>"Şüpheli durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun"</p>

<p>Kene ısırığı sonrası hastaneye başvurmaktan çekinilmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Fatih Bostancı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Her yaz dönemi bu konuda benzer uyarıları yineliyoruz ama ne yazık ki ihmaller ölümlere yol açıyor. Keneye karşı bilinçli olmak, sadece kendimizi değil, çevremizi de korur. Şüpheli durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-keneler-sadece-isirmiyor-olumcul-hastaliklar-bulastiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/4797322.jpg" type="image/jpeg" length="24748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Keskin: "Keneyi strese sokacak uygulamalardan kaçınalım"]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/prof-dr-keskin-keneyi-strese-sokacak-uygulamalardan-kacinalim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/prof-dr-keskin-keneyi-strese-sokacak-uygulamalardan-kacinalim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin; yaz aylarında artan kene vakalarına karşı korunma yolları ve doğru müdahale yöntemleri hakkında uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Keskin, "Asıl risk sırt bölgesindeki tükürük bezlerinde, kalan ağız parçası genellikle hastalık bulaştırmaz" dedi.
]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin; yaz aylarında artan kene vakalarına karşı korunma yolları ve doğru müdahale yöntemleri hakkında uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Keskin, "Asıl risk sırt bölgesindeki tükürük bezlerinde, kalan ağız parçası genellikle hastalık bulaştırmaz" dedi.
</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Prof. Dr. Adem Keskin, yaz aylarında artış gösteren kene vakalarına karşı önemli uyarılarda bulundu. Özellikle çalılık ve orman kenarlarında bulunan kene riskine dikkat çeken Prof. Dr. Keskin, tarım alanlarında çalışanların ve doğa yürüyüşlerine çıkan vatandaşların açık renkli, uzun paçalı kıyafetler giymesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Keskin, "Uzun paçalı kıyafetleri çorap içine sokarak kenelerin vücuda girişini engelleyebiliriz. Keneler genellikle siyah-kırmızı arası renklere sahip olduğundan açık renkli kıyafetler, üzerimize tırmanan keneyi fark etmemizi kolaylaştırır. Ayrıca mümkünse çizme giymeli ve kene kovucu spreyler kullanılmalıdır" dedi.
</p><p>Prof. Dr. Kesken: "Kene tutunması doğaldır, paniğe gerek yok"
</p><p>2008 yılından bu yana keneler üzerine çalışmalar yaptığını belirten Prof. Dr. Keskin, kendisinin de sahada bulunduğu süreçte zaman zaman kene ile karşılaştığını ancak doğru tedbirlerle bugüne kadar hiç kene tutunması yaşamadığını ifade etti. Keskin; "Üzerimde gezdiği oldu ama tutunma olmadı. Kene tutunması çok doğal bir durum. Önemli olan, keneyi erken fark edip doğru şekilde müdahale etmek" diye konuştu.
</p><p>Keneyi çıkartmak için sağlık kuruluşuna gitmeye gerek yok
</p><p>Kenenin çıkarılması konusunda vatandaşların yanlış uygulamalara yönelmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Keskin, Sağlık Bakanlığı’nın son protokolüne dikkat çekerek şunları söyledi:
</p><p>"Keneyi en kısa sürede vücuttan uzaklaştırmak gerekiyor. Bunun için mutlaka sağlık kuruluşuna gitmeye gerek yok. Keneyi bir cımbız, pens, ip, poşet ya da bez parçası yardımıyla kendimiz de çıkartabiliriz. Çıplak elle temas etmemeye özen göstermeliyiz."
</p><p>"Keneyi strese sokacak uygulamalardan kaçınalım"
</p><p>Keskin, yanlış müdahalelerin ciddi riskler doğurabileceğini belirterek; "Kenenin üzerine kimyasal madde dökmek, yakmak, delmek gibi işlemler kesinlikle yapılmamalı. Bu tür müdahaleler keneyi strese sokar ve hastalık bulaştırma riskini artırabilir" dedi.
</p><p>"Hipostom içeride kalabilir, bu sorun değil"
</p><p>Kenenin çıkarılması sırasında vücutta kalan ağız parçasının (hipostom) genellikle zararsız olduğunu belirten Prof. Dr. Keskin, "Bu kısım kan emmeye yarayan pipet benzeri bir yapıdır. Kenenin hastalık bulaştıran kısımları (tükürük bezleri) sırt bölgesindedir. Kalan parça daha sonra cımbız yardımıyla çıkarılabilir. Bu kısım koparsa kene kusma devam eder, tüm zehri bırakır gibi söylentiler doğru değil, keneler zaten zehirli de değildir, hastalık ajanlarını konaklarına bulaştırırlar" ifadelerini kullandı.
</p><p>Prof. Dr. Keskin, kenelerden korunmanın mümkün olduğunu, doğada bulunulduğu sürece her zaman dikkatli olunması gerektiğini vurgulayarak, vatandaşları bilinçli ve temkinli davranmaya çağırdı.
</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/prof-dr-keskin-keneyi-strese-sokacak-uygulamalardan-kacinalim</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 11:30:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/prof-dr-keskin-keneyi-strese-sokacak-uygulamalardan-kacinalim.jpg" type="image/jpeg" length="62746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek üstü bezi tümörlerinde organ koruyucu cerrahi seçenek: Parsiyel adrenalektomi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/bobrek-ustu-bezi-tumorlerinde-organ-koruyucu-cerrahi-secenek-parsiyel-adrenalektomi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/bobrek-ustu-bezi-tumorlerinde-organ-koruyucu-cerrahi-secenek-parsiyel-adrenalektomi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Güven Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Altuğ Tuncel, böbrek üstü bezi tümörlerinde parsiyel adrenalektomi yönteminin organ koruyucu bir cerrahi seçenek olduğunu ifade etti.</p>
<br />Güven Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Altuğ Tuncel, böbrek üstü bezi tümörlerinin cerrahi tedavisinde, bezin tamamı alınmadan sadece tümörün çıkarılmasına imkan tanıyan parsiyel adrenalektomi yöntemine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamasında, bu yöntemin dikkat çektiğini aktaran Tuncel, "Minimal invaziv tekniklerle uygulanan bu operasyon, hastaların böbrek üstü bezi fonksiyonlarını koruma açısından önemli avantajlar sağlıyor" dedi.
<br />
<br />"Bu bezlerde gelişen iyi huylu ya da kötü huylu kitleler klinik bulgulara neden olabilmektedir"
<br />Böbrek üstü bezlerinin adrenalin, kortizol, androjen, östrojen, progestojen ve aldosteron gibi hayati hormonların üretiminden sorumlu olduğunu ifade eden Tuncel, "Bu bezlerde gelişen iyi huylu ya da kötü huylu kitleler, hormonların dengesiz salgılanmasına yol açarak yüksek tansiyon, kilo artışı, ciltte değişiklikler ve su-tuz dengesinde bozulma gibi çeşitli klinik bulgulara neden olabilmektedir" diye konuştu.
<br />
<br />Daha az doku hasarı
<br />Prof. Dr. Tuncel, böbrek üstü bezi kitlelerinin tedavisinde genellikle kapalı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Bu tekniklerin kan kaybını azaltması, hastanede kalış süresini kısaltması ve iyileşme sürecine olumlu katkısı nedeniyle ön plana çıktığının altını çizen Tuncel, şunları söyledi:
<br />"Bazı hastalarda ise böbrek üstü bezinin tamamının alınmasına gerek kalmadan, yalnızca tümörlü dokunun çıkarılması yeterli olabiliyor. Bu durumlarda tercih edilen parsiyel adrenalektomi tekniğiyle, bezin çalışır durumda kalan kısmı korunabiliyor. Böylece hastanın yaşam boyu steroid tedavisine ihtiyaç duyma riski de azalıyor."
<br />Tuncel, 2021 yılında bir cerrahi uygulamada, parsiyel adrenalektomi sırasında floresan kızılötesi görüntüleme teknolojisini kullandıklarını aktardı. Bu teknoloji sayesinde, tümör ile sağlam böbrek üstü bezi dokusu arasındaki sınırın daha net belirlendiğini kaydeden Tuncel, böylece yalnızca sorunlu bölgeye müdahale edilmesinin mümkün hale geldiğine değindi.
<br />[gallery ids=""]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/bobrek-ustu-bezi-tumorlerinde-organ-koruyucu-cerrahi-secenek-parsiyel-adrenalektomi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 16:50:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/bobrek-ustu-bezi-tumorlerinde-organ-koruyucu-cerrahi-secenek-parsiyel-adrenalektomi_dcbda16d4cea.jpg" type="image/jpeg" length="86060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aronya’nın kan şekerini dengelediği belirlendi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/aronyanin-kan-sekerini-dengeledigi-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/aronyanin-kan-sekerini-dengeledigi-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aronya’nın kan şekerini dengelediği ve diyabet hastalarına iyi geldiği belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<br />Trabzon’un Akçaabat ilçe Belediyesi ile Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen ‘Akçaabat’ta yetiştirilen Aronya meyvesinin glisemiye (kan şekerine) etkisinin invivo incelenmesi’ başlıklı bilimsel çalışma tamamlandı. KTÜ İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (İLAFAR) 4 ay süren araştırmada, Akçaabat bölgesinde yetiştirilen aronya meyvesinin glisemik etkileri bilimsel yöntemlerle değerlendirildi. Üç aşamada gerçekleştirilen deneysel çalışmanın ilk iki aşamasında, aronyanın farelerde akut kan şekeri yüksekliği ve deneysel diyabet modelleri üzerindeki etkileri incelendi. Son aşamada ise piyasada yaygın olarak bulunan ticari meyve suları ile Akçaabat’ta üretilen aronya meyve suyunun kan şekeri üzerindeki etkileri karşılaştırıldı.
<br />Elde edilen bulgulara göre, yüksek oranda karbonhidrat içermesine rağmen aronya meyve suyunun kan şekerini artırmadığı ve ticari meyve sularına kıyasla daha kontrollü bir glisemik yanıt oluşturduğu belirlendi. Bu sonuç, aronyanın diyabet riski taşıyan bireyler için metabolik açıdan daha avantajlı bir alternatif olabileceğini ortaya koydu. Araştırma ekibi, aronyanın yalnızca yüksek antioksidan içeriğiyle değil, aynı zamanda kan şekeri üzerindeki dengeli etkisiyle de dikkat çektiğini vurguladı.
<br />Çalışmayla ilgili bilgi veren Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, "Akçaabat Belediyesi olarak sadece şehircilik ve altyapı yatırımlarıyla değil, aynı zamanda tarım ve sağlık alanındaki projelerle de bölgemize değer katmayı önemsiyoruz. Özellikle son yıllarda yerel tarım ürünlerimizi daha bilinçli şekilde değerlendirmek, üreticimizi desteklemek ve bu ürünlerin bilimsel yönlerini ortaya koyarak katma değer sağlamak adına çalışmalar yürütüyoruz. Bu doğrultuda aronya meyvesi gibi değerli tarım ürünlerinin yaygınlaştırılması, hem alternatif tarımın desteklenmesi hem de sağlıklı yaşamın teşvik edilmesi açısından büyük önem taşıyor. Aronya üretiminin Akçaabat’ta gelişmesi için önce üreticilerimizi teşvik ettik, ardından ürünün sağlık açısından etkilerinin bilimsel olarak araştırılması için Karadeniz Teknik Üniversitemizle iş birliği başlattık. Bu çalışma sayesinde, Akçaabat’ta yetiştirilen aronya meyvesinin yüksek karbonhidrat içeriğine rağmen kan şekerini yükseltmediği ve ticari meyve sularına göre çok daha dengeli bir glisemik profil sunduğu ortaya kondu. Bu da bize gösteriyor ki, doğru ürünü, doğru yöntemle işlediğimizde hem sağlıklı hem ekonomik değeri yüksek bir alternatif ortaya çıkabiliyor" dedi.
<br />[gallery ids="282953,282954"]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/aronyanin-kan-sekerini-dengeledigi-belirlendi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 15:35:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/aronyanin-kan-sekerini-dengeledigi-belirlendi_914d110da246.jpg" type="image/jpeg" length="13307"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tatilde çocuklara sorumluluk aşılanmalı]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/tatilde-cocuklara-sorumluluk-asilanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/tatilde-cocuklara-sorumluluk-asilanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Enise Öziç, yaz tatilinde çocuklara sorumluluk duygusunun aşılanması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<br />Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Psikoloji Bölümü’nden Klnk. Psk. Enise Öziç, yaz tatilinde çocuklara verilebilecek sorumluluklar hakkında ebeveynlere önerilerde bulundu. Aileler tarafından yaz tatilinde de çocuklara belirli sorumluluklar verilmesi gerektiğini belirten Enise Öziç, "Yaz olduğu için hiçbir sorumluluk vermiyoruz, okul dönemi zaten yoruldu gibi düşünceler yanlıştır. Sorumluluk, yaşına uygun olacak nitelikte hep olmalı. Bu sorumluluklar bardağını mutfağa götürmek; gereksiz yanan ışığı kapamak kadar basit de olabilir. Sorumluluk vermek, çocuğu yormak yerine günlük yaşamda yapabileceklerini görmesini sağlar" dedi.
<br />Aileler tarafından yaz tatilinde de çocuklara belirli sorumluluklar verilmesi gerektiğini belirten Klnk. Psk. Öziç, "Yaz olduğu için hiçbir sorumluluk vermiyoruz, okul dönemi zaten yoruldu gibi düşünceler yanlıştır. Sorumluluk, yaşına uygun olacak nitelikte hep olmalı. Bu sorumluluklar bardağını mutfağa götürmek; gereksiz yanan ışığı kapamak kadar basit de olabilir. Sorumluluk vermek, çocuğu yormak yerine günlük yaşamda yapabileceklerini görmesini sağlar. Sohbet edin, ama yargılamayın. Eleştirmeyin. Eksik ve yapmadıklarını ona sunmayın. Bunun yerine sevdiği bir konuda muhabbet açın. Hatıralarınızdan konuşun. Ortak yapmaktan keyif alacaklarınızla ilgili planlamalar yapın. Ekrandan tamamen uzak tutmayın. Sınırlarken de yerine yapabileceklerini onunla birlikte oluşturun. Zaman zaman sıkılıyorsa, sıkılmasına izin verin. En iyi keşifler kişi sıkıldığı zaman açığa çıkar" diye konuştu.
<br />
<br />"Sorumluluk vermek çocuğu yormak değildir"
<br />Ebeveynlerin çocuklar için yaz rutini belirlemesi önerisinde de bulunan Öziç, "Bu rutini kendi isteğinize göre değil, hepinizin ortak fikrine göre değerlendirin. Yazın tamamında tüm seçimleri ona bırakmayın. ’Her şeyi o seçiyor, her şeye o karar veriyor’ durumu doğru değil. Evin otoritesi anne ve babadır. Kendisi için bazı seçimleri yapabilecek olgunlukta olmadığını unutmayın. Çocuğa ‘Yaz tatilinde olduğu için hiçbir sorumluluk vermiyoruz, okul dönemi zaten yoruldu’ düşüncesi yanlıştır. Sorumluluk yaşına uygun olacak nitelikte hep olmalı. Bu sorumluluklar bardağını mutfağa götürmek; gereksiz yanan ışığı kapamak kadar basit de olabilir. Sorumluluk vermek çocuğu yormak yerine günlük yaşamda yapabileceklerini görmesini sağlar. ’Kitap okumuyor, o kadar söylüyoruz’ bahanesinin arkasına saklanmayın. Siz de kitap okuyarak ona örnek olun. Sözle değil, davranışla öğretin. Gerekirse okuma saatleri planlayın. Bol bol sarılın. Sevginizi dile getirin. Sevmediğiniz bir davranış sergilerse ona değil, davranışına tepki verdiğinizi iletin. Bol bol hatıra biriktirin. İş yoğunluğunuzda onun için özel zamanlar planlayın. Mümkün olduğunca ortak en az bir öğün yemek yemeye özen gösterin. Ancak herkesin ekransız olmasına özen gösterin" şeklinde konuştu.
<br />[gallery ids=""]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/tatilde-cocuklara-sorumluluk-asilanmali</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 15:06:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/tatilde-cocuklara-sorumluluk-asilanmali_0f241d863b51.jpg" type="image/jpeg" length="69151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı yaşam için bilinçlendirmeye devam]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/saglikli-yasam-icin-bilinclendirmeye-devam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/saglikli-yasam-icin-bilinclendirmeye-devam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DÜZCE(İHA) – Düzce’nin Akçakoca ilçesinde vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak, vücut kitle indeksi hesaplamaları gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<br />Akçakoca’da toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Ayşe Hanım Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ile Lütfiye ve İsmail Baha Horoz Aile Sağlığı Merkezi’nde stantlar kurularak vatandaşlara yönelik bilgilendirme faaliyeti gerçekleştirildi. Kurulan stantlarda vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak, Vücut kitle indeksi hesaplamaları gerçekleştirildi. Ölçüm sonuçlarına göre vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirme yapılarak, gerekli görülen durumlarda yönlendirmelerde bulunuldu.
<br />Gerçekleştirilen etkinlikle, vatandaşların sağlıklı yaşam alışkanlıkları konusunda farkındalıklarının artırılması hedefleniyor.
<br />[gallery ids="282558"]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/saglikli-yasam-icin-bilinclendirmeye-devam</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 12:45:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/saglikli-yasam-icin-bilinclendirmeye-devam_2498f6e787c7.jpg" type="image/jpeg" length="51994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas’ta jinekolojik onkoloji uzmanı hasta kabulüne başladı]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/sivasta-jinekolojik-onkoloji-uzmani-hasta-kabulune-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/sivasta-jinekolojik-onkoloji-uzmani-hasta-kabulune-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Dr. Sinem Özşahin Kılıç, Sivas Numune Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.</p>
<br />2013 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitiren Uzm. Dr. Kılıç, 2019 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında Uzmanlık Eğitimini, 2025 yılında ise Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi yandal eğitimini tamamladı. Sivas Numune Hastanesi’nde Jinekolojik Onkoloji göreve başlayan Uzm. Dr. Kılıç hasta kabulüne başladı. Sivas Numune Hastanesi resmi internet sayfasında yapılan duyuruda:
<br />"Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi polikliniğine başvurmak isteyen hastaların öncelikle ana branş polikliniklerinden muayene edilip yönlendirildikten sonra MHRS üzerinden randevu alarak başvurmaları gerekmektedir" ifadelerine yer verildi.
<br />[gallery ids=""]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/sivasta-jinekolojik-onkoloji-uzmani-hasta-kabulune-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 11:55:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/sivasta-jinekolojik-onkoloji-uzmani-hasta-kabulune-basladi_f31bcfb5ef6e.jpg" type="image/jpeg" length="30861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[D vitamini eksikliği anne ve bebeği olumsuz etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/d-vitamini-eksikligi-anne-ve-bebegi-olumsuz-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/d-vitamini-eksikligi-anne-ve-bebegi-olumsuz-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Endokrinoloji ve Neonatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, hamileler ve bebeklerde D vitamininin eksikliği ile ilgili önemli uyarılarda bulundu.</p>
<br />Vücutta kemiklerin oluşup sağlıklı kalmasında kalsiyumla birlikte önemli bir fonksiyonu olan D vitamini, bağışıklık sistemini destekleyerek kasların ve beyin hücrelerinin çalışmasını sağlıyor. DNA’ya doğrudan bağlanabildiği için aynı zamanda bir hormon olarak sınıflandırılan D vitamininin vücuttaki miktarı; cilt rengi, hangi coğrafyada yaşandığı ve yaşam tarzına göre değişebiliyor. Vitamin D’nin eksikliğinin de özellikle anne adayları ve bebeklere olumsuz etkileri olabiliyor.
<br />"D vitamini en çok güneşten alınır"
<br />Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, D vitamininin en çok güneşten alındığını söyleyerek, "Vücudun ne kadar D vitamini ürettiği birçok unsura bağlıdır. Bunlar arasında güneş ışınlarına hangi saatler arasında maruz kalındığı, mevsim, hangi coğrafyada yaşandığı ve cildin rengi önemlidir. Mesela nerede yaşadığınıza ve yaşam tarzınıza bağlı olarak, kışın güneşten çok ya da az veya hiç D vitamini alamazsınız. Yumurta, süt, balık ile hayvansal besinlerin yanı sıra mantar ve bazı sebzelerde de bulunan D vitamini en çok güneşten alınmaktadır. Vücutta yeterli miktarda D vitamini sentezlenmediğinde ve özellikle gebelik döneminde eksik olan D vitamini hem annede hem de doğumdan sonra bebekte ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır" dedi.
<br />D vitaminin beyin dokusunda önemli role sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kurtoğlu, "Vitamin D, bir vitamin olarak bilinmekte ise de hayatın tüm dönemlerinde birçok doku ve fonksiyonlarına olumlu etkileri nedeniyle hormon özelliği taşıdığı da kabul edilmektedir. Vitamin D eksikliği rikets, kemik zayıflığı, kemik erimesi ve çocuklarda erişkinlerde, yaşlılarda kemik kırıklarına yol açmaktadır.  Bu etkilerinin dışında vücut bağışıklığı, kardiovasküler fonksiyonlar, metabolik hastalık tablosu, kanser ve otoimmun hastalıklar açısından koruyucu etkileri ortaya konulmuştur. Böbreklerde aktif D vitamini formuna dönüşür.  Diğer etkilerine ek olarak beyin dokusunda önemli rollere sahiptir. Nöronlarda artma ve farklılaşma aşamalarında beyin ve sinirlerde vitamin D reseptörlere bağlanarak etki eder. Nörolojik gelişmeye olumlu katkıları ile ileri yaşlarda görülen dejeneratif beyin hastalıkları ihtimali azalmaktadır" ifadelerini kullandı.
<br />D vitamini eksikliğinin anne adayına etkileri hakkında bilgiler veren Kurtoğlu, "Gebelikte D vitamini eksikliği maternal inflamasyonun artışı ile birlikte tansiyon yükselmesi ve proteinüri yani preeklampsi ihtimalini artırır. Bu durum hamileler ve anne karnındaki bebeklerde hayati riske yol açabilir. Ayrıca gebelik diyabeti gelişebilir. Bebekte ise prematürite ve intrauterin büyüme kısıtlanmasına yol açmaktadır. Gebelikte obezite  yüzde 22 oranında gözlenmektedir. Gebelerde obezite artışı D vitamini eksikliğinde daha sıktır. Yağ dokusunun artışı ile D vitamini düzeyi düşmeye başlar ve anne-bebek için olumsuz sonuçlara yol açar. Gebelikte D vitamini eksikliği bağışıklık sistemini bozarak viral efeksiyonlarda artışa yol açar ve anne ile bebekte bir dizi probleme yol açar. Vajende aerobik ve anaerobik bakterilerin artışı bakteriel vajinosiz olarak bilinir. Vitamin D düzeyi yetersiz olan gebelerde vajinozis artar ve servikal bölgede (rahim) ve amnios sıvısında enfeksiyon gelişir. Bu durum prematüre doğum ve nörolojik problemlere yol açabilmektedir" dedi.
<br />Kurtoğlu, D vitamini düşüklüğünün bebek üzerindeki etkileri hakkında ise şu ifadeleri kullandı:
<br />"İntrauterin büyüme kısıtlanması, prematür doğum, düşük doğum ağırlığı, nöral tüp defektlerinde artış (belde açıklık ve kese). Gebelikte D vitamini eksikliğine bağlı enflamasyonla beyin gelişimi de olumsuz etkilenmektedir. Bebeklerde serebral palsy, anksiete, depresyom, otizm ve dikkat eksikliği hiperaktive bozuklukları sık görülmektedir. İlerleyen yaşlarda şizofreni, depresyon, demans ve Parkinson gibi dejeneratif beyin hastalıkları ihtimali artmaktadır. Ayrıca kardiovasküler problemler, metabolik sendrom, kanser ve otoimmün hastalıklarda artış daha fazla gözlenir. Kemik gelişimi ve sağlığında sorunlar oluşabilir. Bunlar arasında raşitizm,  osteomalazi, osteopeni, osteoporoz ve kırıklarda artma gözlenir."
<br />D vitamini eksikliğinde ne yapılmalı?
<br />Eksik D vitamini için yapılması gerekenler hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Kurtoğlu, "Ülkemizde 2005 yılında yapılan araştırmada gebelerde yüzde 81,7 ve bebeklerde yüzde 40 oranında D vitamini eksikliği tespit edilmiştir. Gebelik öncesinde vitamin D kaynakları ile beslenme ve D vitamini desteği önemlidir. Gebelikte D vitamini düzeyi 20 nanogram/ml altında ise yetersiz, 12 altında ise düşük olarak yorumlanır. Sağlık Bakanlığı gebelerde 12 haftadan sonra ve doğumdan itibaren 6 ay süreyle günlük D vitamini desteğinin bin 200 ünite olarak uygulanmasını önermektedir. Anne adaylarında yoğurt tüketimi de önemlidir. Bebeklere ise günlük 400 ünite D vitamini verilmektedir. Gebeler, D vitamininden zengin olan yumurta, süt, yoğurt,  karaciğer ve balık (somon, sardalye, uskumru, morina gibi) tüketimine önem vermelidir.  Bir yumurta 20, bir bardak süt 100, 1 tatlı kaşığı balık yağı 400,  100 gram somon balığı 345 ünite D vitamini içermektedir. D vitamini için güneşlenme önemli bir kaynaktır. Derinin hafif pembeleşmesinin gerçekleştiği 15-30 dakika güneşlenme ile 2 bin ünite D vitamini üretilmektedir" ifadelerini kullandı.
<br />[gallery ids=""]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/d-vitamini-eksikligi-anne-ve-bebegi-olumsuz-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 11:10:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/d-vitamini-eksikligi-anne-ve-bebegi-olumsuz-etkiliyor_3ac5d1db8493.jpg" type="image/jpeg" length="77764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karın ağrısı deyip geçmeyin, ciddi hastalıkların belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/karin-agrisi-deyip-gecmeyin-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/karin-agrisi-deyip-gecmeyin-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Belkıs İpekçi, çocuklarda en sık görülen sindirim sistemi hastalıklarına dikkat çekti.</p>
<br />Çocuk gastroenterolojinin çocukların sindirim sistemiyle ilgili hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgilendiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Belkıs İpekçi, "Bu bölümde, yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi ve pankreas gibi organların hastalıkları takip edilir. Örneğin; çocuklarda sık karşılaşılan reflü hastalığı, çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalıkları (Crohn hastalığı ve ülseratif kolit), karaciğer hastalıkları, kronik karın ağrıları, beslenme bozuklukları ve sık ishal gibi durumlar çocuk gastroenterologlarının ilgilendiği hastalıklar arasındadır" dedi.
<br />Büyüme-gelişim problemleri ve beslenme sorunlarının da bu bölümün önemli çalışma alanları olduğunu kaydeden İpekçi, çocukların sağlıklı büyüyüp gelişmesini sağlamayı ve sindirim sistemiyle ilgili problemleri en etkili şekilde tedavi etmeyi amaçladıklarını vurguladı.
<br />Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çocuk gastroenteroloji hastalığına yönelik her türlü laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerinin mevcut olduğunu belirten Dr. İpekçi, endoskopi ünitesinde çocuklara üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve kolonoskopi gibi işlemler de yapılabildiğini dile getirdi.
<br />
<br />"Mutlaka uzmana başvurulmalıdır"
<br />Çocuk Gastroenteroloji Kliniği’ne hastaların en sık karın ağrısı, kabızlık, ishal, büyüme geriliği, sarılık gibi şikayetlerle geldiğini dile getiren Dr. İpekçi, "Çocuklarda karın ağrısı oldukça sık görülür ve çoğu zaman basit, kendiliğinden geçen nedenlerden kaynaklanır. Ancak bazı durumlarda karın ağrısı ciddiye alınmalı ve mutlaka uzmana başvurulmalıdır. Örneğin; ağrı şiddetliyse, aniden başladıysa veya giderek kötüleşiyorsa, karın ağrısına yüksek ateş eşlik ediyorsa, çocuğun kilo kaybı, iştahsızlık, sürekli kusma, kanlı dışkı gibi belirtileri varsa, karın ağrısı uzun süredir devam ediyor ve günlük hayatını olumsuz etkiliyorsa, karında sertlik, şişlik ya da dokununca çok hassasiyet varsa, çocukta yürüme güçlüğü, idrar yaparken ağrı veya sarılık gibi ek şikayetler varsa mutlaka bir çocuk sağlığı hastalıkları veya çocuk gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü karın ağrısı bazı ciddi hastalıkların belirtisi olabilir ve erken tanı ile tedavi süreci çok daha başarılı olur" ifadelerine yer verdi.
<br />
<br />"Doğru tanı ile yönetilmeleri önemlidir"
<br />Çocuklarda gıda intoleransı ve alerjilerin de oldukça yaygın olduğuna dikkat çeken İpekçi, aralarında önemli farkların olduğunu vurguladı. Gıda alerjisini, bağışıklık sisteminin belirli bir gıdaya karşı anormal reaksiyon vermesi durumu olarak açıklayan Dr. Öğr. Üyesi İpekçi, "Çocuklarda en sık görülen gıda alerjileri arasında süt, yumurta, fındık, soya, buğday ve deniz ürünleri bulunur. Yapılan çalışmalara göre, çocukların yaklaşık yüzde 6-8’i hayatlarının bir döneminde gıda alerjisi yaşayabiliyor. Bazı çocuklarda bu alerjiler zamanla düzelebilir" şeklinde konuştu.
<br />Gıda intoleransını ise bağışıklık sistemiyle ilgili olmayan, genellikle sindirim sistemi kaynaklı reaksiyon olarak açıklayan İpekçi "En yaygın intolerans tipi laktoz intoleransıdır. (süt şekeri sindirilememe) Gıda intoleransları, alerjilere kıyasla daha yaygındır ama genellikle hayatı tehdit edici değildir. Özetle, hem gıda alerjileri hem de intoleransları çocuklukta sık görülür ve doğru tanı ile yönetilmeleri önemlidir. Çünkü yanlış beslenme alışkanlıkları veya tanısız gıda kısıtlamaları büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.
<br />
<br />"Fastfood ve hazır gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı"
<br />Fastfood ve hazır gıdaların, genellikle yüksek yağ, tuz ve şeker içerirken, lif oranlarının ise oldukça düşük olduğuna değinen Dr. Belkıs İpekçi, "Bu tür beslenme alışkanlıkları çocuklarda sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyebilir. Örneğin, düşük lif tüketimi kabızlık gibi sindirim problemlerine yol açabilir, aşırı yağ ve tuz alımı, mide rahatsızlıkları ve reflü riskini artırabilir. Çocukların sağlıklı büyüyüp gelişebilmeleri için mümkün olduğunca taze, dengeli ve lif açısından zengin gıdalarla beslenmeleri çok önemlidir. Fastfood ve hazır gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, ebeveynler ve eğitimciler bu konuda bilinçlendirilmelidir" dedi.
<br />Çocukların sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olması için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalara da değinen İpekçi, dengeli ve çeşitli beslenmenin önemli olduğunu ifade etti. Çocuklara taze sebze, meyve, tam tahıllar ve lif açısından zengin gıdalar sunmanın sindirim sistemini desteklediğini dile getiren Öğr. Üyesi İpekçi, fastfood ve işlenmiş gıdaların mümkün olduğunca azaltmanın önemli olduğunu vurguladı.
<br />
<br />"Çocuklarda stres ve kaygı sindirim problemlerini tetikleyebilir"
<br />Su tüketiminin sindirim sisteminin düzgün çalışması için gerekli olduğunu bildiren Dr. Öğr. Üyesi Belkıs İpekçi, günlük su tüketiminin çocukların yaşına ve kilosuna uygun şekilde sağlamaya özen gösterilmesi gerektiğinin üzerinde durdu. Hareketin, bağırsak hareketlerini destekleyerek kabızlığı önlediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi İpekçi, "Çocuklarda stres ve kaygı sindirim problemlerini tetikleyebilir. Rahatlatıcı ortamlar ve psikolojik destek gerektiğinde önemlidir. El yıkama gibi basit hijyen önlemleri enfeksiyonları önler ve sindirim sağlığını korur. Sindirimle ilgili şikayetler uzun sürerse veya ciddiyse mutlaka bir çocuk gastroenteroloğuna başvurulmalı" şeklinde açıklamasını tamamladı.
<br />[gallery ids=""]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/karin-agrisi-deyip-gecmeyin-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 11:00:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/karin-agrisi-deyip-gecmeyin-ciddi-hastaliklarin-belirtisi-olabilir_47955a2f48e0.jpg" type="image/jpeg" length="11444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz mevsiminde güneş gözlüğü kullanırken dikkat]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/yaz-mevsiminde-gunes-gozlugu-kullanirken-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/yaz-mevsiminde-gunes-gozlugu-kullanirken-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaz aylarında güneş gözlüğü kullanmanın önemini vurgulayan Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Kalkışım, "Gözlük seçiminde güneş gözlüğünün renginden çok ultraviyole koruması olması, aynı zamanda polarize dediğimiz yansıyan ışığı engelleme özelliğinin bulunması gerekiyor" dedi.</p>
<br />Güneş ışığında bulunan görünür ışığın haricinde ultraviyole olarak bahsedilen ışığın göz çevresinde tümörlere sebep olabileceğini belirten Medical Park Karadeniz Hastanesi’nden Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Kalkışım, "Yaz aylarının gelmesiyle güneşin sağlığımız üzerinde olumsuz etkileriyle daha çok karşılaşmaya başladık. Gözlerimiz de bundan nasibini alıyor. Güneş ışığında bulunan görünür ışığın haricinde ultraviyole dediğimiz gözümüzle görülmeyen bir ışık da mevcut. Bu ultraviyole dediğimiz ışık hem göz çevresini hem de gözümüzün kendisini etkileyebilmektedir. Göz çevresi cildinde hem iyi huylu hem de kötü huylu tümörlere neden olabiliyor. Gözde halk arasında ’kuş kanadı’ denen bizim ise ’pterjium’ dediğimiz hastalığa sebebiyet verebiliyor. Yine konjonktiva dediğimiz gözümüzün beyaz kısmını örten dokuda dejenerasyonlara ve tümörlere sebebiyet verebilmektedir. Aynı zamanda göz merceğinde erken katarakt oluşumu, göz arkasında bizim görmemizi sağlayan retina dediğimiz sinir tabakasında sarı nokta hastalığına sebebiyet verebiliyor" dedi.
<br />
<br />Yaz aylarında güneş gözlüğü kullanımının önemi
<br />Güneş gözlüğü kullanmanın önemine dikkat çeken Kalkışım, "Güneş ışınlarından korunmak için nasıl yaz aylarında cildimiz için güneş kremi kullanıyorsak, gözümüz için de güneş gözlüğü kullanmayı öneriyoruz. Gözlük seçiminde güneş gözlüğünün renginden çok ultraviyole koruması olması, aynı zamanda polarize dediğimiz yansıyan ışığı engelleme özelliğinin bulunmasını önemsiyoruz. Bu sayede hem ultraviyole ışığın olumsuz etkilerinden gözlerimizi koruyabiliriz hem de ışık yansımalarından etkilenmeyerek görüş kalitemizi arttırabiliriz. Kısacası hem sağlığımız hem konforumuz için güneş gözlüğü kullanımını öneriyoruz" diye konuştu.
<br />Çocukların gözlerinin yetişkinlere oranla daha hassas olduğunu dile getiren Kalkışım, "Çocuklarda da güneş gözlüğü kullanımını öneriyoruz. Çünkü çocuk gözleri güneş ışınlarına karşı yetişkinlerden daha hassas. O yüzden gözlük takamayacak yaştaki çocukları mutlaka direkt güneşe çıkarmak yerine gözlük takabilecek hale geldiklerinde de güneş gözlüğü takarak gün ışığına çıkarmalarını tavsiye etmekteyiz" ifadesini kullandı.
<br />
<br />Gözlük seçimi nasıl olmalı, nereden alınmalı?
<br />Güneş gözlüğü alırken gözlük seçiminin önemini de söyleyen Ahmet Kalkışım, "Gözlük seçimi yaparken de ultraviyole koruması UV 400 veya yüzde 100 ultraviyole koruma şeklinde güneş gözlüklerinin ya saplarının iç yüzeyinde ya da kutuların içlerindeki bilgilendirme broşürlerinde yazmaktadır. Vatandaşlarımızın gözlüklerini bu ifadelere dikkat ederek almalarını öneriyoruz. Boyut olarak kaştan elmacık kemiğine kadar uzanan yeterli büyüklükte gözlükleri önermekteyiz. Gözlük camının çok küçük olması güneş ışınlarını yeteri kadar bloke edememekte, üstten ve yandan göze ulaşan ultraviyole ışınlar sebebiyle koruyuculuk azalmaktadır. Renk olarak da daha çok füme ve kahverengi tonların kullanımını önermekteyiz. Gözlüklerini alırken bu konuda yetkilendirilmiş yegane yerler olan optik mağazalarından alınmasını öneriyoruz. Bunların dışındaki herhangi bir yerden, pazardan vs. alınan güneş gözlüklerinin ultraviyole korumaları çoğunlukla olmamaktadır. Bu tarz gözlükler, camları ne kadar koyu olursa olsun göze herhangi bir koruma sağlamamaktadır. Kısaca bu gözlüklere güneş gözlüğü şeklinde tasarlanmış sahte gözlükler diyebiliriz. Bunların kullanımı göze yarardan çok zarar verecektir" dedi.
<br />Yaz aylarında alerjik vakaların da artış gösterdiğinin altını çizen Kalkışım, "Yaz aylarında ayrıca bizim karşılaştığımız alerjik konjonktivit vakalarında bir artış oluyor. Bu durum hem yetişkinlerde olabilmekle beraber çocuklarda da bunun sıklıkla olduğunu görebilmekteyiz. Bu hastalığa daha çok bahar aylarında açmaya başlayan çiçeklerin polenleri, hava kirliliği, ev tozu ve evcil hayvan tüyleri sebep olmaktadır. Yapısal olarak hassas kişiler bu etkenlerle karşılaştıklarında genellikle gözlerde kızarıklık, kaşıntı, yanma, batma, sulanma, ışıktan kamaşma şeklinde şikayetler oluyor. Geldiklerinde göz damlaları ile bunun tedavisini yapabilmekteyiz. Özellikle çocuklardaki alerjik konjonktivit bizim için daha önemli. Çünkü onlarda gördüğümüz alerjik konjonktivitin basit olan tipinin yanında vernal hastalık dediğimiz daha ileri seviye alerjik konjonktivit çeşidi mevcut. Vernal konjonktivit daha uzun süreli tedavi ve daha sık takip gerektirmekte. Bu hastalık eğer ki çocukluk çağında tespit edilmez, çocuğa bunun tedavisi uygulanmaz ise bu çocuklar gözlerini sürekli kaşıdıkları için sonrasında ’keratokonus’ dediğimiz gözde ilerleyici hasar yaparak kalıcı görme azlığına sebebiyet verebilen bir hastalık oluşabiliyor. Çocuklarında bunun gibi alerjik bulgular var ise  ailelerin ihmal etmeden mutlaka göz hekimine başvurmalarını öneririm" diye konuştu.
<br />[gallery ids="282319,282320,282321"]</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/yaz-mevsiminde-gunes-gozlugu-kullanirken-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 09:30:41 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/06/yaz-mevsiminde-gunes-gozlugu-kullanirken-dikkat_49a550029825.jpg" type="image/jpeg" length="46715"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
