<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tokat Son Dakika Olay Haber | SesimizGazetesi.com</title>
    <link>https://www.sesimizgazetesi.com</link>
    <description>Son dakika Tokat Haberleri, Tokat güncel Haber, Tokat Olay Haber, Tokat güncel intihar haberleri, cinayet haberleri, Tokat spor haberleri, Tokat elektrik kesintileri, defin listesi, korona tablosu</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sesimizgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Jul 2026 11:32:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücuduna tutunan kene ile yüzük takma merasimine katılan besici, tehlikeyi hiçe sayarak 'Keneyi besiye aldık' dedi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/vucuduna-tutunan-kene-ile-yuzuk-takma-merasimine-katilan-besici-tehlikeyi-hice-sayarak-keneyi-besiye-aldik-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/vucuduna-tutunan-kene-ile-yuzuk-takma-merasimine-katilan-besici-tehlikeyi-hice-sayarak-keneyi-besiye-aldik-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat'ın Turhal ilçesinde hayvancılıkla uğraşan bir besici, bacağına tutunan kene ile arkadaşının yüzük takma merasimi katıldı, keneyi hastaneye gitmeden önce saatlerce üzerinde taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat'ın Turhal ilçesinde hayvancılıkla uğraşan bir besici, bacağına tutunan kene ile arkadaşının yüzük takma merasimi katıldı, keneyi hastaneye gitmeden önce saatlerce üzerinde taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay, Turhal ilçesine bağlı Necip köyünde yaşandı. Hayvancılıkla uğraşan Hadi Çelik'e arazide bulunduğu sırada kene tutundu. Arkadaşının yüzük takma merasimine gitmek için evden çıkan Çelik, bacağındaki kaşıntıyı fark edince ayağını kontrol etti. Bacağına tutunan keneyi gören Çelik, merasimi kaçırmamak için hastaneye gitmeyi erteledi. Daha önce de iki kez kene tutunan Çelik, çocukluk arkadaşının yüzük takma merasimine bacağındaki kene ile katıldı. Merasimin ardından hastaneye giden Çelik, keneyi sağlık ekiplerine çıkarttırdı.</p>

<p>'Yüzük merasimi bitene kadar keneyi besiye aldık'</p>

<p>Hayvancılıkla uğraştıkları için yıl boyunca sık sık keneyle karşılaştıklarını söyleyen Hadi Çelik, 'Necip köyünde ikamet ediyorum. Hayvancılıkla uğraşıyorum. Küçükbaş hayvanlarımız var. Haliyle de arazideyiz. Arazide de bu yıl kene çok var. Kardeşime belki de 30'uncu kene yapışması olmuştur. Benim de bugün 3'üncü kene yapıştı. Bugün de arkadaşımın yüzük takması vardı. Kene aldırmayı erteledik. Yüzük takmadan sonra nasip olursa keneyi aldıracağız. Mecbur ne olursa olsun keneyle yüzük takmaya gideceğiz. Onun başka bir yolu yok. Arkadaşımın yüzük takmasına keneyle gideceğim. Sonra da hastaneye gidip aldıracağız. Arkadaşın yüzük merasimi bitene kadar keneyi besiye aldık. Keneyi iyice besledik. Şimdi keneyi hastanede aldırma vakti geldi' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/vucuduna-tutunan-kene-ile-yuzuk-takma-merasimine-katilan-besici-tehlikeyi-hice-sayarak-keneyi-besiye-aldik-dedi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/07/agency/iha/vucuduna-tutunan-kene-ile-yuzuk-takma-merasimine-katilan-besici-tehlikeyi-hice-sayarak-keneyi-besiye-aldik-dedi.jpg" type="image/jpeg" length="46567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[(Düzeltme) Burun eğriliği horlama ve uyku apnesinin gizli nedeni olabilir]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/duzeltme-burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/duzeltme-burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Ceyhun Aksakal, burun eğriliğinin horlama ve uyku apnesinin gizli belirtisi olabileceğini belirterek burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Ceyhun Aksakal, burun eğriliğinin horlama ve uyku apnesinin gizli belirtisi olabileceğini belirterek burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Burun boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak ve kemik yapının çeşitli nedenlerle bir tarafa eğilmesine 'septum deviasyonu' adı verildiğini belirten, 'Septum deviasyonu toplumda oldukça sık görülüyor. Yaklaşık her 10 kişiden 7'sinde farklı derecelerde burun eğriliği bulunabiliyor. Toplumda oldukça yaygın görülen burun eğriliği yalnızca nefes almayı zorlaştıran basit bir sorun olarak görülmemeli. Gece saatlerinde burundan rahat nefes alamamak; horlama, ağız açık uyuma ve uyku apnesi gibi önemli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor' dedi.</p>

<p>Toplumda oldukça yaygın görülen burun eğriliği (septum deviasyonu), çoğu zaman yalnızca nefes alma güçlüğüne neden olan basit bir sorun olarak değerlendiriliyor. Oysa özellikle gece saatlerinde burundan rahat nefes alamamak; horlama, ağız açık uyuma ve uyku apnesi gibi önemli sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesinin ise yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğine dikkat çeken Medical Park Tokat Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Ceyhun Aksakal, burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini belirtti.</p>

<p>'Toplumun büyük bölümünde görülüyor'</p>

<p>Burun boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak ve kemik yapının çeşitli nedenlerle bir tarafa eğilmesine 'septum deviasyonu' adı verildiğini belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Septum deviasyonu toplumda oldukça sık görülüyor. Yaklaşık her 10 kişiden 7'sinde farklı derecelerde burun eğriliği bulunabiliyor. Bazı kişiler bunu hayatı boyunca fark etmeyebilirken, bazı hastalarda ise nefes almayı belirgin şekilde zorlaştırabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>'Burun tıkanıklığı horlamayı tetikleyebiliyor'</p>

<p>Burun eğriliğinin özellikle gece saatlerinde daha belirgin şikâyetlere neden olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Aksakal, 'İnsan fizyolojisi burundan nefes almaya göre tasarlanmıştır. Burun tıkandığında kişi ağız açık uyumaya başlıyor. Havanın ağızdan geçmesi ise küçük dil ve yumuşak damakta titreşim oluşturarak horlamaya yol açıyor. Bu nedenle burun tıkanıklığı, horlamanın en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Uyku apnesi riskini artırabiliyor'</p>

<p>Burun tıkanıklığının yalnızca horlamaya değil, uyku apnesine de zemin hazırlayabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Aksakal, 'Burun eğriliğine burun etlerinin büyümesi de eşlik ediyorsa tıkanıklık daha da artıyor. Bunun sonucunda kişi gece boyunca ağız açık uyuyor ve boğazdaki dokular hava yolunu daraltabiliyor. Bu durum da uykuda nefes durmaları yani uyku apnesi riskini artırabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Basit horlama ile uyku apnesi aynı şey değil'</p>

<p>Horlama ile uyku apnesinin birbirinden farklı tablolar olduğunun altını çizen Doç. Dr. Aksakal, 'Basit horlama çoğu zaman çevreyi rahatsız eden ritmik bir ses olarak karşımıza çıkar. Ancak uyku apnesinde nefes durmaları meydana gelir ve bu ciddi bir sağlık sorunudur. Uyku apnesi yaşayan kişiler sabah dinlenmeden uyanır, gün içinde sürekli uyku hali yaşar ve iş performansında belirgin düşüş görülebilir. Horlamanın düzensiz, çok şiddetli ve nefes durmalarıyla birlikte olması mutlaka değerlendirilmelidir' dedi.</p>

<p>'Ağız açık uyumak başka sorunları da beraberinde getiriyor'</p>

<p>Sürekli ağız açık uyumanın yalnızca uyku kalitesini bozmadığını söyleyen Doç. Dr. Aksakal, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Burundan geçen hava doğal olarak nemlenir ve filtrelenir. Ancak ağızdan alınan hava bu süzgeçten geçmediği için boğaz kuruluğu, sabah öksürüğü, sık farenjit ve yanma hissi görülebilir. Ağız içi ve diş etlerinin kuruması zamanla diş eti hastalıklarına, ağız kokusuna ve diş çürüklerine neden olabilir. Özellikle çocukluk çağından itibaren devam eden ağız açık uyuma alışkanlığı yüz gelişimini de olumsuz etkileyebilir.'</p>

<p>'Tedavi edilmeyen uyku apnesi ciddi hastalıklara yol açabiliyor'</p>

<p>Uyku apnesinin sadece gece yaşanan bir uyku problemi olmadığını belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Uyku sırasında nefes durmaları kandaki oksijen seviyesini düşürür. Bu durum uzun vadede yüksek tansiyon, kalp krizi, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları riskini artırabilir. Ayrıca insülin direnci gelişmesine bağlı olarak Tip 2 diyabet riski yükselebilir. Kronik yorgunluk, dikkat eksikliği, depresyon, anksiyete ve cinsel isteksizlik gibi sorunlar da görülebilir' dedi.</p>

<p>'Septum ameliyatı önemli katkı sağlayabiliyor'</p>

<p>Burun eğriliği ameliyatı olan septoplastinin birçok hastada nefes alma kalitesini belirgin şekilde artırdığını söyleyen Doç. Dr. Aksakal, 'Başarılı bir septoplasti sonrasında hastalar en çok rahat nefes alabildiklerini ifade ediyor. Burun tıkanıklığının giderilmesi horlamanın azalmasına ve uyku kalitesinin artmasına önemli katkı sağlayabiliyor. Ancak horlamanın tek nedeni burun değildir. Boğaz yapısı, bademcikler, dil kökü ve çene anatomisi de mutlaka değerlendirilmelidir' açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Tek başına her zaman yeterli olmayabilir'</p>

<p>Septum ameliyatının her hastada uyku apnesini tamamen ortadan kaldırmayabileceğini belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Uyku apnesi yalnızca burun kaynaklı gelişmez. Hastanın boğaz bölgesi ayrıntılı şekilde incelenmeli, gerekli görüldüğünde endoskopik değerlendirme yapılmalı ve uygun hastalarda uyku endoskopisiyle hava yolunun hangi seviyede daraldığı belirlenmelidir. Böylece en doğru tedavi planı oluşturulabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Uyku testi ihmal edilmemeli'</p>

<p>Şiddetli horlama, uykuda nefes durması, boğulma hissiyle uyanma, gündüz aşırı uyku hali ve dikkat dağınıklığı yaşayan kişilerin polisomnografi adı verilen uyku testini yaptırmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Tedaviye dirençli yüksek tansiyon, kalp ritim bozukluğu veya sürekli yorgunluk yaşayan hastalarda da uyku apnesi mutlaka araştırılmalıdır. Erken tanı hem yaşam kalitesini artırır hem de ileride gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir' dedi.</p>

<p>'Burun tıkanıklığı hafife alınmamalı'</p>

<p>Burun tıkanıklığının bazen alerji veya enfeksiyon gibi geçici nedenlerle ortaya çıkabileceğini, ancak uzun süredir devam eden şikâyetlerde mutlaka Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Aksakal, 'Uzun süre devam eden burun tıkanıklığında septum deviasyonu, burun eti büyümesi, polip ya da daha farklı nedenler araştırılmalıdır. Erken değerlendirme sayesinde hem horlama ve uyku kalitesi iyileştirilebilir hem de uyku apnesine bağlı gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/duzeltme-burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/07/yeni-proje-15-1.jpg" type="image/jpeg" length="13491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun eğriliği horlama ve uyku apnesinin gizli nedeni olabilir]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Aksakal, burun eğriliğinin horlama ve uyku apnesinin gizli belirtisi olabileceğini belirterek burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Aksakal, burun eğriliğinin horlama ve uyku apnesinin gizli belirtisi olabileceğini belirterek burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Burun boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak ve kemik yapının çeşitli nedenlerle bir tarafa eğilmesine 'septum deviasyonu' adı verildiğini belirten, 'Septum deviasyonu toplumda oldukça sık görülüyor. Yaklaşık her 10 kişiden 7'sinde farklı derecelerde burun eğriliği bulunabiliyor. Toplumda oldukça yaygın görülen burun eğriliği yalnızca nefes almayı zorlaştıran basit bir sorun olarak görülmemeli. Gece saatlerinde burundan rahat nefes alamamak; horlama, ağız açık uyuma ve uyku apnesi gibi önemli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor' dedi.</p>

<p>Toplumda oldukça yaygın görülen burun eğriliği (septum deviasyonu), çoğu zaman yalnızca nefes alma güçlüğüne neden olan basit bir sorun olarak değerlendiriliyor. Oysa özellikle gece saatlerinde burundan rahat nefes alamamak; horlama, ağız açık uyuma ve uyku apnesi gibi önemli sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesinin ise yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğine dikkat çeken Medical Park Tokat Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Ceyhun Aksakal, burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini belirtti.</p>

<p>'Toplumun büyük bölümünde görülüyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burun boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak ve kemik yapının çeşitli nedenlerle bir tarafa eğilmesine 'septum deviasyonu' adı verildiğini belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Septum deviasyonu toplumda oldukça sık görülüyor. Yaklaşık her 10 kişiden 7'sinde farklı derecelerde burun eğriliği bulunabiliyor. Bazı kişiler bunu hayatı boyunca fark etmeyebilirken, bazı hastalarda ise nefes almayı belirgin şekilde zorlaştırabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>'Burun tıkanıklığı horlamayı tetikleyebiliyor'</p>

<p>Burun eğriliğinin özellikle gece saatlerinde daha belirgin şikâyetlere neden olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Aksakal, 'İnsan fizyolojisi burundan nefes almaya göre tasarlanmıştır. Burun tıkandığında kişi ağız açık uyumaya başlıyor. Havanın ağızdan geçmesi ise küçük dil ve yumuşak damakta titreşim oluşturarak horlamaya yol açıyor. Bu nedenle burun tıkanıklığı, horlamanın en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Uyku apnesi riskini artırabiliyor'</p>

<p>Burun tıkanıklığının yalnızca horlamaya değil, uyku apnesine de zemin hazırlayabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Aksakal, 'Burun eğriliğine burun etlerinin büyümesi de eşlik ediyorsa tıkanıklık daha da artıyor. Bunun sonucunda kişi gece boyunca ağız açık uyuyor ve boğazdaki dokular hava yolunu daraltabiliyor. Bu durum da uykuda nefes durmaları yani uyku apnesi riskini artırabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Basit horlama ile uyku apnesi aynı şey değil'</p>

<p>Horlama ile uyku apnesinin birbirinden farklı tablolar olduğunun altını çizen Doç. Dr. Aksakal, 'Basit horlama çoğu zaman çevreyi rahatsız eden ritmik bir ses olarak karşımıza çıkar. Ancak uyku apnesinde nefes durmaları meydana gelir ve bu ciddi bir sağlık sorunudur. Uyku apnesi yaşayan kişiler sabah dinlenmeden uyanır, gün içinde sürekli uyku hali yaşar ve iş performansında belirgin düşüş görülebilir. Horlamanın düzensiz, çok şiddetli ve nefes durmalarıyla birlikte olması mutlaka değerlendirilmelidir' dedi.</p>

<p>'Ağız açık uyumak başka sorunları da beraberinde getiriyor'</p>

<p>Sürekli ağız açık uyumanın yalnızca uyku kalitesini bozmadığını söyleyen Doç. Dr. Aksakal, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Burundan geçen hava doğal olarak nemlenir ve filtrelenir. Ancak ağızdan alınan hava bu süzgeçten geçmediği için boğaz kuruluğu, sabah öksürüğü, sık farenjit ve yanma hissi görülebilir. Ağız içi ve diş etlerinin kuruması zamanla diş eti hastalıklarına, ağız kokusuna ve diş çürüklerine neden olabilir. Özellikle çocukluk çağından itibaren devam eden ağız açık uyuma alışkanlığı yüz gelişimini de olumsuz etkileyebilir.'</p>

<p>'Tedavi edilmeyen uyku apnesi ciddi hastalıklara yol açabiliyor'</p>

<p>Uyku apnesinin sadece gece yaşanan bir uyku problemi olmadığını belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Uyku sırasında nefes durmaları kandaki oksijen seviyesini düşürür. Bu durum uzun vadede yüksek tansiyon, kalp krizi, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları riskini artırabilir. Ayrıca insülin direnci gelişmesine bağlı olarak Tip 2 diyabet riski yükselebilir. Kronik yorgunluk, dikkat eksikliği, depresyon, anksiyete ve cinsel isteksizlik gibi sorunlar da görülebilir' dedi.</p>

<p>'Septum ameliyatı önemli katkı sağlayabiliyor'</p>

<p>Burun eğriliği ameliyatı olan septoplastinin birçok hastada nefes alma kalitesini belirgin şekilde artırdığını söyleyen Doç. Dr. Aksakal, 'Başarılı bir septoplasti sonrasında hastalar en çok rahat nefes alabildiklerini ifade ediyor. Burun tıkanıklığının giderilmesi horlamanın azalmasına ve uyku kalitesinin artmasına önemli katkı sağlayabiliyor. Ancak horlamanın tek nedeni burun değildir. Boğaz yapısı, bademcikler, dil kökü ve çene anatomisi de mutlaka değerlendirilmelidir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Tek başına her zaman yeterli olmayabilir'</p>

<p>Septum ameliyatının her hastada uyku apnesini tamamen ortadan kaldırmayabileceğini belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Uyku apnesi yalnızca burun kaynaklı gelişmez. Hastanın boğaz bölgesi ayrıntılı şekilde incelenmeli, gerekli görüldüğünde endoskopik değerlendirme yapılmalı ve uygun hastalarda uyku endoskopisiyle hava yolunun hangi seviyede daraldığı belirlenmelidir. Böylece en doğru tedavi planı oluşturulabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Uyku testi ihmal edilmemeli'</p>

<p>Şiddetli horlama, uykuda nefes durması, boğulma hissiyle uyanma, gündüz aşırı uyku hali ve dikkat dağınıklığı yaşayan kişilerin polisomnografi adı verilen uyku testini yaptırmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Tedaviye dirençli yüksek tansiyon, kalp ritim bozukluğu veya sürekli yorgunluk yaşayan hastalarda da uyku apnesi mutlaka araştırılmalıdır. Erken tanı hem yaşam kalitesini artırır hem de ileride gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir' dedi.</p>

<p>'Burun tıkanıklığı hafife alınmamalı'</p>

<p>Burun tıkanıklığının bazen alerji veya enfeksiyon gibi geçici nedenlerle ortaya çıkabileceğini, ancak uzun süredir devam eden şikâyetlerde mutlaka Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Aksakal, 'Uzun süre devam eden burun tıkanıklığında septum deviasyonu, burun eti büyümesi, polip ya da daha farklı nedenler araştırılmalıdır. Erken değerlendirme sayesinde hem horlama ve uyku kalitesi iyileştirilebilir hem de uyku apnesine bağlı gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/07/yeni-proje-15.jpg" type="image/jpeg" length="77985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sitikolin, nörolojik iyileşme sürecinde destekleyici rol oynuyor]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/sitikolin-norolojik-iyilesme-surecinde-destekleyici-rol-oynuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/sitikolin-norolojik-iyilesme-surecinde-destekleyici-rol-oynuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnme, unutkanlık ve travmatik beyin yaralanmaları sonrası destekleyici tedavi seçenekleri arasında yer alan sitikolinin, sinir hücrelerinin onarım sürecine katkı sağlayarak nörolojik iyileşmeyi destekleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Nuri Yüzgül, 'Sitikolin, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bir moleküldür." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnme, unutkanlık ve travmatik beyin yaralanmaları sonrası destekleyici tedavi seçenekleri arasında yer alan sitikolinin, sinir hücrelerinin onarım sürecine katkı sağlayarak nörolojik iyileşmeyi destekleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Nuri Yüzgül, 'Sitikolin, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bir moleküldür. Nörolojide özellikle beyin hasarı sonrası iyileşme süreçlerini desteklemek, bilişsel fonksiyonları korumak ve sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına katkı sağlamak amacıyla kullanılmaktadır' dedi.</p>

<p>Beyin sağlığını korumak ve nörolojik hastalıklarda iyileşme sürecini desteklemek amacıyla kullanılan sitikolin tedavisi, özellikle inme, unutkanlık ve travmatik beyin yaralanmaları sonrası gündeme geliyor. Sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bu molekülün, beyin hücrelerinin onarım mekanizmalarına katkı sağlayabildiği belirtiliyor. Medical Park Tokat Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuri Yüzgül, sitikolin tedavisinin kullanım alanları ve hastalara sağlayabileceği katkılar hakkında bilgi verdi.</p>

<p>'Beyin hücrelerinin toparlanmasını destekliyor'</p>

<p>Sitikolinin beynin doğal yapısında bulunan önemli bir molekül olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolin, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bir moleküldür. Nörolojide özellikle beyin hasarı sonrası iyileşme süreçlerini desteklemek, bilişsel fonksiyonları korumak ve sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına katkı sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. İnme, unutkanlık, travmatik beyin yaralanmaları ve bazı nörodejeneratif hastalıklarda destekleyici tedavi seçeneklerinden biridir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'İnme sonrası iyileşme sürecinde öne çıkıyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sitikolinin günlük pratikte en sık inme geçiren hastalarda kullanıldığını ifade eden Uzm. Dr. Yüzgül, 'İnme sonrasında beyinde oluşan hasarın ardından sinir hücrelerinin toparlanma sürecine destek olabileceği düşünülmektedir. Özellikle rehabilitasyon dönemiyle birlikte uygulandığında hastaların fonksiyonel iyileşmesine katkı sağlayabilir' diye konuştu.</p>

<p>Beyin damar tıkanıklığı ya da beyin kanaması sonrasında temel hedefin hastanın mümkün olan en yüksek fonksiyonel seviyeye ulaşması olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolin bu süreçte beyin hücrelerinin zar bütünlüğünün korunmasına ve hücresel onarım mekanizmalarının desteklenmesine yardımcı olabilir. Hastanın hareket, konuşma, dikkat ve günlük yaşam aktivitelerine dönüş sürecinde destekleyici bir rol üstlenebilir. Ancak tek başına yeterli değildir; fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarıyla birlikte değerlendirilmelidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Unutkanlık ve dikkat sorunlarında destekleyici olabilir'</p>

<p>Unutkanlığın her zaman demans anlamına gelmediğini belirten Uzm. Dr. Nuri Yüzgül, sitikolinin hafif bilişsel bozukluklarda da destekleyici olarak kullanılabildiğini söyledi. Uzm. Dr. Yüzgül, 'Özellikle yaşa bağlı hafif bilişsel bozukluklarda veya erken dönem bilişsel etkilenmelerde sitikolin bazı hastalarda dikkat, konsantrasyon ve hafıza fonksiyonlarını destekleyebilir. Alzaymır ve diğer demans türlerinde ise mevcut tedavilerin yerine geçmez ancak uygun hastalarda destekleyici olarak kullanılabilir' dedi.</p>

<p>'Kafa travması sonrası toparlanmaya katkı sağlayabiliyor'</p>

<p>Travmatik beyin hasarları sonrasında hastalarda unutkanlık, zihinsel yavaşlama ve dikkat eksikliği gibi sorunların ortaya çıkabildiğini söyleyen Yüzgül, 'Bu tür bilişsel yakınmaların bulunduğu hastalarda sitikolin tedavisi düşünülebilir. Amaç beynin doğal iyileşme sürecini desteklemek ve günlük yaşam kalitesinin daha hızlı toparlanmasına katkı sağlamaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Her dikkat sorunu için aynı yaklaşım uygulanmamalı'</p>

<p>Sitikolinin dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğu yaşayan bazı bireylerde de destekleyici olarak kullanılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolinin dikkat ve bilişsel performans üzerine olumlu etkileri olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak her dikkat sorununun nedeni aynı değildir. Bu nedenle öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesi gerekir' dedi.</p>

<p>'Parkinson'da ana tedavinin yerine geçmiyor'</p>

<p>Sitikolinin Parkinson hastalığında ana tedavi olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Yüzgül, 'Parkinson hastalığında temel tedavi dopamin sistemini hedefleyen ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilerin alternatifi değildir. Ancak bazı çalışmalarda bilişsel fonksiyonlar ve yaşam kalitesi üzerinde destekleyici etkileri olabileceği bildirilmiştir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Tedavi şekli hastanın durumuna göre belirleniyor'</p>

<p>Sitikolin tedavisinin farklı şekillerde uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolin ağızdan tablet veya şurup şeklinde kullanılabildiği gibi damar yoluyla da uygulanabilmektedir. Özellikle inme sonrası erken dönemde veya daha yoğun destek gereken hastalarda intravenöz uygulamalar tercih edilebilmektedir. Daha uzun süreli kullanımlarda ağızdan tedavi seçenekleri öne çıkar. Hangi yöntemin uygun olduğuna hastanın klinik durumu değerlendirilerek karar verilir' dedi.</p>

<p>'Erken başlamak tedavi başarısını artırabiliyor'</p>

<p>Nörolojik hastalıklarda zamanın kritik önem taşıdığını hatırlatan Uzm. Dr. Yüzgül, 'Özellikle inme ve travmatik beyin hasarı gibi durumlarda uygun hastalarda erken dönemde başlanan destek tedavilerinden daha fazla yarar sağlanabilmektedir. Bunun yanında ilaç tedavisinin düzenli kullanılması, rehabilitasyon programlarına uyum, sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması tedavinin başarısını artıran unsurlardır' dedi.</p>

<p>'Beyin sağlığı ihmal edilmemeli'</p>

<p>Beyin sağlığının yaşam kalitesini doğrudan etkilediğine değinen Uzm. Dr. Yüzgül, 'Unutkanlık, dikkat kaybı, inme sonrası fonksiyon kayıpları veya bilişsel yakınmaların yaşlanmanın doğal bir sonucu olduğu düşünülerek ihmal edilmemesi gerekir. Erken tanı ve uygun tedavi ile birçok nörolojik hastalıkta daha başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür. Bu nedenle şikâyetlerin varlığında bir nöroloji uzmanına başvurmak büyük önem taşımaktadır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/sitikolin-norolojik-iyilesme-surecinde-destekleyici-rol-oynuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/07/yeni-proje-14.jpg" type="image/jpeg" length="98402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından yaz sıcakları için kalp sağlığı uyarıları]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmanindan-yaz-sicaklari-icin-kalp-sagligi-uyarilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/uzmanindan-yaz-sicaklari-icin-kalp-sagligi-uyarilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak havaların kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Gültekin Ercan, 'Aşırı sıcak ve nemli havalar, vücudun serinlemek için damarları genişletmesine ve terlemesine neden olur. Bu durum kalbin atım hızını ve pompaladığı kan miktarını artırarak kalbin iş yükünü yükseltir. Bu nedenle, başta kalp hastaları olmak üzere öğle saatleri ve öğleden sonra saat 15.00'e kadar olan sürede açık havada bulunulmamalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havaların kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Gültekin Ercan, 'Aşırı sıcak ve nemli havalar, vücudun serinlemek için damarları genişletmesine ve terlemesine neden olur. Bu durum kalbin atım hızını ve pompaladığı kan miktarını artırarak kalbin iş yükünü yükseltir. Bu nedenle, başta kalp hastaları olmak üzere öğle saatleri ve öğleden sonra saat 15.00'e kadar olan sürede açık havada bulunulmamalıdır' dedi.</p>

<p>Aşırı sıcak ve nemli havaların vücudun serinlemek için damarları genişletmesine ve terlemesine neden olduğunu dile getiren Medical Park Tokat Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Gültekin Ercan, bu durumun kalbin atım hızını ve pompaladığı kan miktarını artırarak kalbin iş yükünü yükselttiğini belirtti.</p>

<p>'Koroner damar hastalığı olanlarda risk daha yüksek'</p>

<p>Yazın sıcak günlerde ani tansiyon düşüşlerinin sıvı kaybı ve kanın yoğunlaşmasına yol açarak kalp krizi riskini tetikleyebileceğini işaret eden Uzm. Dr. Mehmet Gültekin Ercan, 'Sıcak havalarda vücut ısısını düşürmek için gelişen terleme ile vücudumuzdan çok fazla sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı olarak tansiyon düşer ve kalbimiz bunu kompanse etmek için çok hızlı atmaya başlar. Bu durum, koroner damar hastalığı olan kimselerde kalp krizi ve ciddi ritim bozukluklarını tetikler' diye konuştu.</p>

<p>'Kaybedilen sıvının geri alınmasına dikkat edilmeli'</p>

<p>Aşırı sıcaklarda özellikle tansiyon hastalarının sıvı kaybı yaşamaması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Mehmet Gültekin Ercan, 'Aşırı sıcaklarda terleme ile sıvı kaybı fazla olur, eğer bu sıvı dengeli şekilde yerine konmazsa tansiyonlarda dalgalanmalar ve düşüşler izlenebilir' dedi.</p>

<p>'Kalp hastaları ilaçlarını sıcak havalar için yeniden düzenletmeli'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak havalarda en riskli saatlerin sıcaklığın en yoğun olduğu öğlen saatleri olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ercan, 'Öğlen sıcağında vücutta terleme ve sıvı kaybı maksimuma çıkar. Bu yüzden özellikle kalp hastaları sıcak saatlerde dışarıda olmamaya özen göstermelidir. Ayrıca, kalp hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçların etkileri sıcak havalarda değişebilir. Havaların ısınmasıyla birlikte kalp hastalarının ilaç tedavisini doktoruna danışarak düzenlemesi gerekir. Doktorlarının bilgisi olmadan kalp ilaçlarını kesmemeli ya da dozunu değiştirmemeleri gerekmektedir' dedi.</p>

<p>Yaz sıcaklarında kalp sağlığı için 5 hayati uyarı</p>

<p>Gün içerisinde özellikle öğle ve öğleden sonra saat 15.00'e kadar olan sürede açık havada bulunulmaması önerisinde bulunan Uzm. Dr. Ercan, yaz sıcaklarında kalp sağlığı için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: 'Eğer güneşli bir havada gününüzü dışarıda geçirecekseniz, mutlaka yeterli miktarda su içmeye dikkat edin. Yorucu fiziki aktivitelerden kaçının, yaz aylarında düzenli bir egzersiz programına başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Pamuklu, açık renkli giysiler giyin. Şapka ve gözlük takın. Bu önlemler sıcaktan sizi koruyarak sıvı kaybınızı azaltacaktır. Yürüyüş öncesi ve sonrası mutlaka sıvı alın. Tatil beldelerinde deniz ve havuz kenarında alkollü ve kafeinli içecek içme alışkanlığından vazgeçin. Yürüyüş aralarında gölge ve serin yerlerde dinlenerek ve nefes alarak kalp sağlığınızı koruyun. Kalp hastası olan kişiler yanlarında cep telefonu bulundurmalı ve acil durumda çağırabilecekleri bir yakınının numarasını kaydetmelidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmanindan-yaz-sicaklari-icin-kalp-sagligi-uyarilari</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanindan-yaz-sicaklari-icin-kalp-sagligi-uyarilari.jpg" type="image/jpeg" length="38453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye ve Japonya'dan kene tehdidine karşı ortak mücadele]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/turkiye-ve-japonyadan-kene-tehdidine-karsi-ortak-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/turkiye-ve-japonyadan-kene-tehdidine-karsi-ortak-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesini ziyaret eden Japon araştırmacılar, Tokat ve çevresinde kene kaynaklı hastalıkların tespiti ve kontrolüne yönelik yürütülen uluslararası proje kapsamında yapılan çalışmaları Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz ile birlikte değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesini ziyaret eden Japon araştırmacılar, Tokat ve çevresinde kene kaynaklı hastalıkların tespiti ve kontrolüne yönelik yürütülen uluslararası proje kapsamında yapılan çalışmaları Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz ile birlikte değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde (TOGÜ) Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Japonya Tıbbi Araştırma ve Geliştirme Ajansı (AMED) tarafından desteklenen uluslararası proje kapsamında görev yapan Japon araştırmacılar ve proje ekibi, Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz'ı makamında ziyaret etti. Rektörlük makamında gerçekleşen ziyarette, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalının paydaş olarak yer aldığı 'One Health Approach to Control of Neglected Tropical Diseases with Special Attention on Sand Fly and Mosquito-Borne Infections (SATREPS)' projesi kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. Proje çerçevesinde Tokat ve çevresinde kene faunasının belirlenmesi, kene türlerinin dağılım haritalarının oluşturulması, elde edilen verilerin iklimsel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi ve kene kaynaklı muhtemel patojenlerin tespitine yönelik sürdürülen araştırmaların son durumu paylaşıldı.</p>

<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversiteler arası ve uluslararası bilimsel iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Yürütülen araştırmaların hem bilim dünyasına hem de toplum sağlığına önemli katkılar sunacağını belirten Yılmaz, üniversitenin uluslararası araştırma projelerinde aktif rol almasından memnuniyet duyduğunu ifade etti. Ziyaret, proje kapsamında yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi ve gelecekte yapılması planlanan faaliyetlere ilişkin görüş alışverişinin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.</p>

<p>Ziyarete Tokyo Üniversitesinden Dr. Yuki Shoshi ve Dr. Kyoko Sawabe, Japonya Ormancılık ve Orman Ürünleri Araştırma Enstitüsünden Dr. Kandai Doi, Japonya Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünden Dr. Ryo Matsumura ile TOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Keskin, Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Aykur ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Çağlar Berkel katıldı. Heyette ayrıca Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Yusuf Özbel ve Prof. Dr. Seray Töz ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünden Doç. Dr. Bekir Çelebi, Uzm. Dr. Umut Berberoğlu ve Dr. Ünal Altuğ da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/turkiye-ve-japonyadan-kene-tehdidine-karsi-ortak-mucadele</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/06/agency/iha/turkiye-ve-japonyadan-kene-tehdidine-karsi-ortak-mucadele.jpg" type="image/jpeg" length="45130"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat'ta sağlık personelinden yaralı kuzuya tüm teşekküllü müdahale]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-saglik-personelinden-yarali-kuzuya-tum-tesekkullu-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-saglik-personelinden-yarali-kuzuya-tum-tesekkullu-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat'ta bir hastanede görev yapan sağlık personeli Emre Fırat, ayağı kırılan kuzunun bacağına alçı uygularken, köyde geleneksel olarak kullanılan yünlü tuzu da vücuduna dikerek iyileşmesi için seferber oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat'ta bir hastanede görev yapan sağlık personeli Emre Fırat, ayağı kırılan kuzunun bacağına alçı uygularken, köyde geleneksel olarak kullanılan yünlü tuzu da vücuduna dikerek iyileşmesi için seferber oldu.</p>

<p>Olay, Erbaa ilçesine bağlı Karayaka beldesinde meydana geldi. Erbaa Devlet Hastanesi'nde sağlık personeli olarak görev yapan Emre Fırat, sabah saatlerinde yem vermek için ahıra gittiğinde kuzulardan birinin ayağının kırıldığını fark etti. İlk müdahalenin nasıl yapılacağını düşünen Fırat, sağlık çalışanı olmasının verdiği tecrübeyle kuzunun kırılan ayağına alçı uyguladı. Tedavinin ardından köydeki büyüklerin tavsiyelerini de değerlendiren Fırat, halk arasında iyileşmeye yardımcı olduğuna inanılan yünlü tuzu kuzunun vücuduna dikti. Kuzunun sağlık durumunu yakından takip ettiklerini belirten Fırat, hayvanın yeniden sağlığına kavuşmasını umut ettiklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşadıkları olayı anlatan Emre Fırat, 'Sabah kalkıp kuzulara yem vermek için gittiğimizde bu kuzunun yem yedikleri oluğun üzerine düşerek bacağını kırdığını gördük. Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık çalışanı olduğum için ayağına alçı uygulaması yapmak aklıma geldi. Daha sonra köyün ileri gelenlerinin tavsiyesini alarak yünlü tuzu kuzunun vücuduna diktik. Şimdi iyileşmesini bekliyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-saglik-personelinden-yarali-kuzuya-tum-tesekkullu-mudahale</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/06/agency/iha/tokatta-saglik-personelinden-yarali-kuzuya-tum-tesekkullu-mudahale.jpg" type="image/jpeg" length="30772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keneler sadece KKKA değil, yüzlerce hastalığın taşıyıcısı olabilir]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/keneler-sadece-kkka-degil-yuzlerce-hastaligin-tasiyicisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/keneler-sadece-kkka-degil-yuzlerce-hastaligin-tasiyicisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin; Türkiye'de insanlardan en sık toplanan kene türünün KKKA'nın önemli taşıyıcısı olan Hyalomma marginatum olduğunu belirterek, kenelerin yaklaşık 200 farklı hastalığın yanı sıra insanlarda geçici felç vakalarına da neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin; Türkiye'de insanlardan en sık toplanan kene türünün KKKA'nın önemli taşıyıcısı olan Hyalomma marginatum olduğunu belirterek, kenelerin yaklaşık 200 farklı hastalığın yanı sıra insanlarda geçici felç vakalarına da neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Her kenenin hastalık taşımadığını ancak bazı türlerin insan ve evcil hayvan sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğunu belirten TOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin; Türkiye'de insanlar üzerinden en sık toplanan kene türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının da taşıyıcısı olan Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Kene türleri ve taşıdıkları hastalıklar hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Adem Keskin, dünya genelinde binden fazla kene türü bulunduğunu, bunların yaklaşık 200-250'sinin insan ve evcil hayvan sağlığını doğrudan ilgilendirdiğini ifade etti. Bazı kene türlerinin yalnızca belirli canlılar üzerinde yaşadığını belirten Keskin, 'Konak spesifikliği dediğimiz durum söz konusudur. Örneğin Ixodes arboricola isimli kene türünü sadece kuşlar üzerinde görebilirsiniz. İnsanlarda ya da çiftlik hayvanlarında göremezsin. Dolayısıyla insan ve çiftlik hayvanı sağlığını doğrudan ilgilendiren bir tür değildir' dedi.</p>

<p>Türkiye'de insanlardan en sık toplanan tür Hyalomma marginatum</p>

<p>Türkiye'de bugüne kadar 56 farklı kene türünün tespit edildiğini aktaran Keskin, bunların yaklaşık 20'sinin insanlardan kan emebildiğini söyledi. İnsanlar üzerinden toplanan kenelerin yaklaşık yüzde 70-80'ini Hyalomma marginatum türünün oluşturduğunu vurgulayan Keskin, 'Bu tür ülkemizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının en önemli vektörlerinden biri olarak kabul edilmektedir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Farklı keneler farklı hastalıklar bulaştırabiliyor</p>

<p>Kenelerin yalnızca KKKA ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Keskin, farklı türlerin farklı hastalık etkenlerini taşıdığını ifade etti. Rhipicephalus sanguineus isimli kenenin Rickettsia conorii bakterisini bulaştırarak insanlarda riketsiyoz hastalığına neden olabildiğini söyleyen Keskin, Karadeniz Bölgesi'nde yaygın görülen Ixodes ricinus türünün ise Borrelia bakterisini taşıyarak Lyme hastalığına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Avrupa'da yaygın görülen bazı kene kaynaklı hastalıkların Türkiye'de daha nadir görüldüğünü belirten Keskin, 'Örneğin Avrupa'da Ixodes ricinus kaynaklı kene ensefalit oldukça yaygın görülebiliyor. Dermacentor reticulatus türü de riketsiyoz vakalarının oluşmasında rol oynayabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yaklaşık 200 farklı kene kaynaklı hastalık bulunuyor</p>

<p>Kenelerin çok sayıda hastalık etkeniyle ilişkili olduğunu vurgulayan Keskin, dünya genelinde yaklaşık 200 farklı kene kaynaklı hastalığın bulunduğunu söyledi. Bu hastalıkların bazılarına Türkiye'de nadir de olsa rastlanabildiğini belirten Keskin, vatandaşların kene temasına karşı dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Kene felci vakaları da görülebiliyor</p>

<p>Kenelerin yalnızca hastalık bulaştırmakla kalmadığını, bazı nörolojik sorunlara da yol açabildiğini belirten Keskin, özellikle kulak arkası ve kulak içi gibi hassas bölgelerde tutunan kenelerin geçici felçlere neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Kenenin salgıladığı tükürük sıvısının sinir dokularında geçici hasara yol açabildiğini ifade eden Keskin, 'Zaman zaman kulak arkasında ya da kulak yolundan çıkarılan kene vakaları olabiliyor. Bu bölgeler yüz sinirlerine yakın alanlardır. Kenenin salgıladığı maddeler sinir dokularını etkileyerek geçici felçlere neden olabiliyor' dedi.</p>

<p>Bazı kişilerde kene tükürüğüne karşı ciddi alerjik reaksiyonlar gelişebildiğini de kaydeden Keskin, insanlarda ve hayvanlarda kısmi felç vakalarının görülebildiğini belirtti. Özellikle koyunlarda görülen ve 'tick paralysis' olarak adlandırılan kene felcinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden Keskin, bu vakaların Türkiye'de nadir görüldüğünü de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/keneler-sadece-kkka-degil-yuzlerce-hastaligin-tasiyicisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/06/agency/iha/keneler-sadece-kkka-degil-yuzlerce-hastaligin-tasiyicisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="73027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOGÜ'de diş korkusu olanlara uzman klinik çözümü]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş tedavisinden çekinen vatandaşlar için Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde hizmete giren uzman klinikte, deneyimli uzman hekimler görev yaparken birçok işlem kısa sürede tamamlanabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş tedavisinden çekinen vatandaşlar için Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde hizmete giren uzman klinikte, deneyimli uzman hekimler görev yaparken birçok işlem kısa sürede tamamlanabiliyor.</p>

<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde 8 ay önce hizmete açılan uzman kliniği, vatandaşlara tek bölümde kapsamlı diş tedavisi imkanı sunuyor. Tamamı uzman diş hekimlerinden oluşan kadrosuyla hizmet veren klinikte, öğrenciler görev almıyor. Günlük yaklaşık 30 hastanın tedavi edildiği klinikte dolgu, kanal tedavisi ve diş taşı temizliği gibi işlemler bekleme süresi olmadan gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>'Uzman klinikle, bölümler arası randevunun önüne geçtik'</p>

<p>TOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Işıl Sarıkaya, uzman kliniğinin özellikle randevu süreçlerinde yaşanan yoğunluğu azaltmak amacıyla kurulduğunu belirtti. Klinik bünyesinde öğrencilerin değil, uzmanlığını tamamlamış diş hekimlerinin görev yaptığını ifade eden Sarıkaya, 'Bu kliniğin temel amacı özellikle işi acil olan vatandaşlarımızın bölümler arasında randevu alma zorluklarının önüne geçmek. Tek bir bölümde bütün tedavilerini gerçekleştirme fırsatı sunmak için kurduk' dedi.</p>

<p>Aynı klinikte birçok işlem yapılıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı hastaların diş korkusu nedeniyle fakülte ortamında çekingen davrandığını belirten Sarıkaya, uzman klinikte tüm işlemlerin deneyimli uzman hekimler tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Günlük 30 hastanın müracaat ederek tedavi alabildiğini kaydeden Sarıkaya, ortodonti ve implant gibi ameliyat gerektiren büyük işlemler dışında birçok tedavinin aynı klinikte kısa sürede tamamlanabildiğini ifade etti.</p>

<p>Fakültede yeni nesil hasta kayıt sistemi</p>

<p>Öte yandan fakültede dijital dönüşüm kapsamında hasta kabul sistemlerinin de yenilendiği bildirildi. Sarıkaya, üniversitenin Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından geliştirilen yeni sistem sayesinde vatandaşların çipli kimlik kartlarıyla kayıt işlemlerini yapabildiğini belirterek, hastaların sıra ve işlem süreçlerini dijital ekranlar üzerinden takip edebildiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/05/agency/iha/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu.jpg" type="image/jpeg" length="89337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Kar örtüsü keneleri yok etmiyor']]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.</p>

<p>Tokat'ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye'de zaman zaman görülen aşırı yağışların 'iklim düzensizliği' olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan 'kış uzun sürerse yazın kene azalır' düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor'</p>

<p>Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, 'Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir' dedi.</p>

<p>'Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli'</p>

<p>Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, 'Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını 'Gené's organı' adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor.jpg" type="image/jpeg" length="37688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu açıkladı: Sağlıkta bilim adamlarına SGK destekli araştırma dönemi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, 'Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, 'Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir dizi program için Tokat'a gelen Bakan Memişoğlu valilik ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Sigarayı bırakma çağrısı yaptı</p>

<p>Memişoğlu yaptığı açıklamada, 'Ben toplumumuza özellikle sağlıklı yaşamlarıyla ilgili, sağlıklı kalmalarıyla ilgili çaba harcamalarını, bağımlılıklardan uzak kalmalarını özellikle istirham ediyorum. Biliyorsunuz bu hafta Yeşilay Haftası. Yeşilay; sigara bağımlılığından madde bağımlılığına kadar her türlü mücadelede toplumumuzun yanında, bizlerin yanında. Toplumumuz da bu konudaki bağımlılıklardan uzak kalmak için sağlıkçılarla beraber inşallah, özellikle Ramazan ayı gibi mübarek ayda, irademizi güçlendirdiğimiz ayda hazır fırsat var; bu ayda kötü alışkanlıklarımızdan, özellikle sigaradan kurtulmanın en güzel zamanlarını yaşayacaklar. Bizlere başvururlarsa Sağlıklı Hayat Merkezlerine, hastanelere, sigara bırakma polikliniklerine, beraber bu illetten onları kurtaracağımıza söz veriyorum' dedi.</p>

<p>Bilim adamlarına maliyet desteği geliyor</p>

<p>Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında bilimsel araştırmalara SGK desteği sağlanacağını söyleyerek, 'Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile beraber Sosyal Güvenlik Kurumu'nun çabasıyla, özellikle Türkiye'de yeni bir şey söyleyecek bilim insanlarının yapacakları çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda dünyaya ve sağlığa katkı verilecek çalışmalarla ilgili, bu çalışmalarda hastalarımızın maliyetlerini Sosyal Güvenlik Kurumu karşılayacak. Bu özellikle 'üreten sağlık' mottomuzdaki Türkiye'deki yeni şeylerin söylenmesiyle ilgili gerçekten iyi bir finansal kaynak olacak. Özellikle bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın bu konudaki desteğiyle çok iyi şeyler söyleyeceğine, dünyaya yeni tedavi yöntemleri, yeni ilaçlar, yeni cihazlar kazandıracağına eminim. Bu konuda üretmeye, üreteni desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye; koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı yaşayacak ve dünyada nasıl sağlık hizmetinde örnek olmuşsa, sağlığın teknolojisinde de biliminde de örnek ülke haline gelecek' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/03/agency/iha/bakan-memisoglu-acikladi-saglikta-bilim-adamlarina-sgk-destekli-arastirma-donemi.jpg" type="image/jpeg" length="63854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat'ta şap hastalığına karşı yoğun mesai]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen 2026 yılı ilkbahar şap aşılama programı kapsamında Tokat genelinde büyükbaş hayvanlara yönelik aşılama çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen 2026 yılı ilkbahar şap aşılama programı kapsamında Tokat genelinde büyükbaş hayvanlara yönelik aşılama çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tokat İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelleri ile sahada görev yapan veteriner hekimler, şap hastalığına karşı hayvanları koruma altına almak amacıyla köy köy gezerek aşılama faaliyetlerini sürdürüyor. Program çerçevesinde hayvan sağlığının korunması, verim kayıplarının önlenmesi, üreticilerin ekonomik zararlarının azaltılması ve güvenli hayvansal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefleniyor. Yetkililer şap hastalığının bulaşıcı yapısı nedeniyle aşılama çalışmalarının zamanında ve eksiksiz yürütülmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca il müdürlüğü personeli, yetiştiricilerin belirlenen takvim doğrultusunda hayvanlarını aşılatmaları ve görevli ekiplere gerekli kolaylığı sağlamaları çağrısında bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/03/agency/iha/tokatta-sap-hastaligina-karsi-yogun-mesai.jpg" type="image/jpeg" length="29538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evden uzak 2 yıllık lösemi tedavisinde torununun yanından ayrılmayan anneanne mutlu sona ulaştı]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilecik'ten, Eskişehir'e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez'e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi. İlik nakli ile iyileşen Berat Terlemez, 'Hastalıkta yanımda olan anneanneme ben bakacağım. Kanser tedavisi görenlere donör olmak istiyorum ve kitaplarımla oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilecik'ten, Eskişehir'e kan kanseri tedavisi için gelen 15 yaşındaki torunu Berat Terlemez'e 2 yıllık tedavi süresince yanında kalarak destek olan anneanne, kendi sağlığını öteleyerek onun bakımını üstlendi. İlik nakli ile iyileşen Berat Terlemez, 'Hastalıkta yanımda olan anneanneme ben bakacağım. Kanser tedavisi görenlere donör olmak istiyorum ve kitaplarımla oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim' dedi. </p><p>Bilecik'te yaşayan Berat Terlemez, 2 yıl önce baş ağrısı, bulantı, kusma ve kemik ağrıları şikâyetleriyle hastaneye gitti. Burada daha önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uzmanlığını alan bir doktor, kan sayımındaki anormalliklerden dolayı hastayı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yönlendirdi. Burada muayeneleri yapılan Berat Terlemez'in kan kanseri olduğu tespit edildi. Annesi-babası ayrı olan Berat Terlemez ile ailesi yakından ilgilense de 69 yaşındaki anneanne Kadriye Maltaş bir an bile torunun yanından ayrılmadı. Tedavisi için Bilecik'ten Eskişehir'e torunuyla gelen 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, en çok kalacak yer konusunda problem yaşadı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tarafından anneanne ve toruna kurumun misafirhanesinde oda tahsis edildi. Fedakar anneanne torununun 2 yıllık tedavi ve eğitimi konusunda sağlık problemlerine rağmen bir an bile yanından ayrılmadı. Kızılay'ın Türkkök Projesi'nden uygun donör bulunduktan sonra ilik nakli olan Berat Terlemez sağlığına kavuştu. </p><p>Torunun en büyük arkadaşı anneannesi oldu </p><p>İyileştiği için çok mutlu olduğunu anlatan Berat Terlemez, bu zorlu süreçte en büyük destekçisi anneannesinin yanından hiç ayrılmayacağına ve ileride ona kendisinin bakacağını söyledi. Hastanede özellikle çocuklar için zamanın zor geçtiğinin altını çizen Berat Terlemez, evindeki kitap ve oyunlarını onkoloji servisine bağışlayacağını belirtirken, ilerde kendisinin de donör olacağını bildirdi. Torunun iyileştiğini gördüğü için oldukça mutlu olan anneanne şimdi de kendi sağlığı için hastanede tedavi görmeye hazırlanıyor. </p><p>'Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu' </p><p>Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, 'Berat, 2 yıl öncesinde bize başvurdu. Yaptığımız tahliller ve tetkikler sonucunda, Berat'ın beyninde de tutulum yapmış olan bir kan kanseri hastalığı olduğunu tespit ettik. Bu süreçte Berat'ın ailesi de birtakım sıkıntılar yaşamaktaydı. Anne ve babası ayrı hayatlar sürüyordu. Ancak bu zorlu dönemde çocuklarını yalnız bırakmadılar ve her zaman destek oldular. Berat'ın en önemli destekçisi ise anneannesi oldu. Yaşı ileri olmasına ve kendi sağlık sorunları bulunmasına rağmen, kendi sağlığını öteleyerek öncelikle torununa yardımcı oldu ve onun bakımını üstlendi. Hastalığı kontrol altına alabilmek için öncelikle bir kemoterapi tedavisi uyguladık. Ancak kemoterapi tek başına yeterli gelmeyince nakil yapma kararı aldık. Berat bu konuda şanslıydı. Türkkök üzerinden tam uyumlu bir vericisi bulundu. Tam uyumlu vericiden aldığımız kök hücrelerle nakil işlemini gerçekleştirdik. Nakil prosedüründeki hazırlık rejiminde Berat'ın ışın alması gerekiyordu. Fakat bu tedaviyi o dönemde hastanemizde uygulama şansımız olmadığından, diğer doktor arkadaşlarımızın desteğiyle kendisini Kocaeli'ye yönlendirdik. Sürecin devamında, daha önce kullanılan ilaçlara bağlı olarak birtakım kemik ve eklem sorunları gelişti. Özellikle kemik erimesi nedeniyle yürüyemeyecek kadar ciddi ağrıları vardı. Kemiği güçlendirecek tedavilerin ardından çocuğumuzu hiperbarik oksijen tedavisine yönlendirdik. Bu dönemde ciddi bir konaklama problemi yaşandı, çünkü aile Bilecik'ten gelip gidiyordu ve tedavinin günlük alınması gerekiyordu. Gidip gelmeleri mümkün olmadığı için üniversitemizin misafirhanesinde onları ağırladık. Bu sırada temel ihtiyaçlarını da yardımseverlerle iletişim kurarak karşıladık. Tedavi nedeniyle Berat okul hayatından da ayrı kaldı. Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler aldığı için bir süre okula gidemedi. 'Artık okula gidebilir' dediğimiz noktada ise kemik ve eklem problemleri engel olarak karşımıza çıktı. Okulda merdiven çıkması ve ayakta kalması çok zordu. Berat meslek lisesinde okuduğu için evde eğitim başvurusunda bulunduk. Ancak uygulamalı bir okul olduğu gerekçesiyle bu talebimiz reddedildi. Bunun üzerine çocuğumuz, yine anneannesinin büyük çabalarıyla Anadolu Lisesi'ne geçiş yapmış oldu' dedi. </p><p>'Anneannem her zaman yanımdaydı' </p><p>Hastalığını yendiği için mutlu olan 15 yaşında Berat Terlemez, 'Bu hastalıkla iki sene önce tanıştım. İlk zamanlar her şey çok tuhaf geldi, kendi kendime 'Acaba yapamaz mıyım, başaramaz mıyım?' diye sordum. Ardından ailem elimden tuttu ve bana bu süreci atlatabileceğimi hissettirdiler. Onların desteğiyle yoluma devam ettim. Süreç boyunca kimi zaman çok ağrım oldu, kimi zaman acılar içinde yerimde duramadım. Ama her zaman doktorlarım bir çaresini buldu. Onlara gerçekten minnettarım, emeklerine sağlık, Allah hepsinden razı olsun. Anneannem her zaman yanımdaydı ve hâlâ da yanımda olmasını çok istiyorum. Bana çok destek oldu, hep arkamda durdu ve hiçbir zaman pes etmemem gerektiğini söyledi. En büyük destekçim oydu diyebilirim. Benimle birlikte günlerce hastanede yattı. Kendi hastalıklarını benim için göz ardı etti. Ben iyileştikten sonra nihayet kendi tedavisine vakit ayırabildiği için çok memnunum. Şimdi kendisinin de sağlığına dikkat etmesini istiyorum. Kendimi daha iyi hissettiğimde ben de ona bakacağım' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Kitaplarımı ve oyunlarımı hastaneye hediye edeceğim' </p><p>Hayalleri hakkında konuşan Berat Terlemez; </p><p>'Gelecekteki en büyük hayalim makine mühendisi olmak. Okul ortamını, o samimiyeti, arkadaşlarımla eğlenmeyi ve hatta dersleri bile çok özledim. Ayrıca bir gün ben de donör olmak istiyorum, çünkü bana donör oldular ve yaşamamı sağladılar. Ben de diğer insanların hayata tutunması için mutlaka başvuruda bulunacağım. Hastanede benimle aynı hastalığı çeken birçok insan vardı. Kimisiyle çok yakın arkadaş olduk, kimisiyle sadece aynı ortamı paylaştık. Hemşirelerle, doktorlarla çok güzel dostluklar kurduk, ortamımız gerçekten çok iyiydi. İnşallah oradaki herkes bir an önce sağlığına tamamen kavuşur ve dışarıda istediği gibi mutlu bir hayat sürer. Onlar için eskiden okuduğum kitapları ve elimdeki masa oyunlarını hastaneye hediye edeceğim. Yeter ki orada sıkılmasınlar, tedavileri boyunca iyi vakit geçirsinler.' </p><p>'Hayatı yoluna girdikten sonra, huzurla bu dünyadan göçebilirim' </p><p>Torunun en büyük destekçisi olan 69 yaşındaki Kadriye Maltaş, 'Hastaneye, tüm çalışanlara, ekibe ve hocamızın ekibine çok teşekkür ederim; hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bize her konuda yardımcı oldukları gibi, dışarıdan bazı hayırseverlerin desteğine ulaşmamızı sağladıkları için de minnettarım. Dışarıdan gelen hastalar için ulaşım konusu gerçekten zorlayıcı olabiliyor. Hastaların düzenli gidip gelebilmesi için araç desteği sağlanması ve düzenli olarak psikologların evlere giderek bu ailelere destek vermesi çok önemli. Refakatçiler için kalacak yer meselesi de göz ardı edilmemesi gereken bir ihtiyaç. Özellikle onkoloji bölümünde, hastalar ve refakatçiler olarak her türlü zorlukla karşılaşıyoruz, bu süreçte yıprandığımız için zaman zaman yanlış anlaşılmalar ya da moral bozuklukları yaşayabiliyoruz. Bu yüzden bölüme kalıcı bir 'onkoloji psikoloğu' atanması en büyük beklentimiz. Berat'ın eğitimi için çok mücadele ettik. Rehberlik bölümünden raporlar istediler, hastaneler arası yönlendirmeler oldu. Berat'ın okuduğu okul, derslerin uygulamalı olması nedeniyle eve öğretmen gönderilemeyeceğini söyledi. Okul müdürleriyle ve rehberlik birimleriyle tekrar tekrar konuştuk, 'Başka bir okul üzerinden öğretmen gönderme şansımız var mı?' diye sorduk. Sonunda istekli olan öğretmenlerin ve bazı temel derslerin hocalarının eve gelmesi sağlandı ancak tüm dersleri tam olarak alamıyor. İçimizde hep 'Acaba hastalık tekrarlar mı?' korkusu vardı. Hastanede diğer hasta yakınlarıyla yardımlaşırken, 'Seninki nasıl oldu, benimki nasıl oldu?' diye konuşurken bazen karamsarlığa kapılsak da hiçbir zaman umudumuzu kesmedik. Benim de sağlık sorunlarım vardı ama torunumla ilgilenirken hepsini erteledim. Berat'ın iyileştiğini duyduktan sonra ancak kendi tedavime başlayabildim. Berat'a hep söylüyorum, artık daha hareketli olması, hayata karışması kendi elinde. Tek isteğim okuyup iyi bir yerlere gelmesi, güzel bir iş bulması. Onun hayatı yoluna girdikten sonra, Hak ne zaman nasip ederse o zaman huzurla bu dünyadan göçebilirim' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Eskişehir</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 11:20:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/02/agency/iha/evden-uzak-2-yillik-losemi-tedavisinde-torununun-yanindan-ayrilmayan-anneanne-mutlu-sona-ulasti.jpg" type="image/jpeg" length="83776"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nadir görülen pombe hastası Samsun'da ilk kez tedavi edildi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da ilk kez bir yetişkine, pompe (kas hastalığı) tanısı konuldu ve yine ilk kez tedavisine başlandı. Tedavi ile 55 yaşındaki hastanın kas kaybının durması ve solunumuna devam etmesi amaçlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da ilk kez bir yetişkine, pompe (kas hastalığı) tanısı konuldu ve yine ilk kez tedavisine başlandı. Tedavi ile 55 yaşındaki hastanın kas kaybının durması ve solunumuna devam etmesi amaçlanıyor. </p><p>Pompe gibi nadir kas hastalıklarında erken tanı ve zamanında tedavi, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak açısından kritik öneme sahip. Samsun Şehir Hastanesi Eğitim ve Araştırma Ek Hizmet Binası Nöroloji Kliniği, nöromüsküler ve genetik kas hastalıklarının tanı ve tedavisinde ileri tanı yöntemleri ve güncel tedavi protokolleri ile hizmet vermeye devam ediyor. Bu kapsamda hastanede multidisipliner ekip yaklaşımı ile ilk infüzyon güvenli şekilde gerçekleştirildi. Nöroloji Kliniği'nde, nadir görülen kalıtsal bir kas hastalığı olan pompe hastalığının (glikojen depo hastalığı tip 2) tedavisi ilk kez başarıyla gerçekleştirildi. Tanının ardından ilk ilaç 55 yaşındaki emekli Murat İşi'ye doktorlar tarafından başarıyla uygulandı. </p><p>'Bu tedaviyi Samsun'da ilk kez uyguladık' </p><p>Söz konusu hastalığın yetişkin düzeydeki ilk örneğine rastladıklarının altını çizen Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehlika Berra Özberk, 'Pompe hastalığı tanısı konulan hastamız, erişkin başlangıçlı pompe hastalığı olup oldukça nadir görülen bir hastalık. Kas yıkımı ve solunum tutulumu ile ilerleyen bir hastalık. Tedavi olarak tek seçenek enzim replasman tedavisi olup tek tedavi seçeneği olarak yer alıyor. Nöromüsküler Hastalıklar Birimimizin multidisipliner yaklaşımı sayesinde hastalığın tanısını koyduk ve bugün de ilk tedaviyi başarıyla uyguladık. Erişkin başlangıçlı pompe hastalığı sinsi seyirli, solunum tutulumlu ve kas yıkımıyla giden bir hastalık. Nadir bir hastalık olduğu için de gözden kaçabilme ihtimali var. Bu nedenle farkındalığa sahip olmak gerekir. Nöromüsküler Hastalıklar Birimi olarak hastanın pompe tanısını genetik olarak da doğruladık. Samsun'da erişkin başlangıçlı tedavi alan başka hasta yok. Çocukluk çağı başlangıçlı olan hastalarımız mutlaka var. Erişkin başlangıçlı hastalık olarak Samsun'da ilk kez bu tedaviyi uyguladık' dedi. </p><p>'Amacımız, kas yıkımını durdurmak, solunumun kötüleşmesinin önüne geçmek' </p><p>Tedavi ile amaçlarının hastanın kötüye gitmesini engellemek olduğuna da dikkat çeken Özberk, 'Hastamız, daha önce hastanemize başvurmadan önce miyopati (kas hastalığı) tanısı ile takip edilen bir hastaydı. Solunumsal tutulum ve başka belirtilerinin olması üzerine yaptığımız detaylı incelemede pompe tanısını doğruladık. Bu, tedavisi olan metabolik miyopatilerden bir tanesi. O yüzden bizim için çok değerli nadir hastalıklardan biri. Tedavisi olan hastalıklardan biri olduğu için de kas yıkımını durdurmak, solunum fonksiyonlarının kötüleşmesini önlemek ve hastalığın gidişatını yavaşlatmak için enzim replasman tedavisini uygulamaya devam ediyoruz. Tedavi 14 günde bir uygulanacak çünkü pompe hastalığında bu enzimin eksikliği olması nedeniyle metabolik miyopati ortaya çıkıyor. Bu yüzden enzim replasman tedavisi düzenli olarak verilmesi gereken bir tedavidir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özberk ayrıca yaklaşan Nadir Hastalıklar Farkındalık Günü'ne dikkat çekerek, hastaların her zaman yanlarında olduklarını sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:35:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2026/02/agency/iha/nadir-gorulen-pombe-hastasi-samsunda-ilk-kez-tedavi-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="29749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sigarayı bırakmak isteyenler için harekete geçti]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, tütün ürünleriyle mücadele konusunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, tütün ürünleriyle mücadele konusunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara sundu.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, sigara kullanımını azaltmak ve tütün ürünleriyle mücadele etmek amacıyla bir projeye imza attı. Sunulan hizmet kapsamında Halk Sağlığı Genel Müdürü Dr. Muhammed Emin Demirkol, il ve ilçelerde ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara vereceklerini açıkladı. 11 Temmuz tarihinde İçişleri Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı kurum hekimliklerinde başlayan çalışmanın 2 ay içinde dönüşümlü olarak tüm kamu kurumlarında yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bahsedilen kurumlara 2 ay boyunca haftada 1 gün olacak şekilde ‘Tütün Bağımlılığı Tedavisi Eğitimi’ almış bir hekim görevlendirilmesi yapılacak. Görevlendirilen alanında uzman hekim, kurum personeline tütün ve tütün ürünlerinin zararları konusunda bilgilendirme eğitimleri verecek. Sigara bırakma poliklinik hizmeti sunulacak. Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu.</p>

<p>"Tütün ürünleriyle mücadele konusunda seferberlik içerisindeyiz"</p>

<p>Tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini ve vatandaşları sağlıklı yaşamaya teşvik edecek birçok projeye imza atacaklarını belirten Demirkol, "Tütün ürünleriyle mücadele konusunda büyük bir seferberlik içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuya göstermiş olduğu hassasiyet ve vermiş olduğu destekle onların himayelerinde, yine Bağımlılık ve Mücadele Yüksek Kurulumuzun da toplantı kararları çerçevesinde, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da bu konuyla ilgili destekleriyle birlikte yoğun bir mücadeleyi tüm kurumlarımızla ve teşkilatlarımızla aktif bir şekilde yapıyoruz. Bu dönem içerisinde çapraz yönetimlerimizi illerimizde ve ilçelerimizde etkin ve yoğun bir şekilde yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bunun yanı sıra yine ‘Bağımlılık ve Mücadele Yüksek Kurulu’ kararları çerçevesinde çok önemli bir hizmeti de tüm illerimizde, başta Ankara olmak üzere bugün itibariyle başlatmış olduk. Bu kapsamda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetimiz yine sağlık çalışanlarımız ve bu konuda sertifikalı hekimlerimizin büyük gayretiyle de etkin bir şekilde sürdürülmeye başlamış oldu. Sağlık Bakanlığımızın ana binasında Bilkent yerleşkesinde sertifikalı hekimimiz tarafından Ankara İl Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmeti veriyoruz. Burada çalışan tüm çalışma arkadaşlarımızın hizmetinde olan ve sigara bırakmayı isteyen ekip arkadaşlarımıza hizmet verecek. Bunun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonunda Diyanet İşleri Başkanlığımız ve İçişleri Bakanlığımızın merkez teşkilatlarında, ana binalarında da 2 ay boyunca haftanın belirli günlerinde ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini hekimlerimiz vermiş olacaklar" diye konuştu.</p>

<p>"81 ilde sigara bırakma poliklinikleri aktif şekilde çalışıyor"</p>

<p>Projenin Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "Şu anda Türkiye’nin 81 ilinde ve tüm ilçelerimizde sigara bırakma polikliniklerimiz aktif bir şekilde çalışıyor. Toplamda son 3 ay içerisinde artan ivmeyle birlikte 671 sigara bırakma polikliniğimiz vatandaşlarımıza ücretsiz hizmeti sunmaktadır. Buradaki ilaçlarımız hekimlerimiz tarafından vatandaşlarımıza ücretsiz sunulmakta. Toplam bine yakın sertifikalı hekimimiz sigara bırakma ile ilgili hizmeti bu 671 poliklinikte veriyor. Bu yıl şimdiye kadar toplamda 72 bin sigara bırakma ile ilgili hizmeti vatandaşımıza ulaştırdık. Alo 171 hattını hatırlatmak istiyoruz. Sigara bırakma ile ilgili hem danışmanlık hizmeti alabilecekleri hem merak ettiklerini sorabilecekleri, en yakın sigara bırakma polikliniğinin yerini konumunu öğrenip randevu olabilecekleri önemli bir çağrı merkezimiz hizmet veriyor. Bunun yanı sıra Alo 171 hattımız sigara bırakma polikliniğinde hizmet almış vatandaşlarımızı 1 yıl boyunca en az 6 defa arayarak bu süreçleri yakından takip ediyor. Kapalı alanlarda sigara içme ile ilgili yasaklarımız etkin bir şekilde devam ediyor ve bu süreçleri yakından takip ediyoruz. ‘Yeşil Dedektör İhbar Hattı’ mobil uygulaması ile kapalı alanlarda sigara içilmesinin önüne geçmeye ve bunların denetimlerini etkin bir şekilde yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Şu anda en az 3 vatandaşımızdan 1’i sigara kullanıyor"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’deki sigara kullanımına da değinen Demirkol, her 3 kişiden 1’inin sigara kullandığını ve bu oranı 6 kişiden 1’inin kullanmasına düşürmek istediklerini vurgulayarak, "Şu anda en az 3 vatandaşımızdan 1’i sigara kullanıyor. Bunu yüzde 30’un altına indirmeye çalışıyoruz. İlk hedefimiz bu rakamı yüzde 30’un altına çekmek, sonra da uzun dönemde yüzde 20’lerin altına çekmek ve belki de tamamen sıfırlamak istiyoruz. Şu anda 3 vatandaşımızdan 1’i sigara içiyorsa bu oranı yarılara indirelim. Her 6 vatandaşımızdan 1’i içecek hale inmiş olsun. Sonrasını da sıfırlayalım. Çünkü bu noktada farkındalık en önemli silahımız. Onun dışında evlatlarımıza okullarda ‘Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek Çalışma Programı’ çerçevesinde de farkındalığı vermeye çalışıyoruz. Bazen uzun yıllar bizim katkılarımızla sigara bırakma noktasında başarılı olamayan vatandaşlarımız bazen evdeki evladının söylemiyle sigarayı bırakmış oluyor. Çünkü sonuçlarıyla başta akciğer kanseri olmak üzere vücudumuzda yapmış olduğu birçok hasarla sevdiklerimizden bizi daha erken ayırabiliyor" açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/saglik-bakanligi-sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-harekete-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="95049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kâbus sürüyor, keneden ölenlerin sayısı 11’e yükseldi]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücuduna yapışan keneyi sağlık kuruluşunda çıkartmasına rağmen, yakalandığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) sonucu vefat etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücuduna yapışan keneyi sağlık kuruluşunda çıkartmasına rağmen, yakalandığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) sonucu vefat etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sivas’ta kene kabusu sürüyor. Bu yıl mart ayından itibaren kene yapışması sonucu ortaya çıkan KKKA nedeniyle ölenlerin sayısı 11’e yükseldi. Son olarak Sivas Merkez ilçeye bağlı Gülpinar köyünde ikamet eden H.A (59) kurtarılamayarak vefat etti. Hayvancılıkla uğraşan H.A’nın 1 ay önce omzuna yapışan keneyi bir sağlık kuruluşunda çıkarttırdığı, ancak daha sonra rahatsızlandığı öğrenildi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde KKKA tanısı konulan H.A, 1 ay süren tedaviye cevap veremedi ve geçtiğimiz gün vefat etti. H.A’nın 2 çocuk babası olduğu öğrenildi. H.A’nın cenazesi bugün hastane morgundan ailesine teslim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sivas</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/kabus-suruyor-keneden-olenlerin-sayisi-11e-yukseldi.jpg" type="image/jpeg" length="24336"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp dünyasını şaşırtan ameliyat]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyat, tıp dünyasını şaşırttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyat, tıp dünyasını şaşırttı.</p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İsmet Çelik, Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Aydın Aktaş ve ekibi tarafından yapılan operasyonda 76 yaşındaki Asiye Taşdelen’in karaciğerinde toplamda 90 santimetreye ulaşan 3 ayrı kedi-köpek kisti ameliyatla çıkartıldı.</p>

<p>Kistlerin büyüklüğü dikkat çekerken Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İsmet Çelik, dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmediklerini belirterek Taşdelen’e yapılan gerekli tetkikler ve görüntüleme sonucu karaciğerinde üç adet kedi-köpek kisti (hidatik kist) tespit ettiklerini ifade etti. Çelik, başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ve sürecin yakından takip edildiğini belirtti.</p>

<p>Kistin oluşumunu incelendiğinde kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördüklerini kaydeden Çelik, kedi ve köpeklerle temas eden kişilerin hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol ettirmeleri uyarısında bulundu.</p>

<p>Kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördük</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan detaylı tetkiklerde kistin oluşumunu kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördüklerini belirten Çelik, "Trabzon’da Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi bir ilke vesile oldu. Hastamız Gümüşhane’den karın şişliği ve ağrısı ile bizlere müracaat etti. Geldiğinde ileri tetkikleri yaparak, tüm karnını dolduran bir kitle ile karşılaştık. Durumu detaylandırınca kistin oluşumunu kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördük. Hastamızın başka hastalıkları vardı. O hastalıkları ekarte edebilmek için ilgili branşlarla birlikte vakayı değerlendirdik. Hastamızın ameliyat olabilirliğini tartıştık. Konsey kararı ile ameliyatına karar verdik" dedi.</p>

<p>"Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmedik"</p>

<p>Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmediklerini ifade eden Çelik, "Asiye Hanım, maalesef ihmal edilmiş bir hastamız. Bu kist, kedi ve köpeklerin dışkısı ve yediği yiyeceklerle bulaşan bir hastalık. Bu kist, genellikle tesadüfen yakalanabilir. Karaciğere yerleşir. Bu hastamızda da durum öyle olmuş. Ameliyat olamayacağı söylenip eve yollanmış. Bizler detaylandırıp ameliyat kararı aldık. Hastamızın karaciğerinde 3 ayrı kist vardı. Tüm karnı kist ile kaplıydı. 2 tanesinin tamamına çıkardık. Diğerini ise kontrolle alarak içini boşalttık. Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmedik. Ameliyatımız 2 saat sürdü. Hastamızın safra yolları kontrol edildi. Hastamızın durumu gayet iyi. Solunum cihazından bağımsız olarak kendi başına solunum yapabiliyor. En korktuğumuz şey; alerjik bir durumun olması. 90 santim çapındaki kist vücuda yayıldığı zaman alerjik bir durumda hastanın ölümüne sebep olabilmesi. Göremediğimiz yayılımlar için tedbir alıyoruz" diye konuştu.</p>

<p>"Kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler"</p>

<p>"Kedi ve köpeklerle temas eden insanlar, o hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler" diyen Çelik, "Asiye Hanım, çiftçilik yapan bir ev hanımı. Bu yüzden kedi ve köpekle teması söz konusu. Evcil kedi ve köpek baktıkları için böyle bir şeyin olabileceğini düşünememişler. Bu kist 4-5 yıldan daha fazla bir süreçte oluşmuş. Kistin varlığı, kan testiyle, herhangi bir tarama sırasında ortaya çıkar. Herkeste oluşabilir. Karaciğer başta olmak üzere akciğer ve diğer organlara da bulaşabilir. Kedi ve köpeklerle temas eden insanlar, o hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/tip-dunyasini-sasirtan-ameliyat.jpg" type="image/jpeg" length="48048"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Temizlenmeyen klimalar tehlike saçıyor]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan klima ve havuz kullanımıyla birlikte lejyoner hastalığı riski artıyor. Uzmanlar, özellikle otel, hastane ve spa gibi alanlarda klima ve su sistemlerinin düzenli temizlenmemesi halinde bu enfeksiyonun ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan klima ve havuz kullanımıyla birlikte lejyoner hastalığı riski artıyor. Uzmanlar, özellikle otel, hastane ve spa gibi alanlarda klima ve su sistemlerinin düzenli temizlenmemesi halinde bu enfeksiyonun ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz mevsiminde sıkça kullanılan klima, duş başlığı, jakuzi, spa ve havuz gibi nemli alanlarda üreyen legionella bakterisinin, lejyoner hastalığına neden olabileceğini belirten uzmanlar, solunum yoluyla bulaşan bu akciğer enfeksiyonunun, özellikle 50 yaş üzerindekiler, sigara içenler, kronik hastalıkları bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyrettiğini ifade ediyor. Enfeksiyonun, rutin antibiyotiklere dirençli olması nedeniyle tanı ve tedavide özel yöntemler gerektiğini belirten uzmanlar, korunmanın en etkili yolunun ise klima ve su sistemlerinin düzenli bakımı ve hijyen kurallarına uyulması olduğu konusunda uyarıyor.</p>

<p>"Legionella türü bakteriler genellikle nemli ortamları sever"</p>

<p>Lejyoner hastalığının, legionella pneumophila başta olmak üzere diğer legionella türlerinin de sebep olabildiği bir akciğer enfeksiyonu olduğunu belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahar Kandemir, "Legionella türü bakteriler genellikle nemli ortamları sever. Özellikle klima sistemleri, su sistemleri, jakuzi, spa, duş başlığı gibi alanlarda mikroorganizmalar ürer ve enfekte su buharının solunması ile enfeksiyon insana bulaşır. Bu enfeksiyon açısından risk altındaki kişiler genellikle 50 yaşın üzerindeki, sigara içenler, altta yatan akciğer hastalığı olan, böbrek yetmezliği, diyabet, kanser gibi hastalığı olan, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanan ve bağışıklık sistemi zayıf olan hastalar bu enfeksiyon açısından risk altındadır. Hastalarda genellikle görülebilecek bulgular ise ateş yüksekliği, titreme, öksürük, nefes darlığı, bulantı, kusma, ishal, bilinç değişikliği, konfüzyon ve bunun dışında eklem ağrısı ve kas ağrısı gibi şikayetlerdir" dedi.</p>

<p>"Klima ve su sistemlerinin temizliği, bakımı ve dezenfeksiyon işlemlerinin düzgün bir şekilde yapılması gerekli"</p>

<p>Bu enfeksiyonun da diğer akciğer enfeksiyonlarında olduğu gibi tedavisinin mümkün olduğunu belirten Doç. Dr. Bahar Kandemir, "Diğer enfeksiyonlardan ayrımını sağlayan özelliklerden bir tanesi rutinde kullanılan penisilin ve penisilin türevi antibiyotiklere bu hastalığın yanıt vermemesi ve bunun dışında tanısal anlamda değerlendirecek olursak hastaların akciğer grafileri, balgam kültürleri, idrarda hızlı antijen testi, PCR ve ELISA yöntemi gibi yöntemler de tanısal anlamda kullanılabilen tetkiklerdir. Yani bu hastalıktan hastaların korunabilmesi için öncelikli olarak klima ve su sistemlerinin temizliğinin, bakımının ve dezenfeksiyon işlemlerinin düzgün bir şekilde yapılması gerekli. Özellikle otel, hastane gibi alanlarda bu bakımın sürekliliğinin sağlanması ve spa, jakuzi, havuz gibi alanlarda temizlik ve hijyen şartlarına dikkat edilmesi önem arz etmekte. Özellikle toplu alanlardan gelen hastalarda, otel tatilinden gelip de böyle semptomlar gören hastaların bir sağlık kuruluşuna başvurması ve hekimlerin de böyle bir durumda aklına legionella enfeksiyonunun da gelebilmesi önemli" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/agency/iha/uzmani-uyardi-temizlenmeyen-klimalar-tehlike-saciyor.jpg" type="image/jpeg" length="38218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklarda doğru beslenme önerileri]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/asiri-sicaklarda-dogru-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/asiri-sicaklarda-dogru-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı Nevin Şanlıer, aşırı sıcaklarda nasıl doğru beslenilmesi gerektiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı Nevin Şanlıer, aşırı sıcaklarda nasıl doğru beslenilmesi gerektiğini açıkladı.</p>

<p>Türkiye ve Avrupa genelinde hafta sonundan itibaren hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. Aşırı sıcaklarda nasıl doğru beslenilmesi gerektiğine ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Şanlıer, "Önünüzdeki hafta sonundan itibaren meteorolojinin tahminlerine göre Avrupa’da ve Türkiye’de sıcaklıklar artacak ve mevsim normallerinin üzerine çıkacaktır. Aşırı sıcaklar halsizlik, uyku hali, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemlerinin yol açabilir. Yaz sıcaklığından en çok etkilenenler çocuklar, yaşlılar, hamileler, kalp ve şeker hastalığı olan bireylerdir. Yaz aylarında sıklıkla görülen sağlık problemlerinin azaltılmasında sağlıklı beslenme ve bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi son derece önemlidir" dedi.</p>

<p>"Kahvaltı günün en önemli öğünüdür"</p>

<p>Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğuna dikkati çeken Şanlıer, "Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Yaz aylarında yapılacak kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çaylar tercih edilmelidir. Günde 3 ana,2- 3 ara olmak üzere 5-6 öğün şeklinde beslenilmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı"</p>

<p>Sıcaklarda yağlı besinlerden ve kızartma tüketiminden uzak durulması gerektiğini ifade eden Şanlıer, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağların kullanımı, yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması önemlidir. Ayrıca aşırı sıcak yaz günlerinde mevsimine uygun taze sebze ve meyveler en iyi seçenektir. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi gerekir. Hem günlük posa ihtiyacınızı karşılar hem de kan şekerimizin düzenlenmesine yardımcı oluruz. İçerdikleri antioksidanlar sayesinde ise bağışıklık sistemimizi güçlendirmiş olur."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir"</p>

<p>Aşırı sıcaklarda, hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlılara dondurma gibi tatlıların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Şanlıer, "Kan şekerini hızla yükselten ve hızlı düşüren besinlerin tercih edilmemesi, basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi lifli besinlerin tüketilmesine özen gösterilmelidir. Enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için yeterli sıvı alımı önemlidir. Sıvı alımı, vücutta oluşan toksinlerin atılmasında, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında ve metabolizma dengesinin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, yaz aylarında her gün en az 2-2.5 litre güvenli su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir" açıklamasında bulundu.</p>

<p>"Besinler yavaş ve iyi çiğneyerek tüketilmelidir"</p>

<p>Sıcak havalarda besinleri yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmesi gerektiğine değinen Şanlıer, "Besinler yavaş ve iyi çiğneyerek tüketilmelidir. Doygunluk hissi, yemek yendikten 15-20 dakika sonra hissedilmeye başlanır. Bu nedenle yavaş yavaş yemek yemeye özen gösterin. Yemek esnasında lokmalar arasında yemeğinize sık sık ara verin. Tuz tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir.Yaz aylarında aşırı tuz tüketimi tansiyon yükselmesine neden olabilir. Tuzun yetersiz miktarda tüketilmesi ise hücrelerimiz arasında yer alan sıvıların dengesini bozarak çok tehlikeli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu durum özellikle profesyonel sporcular açısından önemlidir. Günlük tuz tüketiminin 6 gramı aşmamasına özen göstermeli fakat tuzsuz bir hayata evet dememeliyiz" dedi.</p>

<p>"Besin zehirlenmeleri, aşırı sıcakların gözlendiği yaz aylarında artan hastalıklardan biridir"</p>

<p>Tatil mekanlarında tüketilen besinlere çok dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Şanlıer, "Besin zehirlenmeleri, aşırı sıcakların gözlendiği yaz aylarında artan hastalıklardan biridir. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan potansiyel riskli besinler açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir. Tatil mekanlarında tüketilen besinlere özellikle dikkat edilmeli, iyi pişmiş yemekler tercih edilmeli, az pişmiş veya çiğ etli besin tüketmekten kaçınılmalıdır. Kolay bozulabilen tavuk, balık yemekleri, soslu besinler ve krema içeren tatlıların güvenilir restoranlarda tüketilmesine özen gösterilmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"45-60 dakika kadar fiziksel aktivite yapmak ihmal edilmemeli"</p>

<p>Tok karna her gün 45-60 dakika arası fiziksel aktivite yapılması gerektiğini aktaran Şanlıer, şunları kaydetti:</p>

<p>"Tatil mekanlarında özellikle açık büfe şeklinde sunulan menülerde aşırı yemek yemekten kaçınılmalı, açık büfeden yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayacak şekilde besinler seçilmelidir. Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli besinlerden uzak durulmalıdır. Sıcak yaz aylarında özellikle virüslerden kaynaklanan bebek ve çocuklarda yaygın olarak görülen ishallerin önlenmesinde el temizliği ile sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkamak çok önemli olup, ishali olanlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Her gün mutlaka aç karnına olmamak kaydıyla 45-60 dakika kadar fiziksel aktivite yapmak ihmal edilmemeli, en güzel aktivite yürüyüş, yüzme, aktivitelerden kendimiz için en uygun olanı düzenli olarak yapılmalıdır."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><img height="25" id="image-hover-icon" src="chrome-extension://pbhpcbdjngblklnibanbkgkogjmbjeoe/src/public/images/128px.png" style="cursor:pointer; display:block; left:23px; opacity:0.7; position:absolute; top:1718px" width="25" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/asiri-sicaklarda-dogru-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Jul 2025 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/3391681.jpg" type="image/jpeg" length="89876"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: "Keneler sadece ısırmıyor, ölümcül hastalıklar bulaştırıyor"]]></title>
      <link>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-keneler-sadece-isirmiyor-olumcul-hastaliklar-bulastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-keneler-sadece-isirmiyor-olumcul-hastaliklar-bulastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarının arttığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Bostancı, "Kene ısırıkları sıradan bir yaz sorunu olarak görülmemeli. Özellikle Karadeniz Bölgesi gibi yeşil alanları bol bölgelerde yaşayanlar için risk oldukça yüksek. Son yıllarda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında artış gözlemleniyor ve maalesef bazıları ölümle sonuçlanıyor. Bu yüzden, erken müdahale ve bilinçli davranmak hayati önem taşıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarının arttığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Bostancı, "Kene ısırıkları sıradan bir yaz sorunu olarak görülmemeli. Özellikle Karadeniz Bölgesi gibi yeşil alanları bol bölgelerde yaşayanlar için risk oldukça yüksek. Son yıllarda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında artış gözlemleniyor ve maalesef bazıları ölümle sonuçlanıyor. Bu yüzden, erken müdahale ve bilinçli davranmak hayati önem taşıyor" dedi.</p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayanlar ve doğayla iç içe olan vatandaşların büyük risk altında olduğunu belirten Medical Park Ordu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Bostancı, artan ölüm vakalarına dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Fatih Bostancı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere birçok tehlikeli hastalığın keneler aracılığıyla bulaşabileceğini hatırlattı.</p>

<p>"Keneyi asla patlatmayın"</p>

<p>Kene ısırığında ne yapılması gerekildiğinden bahseden Uzm. Dr. Bostancı, "Kene ile karşılaşıldığında öncelikle panik yapılmamalı ve kene asla patlatılmamalıdır. Keneyi kendi başına çıkarmaya çalışmak yerine mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonraki 10 gün boyunca yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi belirtiler dikkatle izlenmeli; bu tür şikayetler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir" diye konuştu.</p>

<p>"Doğada zaman geçirenler dikkat etmeli"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğada zaman geçiren kişilerin kene riskine karşı önlem almaları gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Bostancı, uzun otların bulunduğu veya ormanlık alanlarda bulunulacağı zaman vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve açık renkli giysiler giyilerek kenelerin daha kolay fark edilmesinin önemli olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Bostancı, özellikle çocukların bu konuda dikkatle gözlemlenmesi gerektiğine de dikkat çekti.</p>

<p>"Şüpheli durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun"</p>

<p>Kene ısırığı sonrası hastaneye başvurmaktan çekinilmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Fatih Bostancı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Her yaz dönemi bu konuda benzer uyarıları yineliyoruz ama ne yazık ki ihmaller ölümlere yol açıyor. Keneye karşı bilinçli olmak, sadece kendimizi değil, çevremizi de korur. Şüpheli durumlarda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sesimizgazetesi.com/uzmani-uyardi-keneler-sadece-isirmiyor-olumcul-hastaliklar-bulastiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sesimizgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/sesimizgazetesi-com/uploads/2025/07/4797322.jpg" type="image/jpeg" length="32073"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
