“PİYASANIN ARADIĞI İSTİKRAR VE BİRLİKTELİKTİR”

30.11.2021
100 kez Okunmuştur.

TOKAT TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANI DR. ALİ ÇELİK, TÜRKİYE’DE EKONOMİ PİYASALARININ HALİ HAZIRDAKİ DURUMUNU ANLATIRKEN İKTİDARIN, SN. CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN BİRLİKTELİĞİ SAĞLAMASINI İSTEDİ.

 

 

 

TSO Başkanı Dr. Ali Çelik’in gazetemize gerçekleştirdiği nezaket ziyaretinde, Gazetemiz  Sahibi İlhan Uluözlü`ye  yaptığı açıklamalardan biri de Türkiye ekonomisi üzerine oldu. Dövizdeki artış ve dalgalanmanın yaşattığı sorunları anlatırken, buna sebebiyet veren unsurları dile getirdi. İktidardan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan beklentileri sıraladı. Birliktelik sağlanmasını istedi.

            TSO Başkanı Dr. Ali Çelik’in ekonomiye dair açıklamaları şöyle oldu:

EKONOMİ İSTİKRAR ARAR

            Çok net bir şekilde, aklı selim insanlar şunu görüyor, biliyor. Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntının sebebi pandemi, uluslararası piyasa, Çin ile ilgili problemlerden kaynaklı olabilir ama başka yerlerdeki krizle Türkiye’nin yaşadığı kriz bir değil. Hem Amerika hem Avrupa krizde diyorsak o zaman dolar, euro, altın kurunda böylesi artışlar olmaması lazım. Türkiye’deki kriz daha ayrı bir kriz. Bunun sebeplerini aslında herkes biliyor. Birincisi, ekonomi piyasalarında istikrar yok. Bir yıl önce Berat Albayrak’ın istifası ile başlayan süreçte bugün 3. Ekonomi Bakanının istifası konuşuluyor. Merkez Bankasında bir yılda 4-5 değişiklik oldu, Yönetim Kurulu üyeleri değişiyor. Yani ekonomi bu kadar atamayı, değişimi kaldırmaz. Ekonomi istikrar arar. Türkiye ekonomisinin en başarılı olduğu döneme bakın Ali Babacan’ın 8-10 yıl süreyle Ekonomi Bakanlığı, Süreyya Serdengeçti’nin 10 yıl Merkez Bankası Başkanlığı yaptığı dönemdir. Siyasette ve bürokraside ekonomiyi istikrara oturtmak gerek.

            İkincisi, Sn. Cumhurbaşkanımızın çok fazla ekonomisi bilgisi olmamasına rağmen, 400 yıllık ekonomi biliminde ilk defa icat edilmiş bir faiz sebep enflasyon sonuç teorisi gibi hiçbir insanıntaya atamayacağı teoriyitaya atmasıdır. Döviz, altın, faiz, enflasyon bunlar eş kenar üçgenin parçaları gibidir. Birinin açısını veya uzunluğunu değiştirirseniz üçgenin tamamını değiştirmiş olursunuz. Bunlar birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Faiz yüksek, enflasyon düşük, kur daha yüksek enflasyon daha düşük gibi bir şeyin olma ihtimali trilyonda sıfır! 3’ü birbirini dengeler. Faiz, enflasyon, kur ekonominin olmazsa olmaz temelidir.

            İstikrar, sağlam kurgu yapılmalı. Türkiye fazla borçlanarak, kendi kurumlarını yabancı ülkelere satarak tamamen inşaata yönelik bir ekonomi oluşturdu. Sn. Cumhurbaşkanımız son günlerdetaya attığı teorinin yanlışlığını kabul etmiş ki aslında faizin haram olduğunu, nas olduğunu beyan ederek geri adım atmış oldu. Faizin haram oluşu, kırmızı çizgi sayılışını gündeme getirdi. Faiz yüzde 20 olunca haram da yüzde 15 olunca haram değil mi? Finans sisteminde faiz dünyanın gerçeği. Dövizi yukarda tutarak ihracatı artırma teorisini kurdu, bu mantıkla dünyada gelişmiş bir ülke yok. İhracatta bir sıçrama yaptık ama bunun sebebi Avrupa’nın pandemi sonrasında artık üretmek istememesidir. Çin ekonomisinin Dünyaya sıkıntı olduğu için Çin’in natifi olarak Türkiye görüldü ve Türkiye’den mal alımını istemekteler. Bugün Türkiye daha avantajlı hale geldi. Döviz 7 lira iken de bu ihracat artışı olmuştu. Şimdi ihracat yapan arkadaşlar döviz artışından rahatsız, enflasyon arttığı için maliyetleri artıyçünkü, kârları azalıyaslında. Kuru patlatıp ihracatı geliştirmeye kalktığınızda ırgatlık yapanların artmasıyla, ucuz işçilikle ülkeyi fakirleştiriyorsunuz.

Aslında sıkıntı şu: 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile bugün ülkede iyiye giden ne var? Ekonomi, eğitim, adalet… Bir kere ekonomimizin ayakta kalması için birliktelik şart. Hukuk, eğitim, adalet şart. Yatırım güvenin, adaletin olduğu, demokrasinin zirve yaptığı yere gelir. 15 Temmuz sonrası yapılan bir takım olaylar var. Uluslar arası yatırımcının yerlitağı FETÖCÜ çıktığı için mallarına el konuldu. FETÖCÜ’yü içeri al tamam ama firmasına el koymayı yabancıtağa anlatamazsın. Ekonomide kontrolün siyasilerin elinde olduğu bir yere Batı yatırımcısı gelmez. Ekonomiyi liyakatli ellerin yönetmesini beklerler.

Cumhurbaşkanımızın sağlık sorunları var, yaşlandı, 20 yılın yorgunluğu var ve son dönemde etrafı tamamen boşaldığı için, etrafında ciddi şekilde danışacağı, fikir alacağı ciddi insanlar yok ekonomi konusunda birikimli. Kararlar istişare ile alınmıyor, Cumhurbaşkanı bir şey söylüyor, ‘hayır bu yanlış, şöyle yapmamız gerek” diyecek, beyin fırtınası yapacak kimse yok! Ali Babacan bu durumu bizlere anlattı, dedi ki ‘Süreyya Serdengeçti bizden önce Kemal Derviş tarafından atanmış sosyal demokrat görüşlü bir Merkez Bankası Başkanıydı. Biz geldik, uyum yasaları çıkarma adına hem Avrupa Birliği istediği için Merkez Bankasının bağımsızlığını gösteren bir karar geçirdik meclisten. Sonra O arkadaşın sosyal demokrat olmasından ötürü bana bir baskı yapıldı ve görevden almam istendi. O dönem Başbakanımıza şunu söyledim, biz Meclisten karar çıkardık, bu arkadaşı görevden aldığımızda ne diyeceğiz, böyle bir müdahale yaparsak dış dünyanın bize bakışı olumsuz olur, iç piyasada da sıkıntı yaşarız. Sn. Başbakanımız da doğru diyorsun dedi, o arkadaş 8 yıl Merkez Bankası Başkanlığı yaptı.’ İşte bugünkü yapılan işlerle o günkü yapılan işlere bakın. İkisini de Ak Parti yaptı. Yani aslında AK Parti doğruları da kendisi yaptı, yanlışları da kendisi yapıyor. Deneyeceği bir şey yok aslında, geçmişte yaptıkları doğruları yapsa yetecek. Birilerinden akıl almalarına birilerinden bir şey öğrenmelerine gerek de yok.

SİYASİ PARTİLERLE BULUŞULMALI

Piyasanın en çok önemsediği birlikteliktir. Toplum kamplaşmışken siz ekonomiyi ayağa kaldıramazsınız. Bunu yapacak olan Cumhurbaşkanıdır. Sn. Cumhurbaşkanı bütün siyasi partileri bir araya toplayacak masanın etrafında, dış güçlerin müdahalesi de varsa bunları anlatacak, bizim bir arada olmamız lazım diyecek. Kafa kafaya verelim demesi gereken şahıs Sn. Cumhurbaşkanı tam tersi ülkede muhalefete karşı ‘daha bu iyi günleriniz, şöyle olacak böyle olacak.’ diyor. Bu ülkede siyasiler, gazeteciler saldırıya uğruyor. Bir kesime karşı hırsla, kinle, zillet ittifakı diye bu ülkenin yüzde 50’sini kışrınıza alırsanız bunun bedelini en fazla siz ödersiniz. Yani bu durumdan ülke fayda görmüyor. Sn. Cumhurbaşkanının birliktelik çağrısına ‘hayır’ diyecek hiçbir muhalif olmaz, istemeyen altında kalır. Bir araya gelinirse, toplumu rahatlatacak görüntü verilirse ekonomi piyasaları da rahatlar. Sn. Cumhurbaşkanı ülkeyi seviyorsa önce birlikteliği sağlayacak, ekonomi yönetimiyle alakalı profesyonel ekip getirecek ve hiç dokunmayacak. Naci Ağbal görevde iken dolar 6,89 TL’ye düşmüştü, piyasalar oturmuştu, sırf faiz yükseldi diye görevden alınıyor, bugün piyasalar allak bullak. Hiçbir teoritaya atılmasa, piyasaya dokunulmasa, siyaset müdahil olmasa Türkiye ekonomisi bir dengeye oturur. Ülke gerilmediği zaman ekonomi düzgün seyrediyor.”

 

 

TOKAT’A TEKSTİL OSB

 

 

            Tokat 1. Ve 2. OSB alanlarındaki durumu anlatan TSO Başkanı Dr. Ali Çelik, 3. OSB için adımlar attıklarını söylerken, Tokat’a 1000 dönüm alana çift katlı 1 milyon metre kare kapalı alan inşa ederek 30 bin işçiye istihdam sağlama hedefinde olan TürkMall Danışmanlık firmasına Amasya, Çorum, Yozgat, Sivas, Erzincan illeri yerine Tokat’ı tercih etmelerini sağlayacak imkanı sunmak istediklerini anlattı. Başkan Çelik bu husustaki açıklamasında özetle şu bilgileri paylaştı:

            “Bizden istenen 1000 dönüme 1 milyon metrekarelik çift katlı fabrika yapılacak. Bu binanın içinde AR-GE Merkezi, Tekstil Lisesi ve Yüksek Okulu, Tekstil ile alakalı pamuk, iplik, kumaş dokuma, dikim üzerine A’dan Z’ye bütün konularda ihracat yatırımı olacak. TurkMall Danışmanlık firması bu yatırımınganizasyonu yapacak. Yatırım danışmanlığını yaptığı 200 büyük tekstil fabrikasından 51 tanesini Tokat’ta oluşturulacak Tekstil OSB alanında buluşturmayı istiyor. Kümelenme alanında üretimde ve ihracatta hızlı hareket edebilmeyi tasarladılar. Yozgat ve Sivas illeri alanın hazır olduğunu söylemesine rağmen, projenin başında Tokatlı isimler olduğu için Tokat’a kazandırmayı arzu ediyorlar.

            Tokat’ta talep edilen alanı oluşturma potansiyelimiz var. 01 Mayıs’a kadar arsanın verilmesi talep ediliyor. 30 bin işçi çalışacak. Tekstilde nitelikli eleman çalıştırmak istiyorlar. Tokat’ı tercih etmelerinin bir sebebi de Tokat’ın çokça göç veren illerden biri olması, il dışına gidenler arasında tekstil işçiliği yapanların çoğunlukta bulunması. Ki bu tekstil işçilerini yeniden memleketlerine döneceklerini düşünmekteler. Tokat’ta tekstil kültürünün oluştuğunu görüyorlar. Tokat Merkez ve İlçe OSB’lerde toplam 10 bin tekstil işçisi var şuan. Yeni tekstil işçisi yetiştirecek çekirdek kadro burada oluşmuş durumda.”

DİKKAT ÇEKİCİ KONULAR

            TSO Başkanı Dr. Ali Çelik gazetemize gerçekleştirdiği ziyaret vesilesiyle birçok hususa değindi. Tokat OSB’lerdeki durumun dışında, Türkiye ekonomisindeki duruma, Tokat ekonomisine, bilhassa iki yıla yakın zamandır devletten ödemesini alamayan medikal firmaları ile yatırım bedeli güncellemesi bekleyen kamu müteahhitlerinin yaşamakta oldukları mali sıkıntılara, batma noktasına geldiklerine dikkat çekecek açıklamaları oldu. Başkan Çelik’in açıklamalarına günbegün gazetemizde yer vereceğiz.

 

TOKAT, TARİHİNİN EN GÜÇLÜ İŞLERİNİ YAPIYOR”

Tokat TSO Başkanı Dr. Ali Çelik, Tokat’ta yakalanan sinerji ile tarihinin en güçlü işlerinin yapılmakta olduğunu dile getirdi. Gazetemize gerçekleştirdiği ziyarette açıklamalarda bulunan Başkan Çelik “Tokat, yakalamış olduğu sinerji ile tarihinin en güçlü işlerini yapıyor. 08 Ocak’ta yeni havalimanını açıyor. Yol bağlantılarının tamamı ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Kültür Merkezi, Bilim Merkezi, kütüphaneler, spsalonları, yüzme havuzları, okullar yapılıyor. Sn. Vali, Belediye Başkanı, Milletvekilleri, STK’larla genel bir sinerjinin, uyumun sonucu oluybunlar.” diyerek sözlerine başladı ve kaostan beslenmek isteyenlerin varlığına dikkat çekti. Başkan Çelik bu hususta şunları söyledi:

“Siz kavga isterseniz, olumsuzluğa beyninizi odaklarsanız hep sıkıntı ile karşı karşıya kalırsınız, siz fikir ayrılıklarını bir kenara koyup kafa kafaya verip şehri geliştirmek isterseniz Allah size yardımını gönderir. Şimdi biz her ne kadar fikren ve zikren arkadaşlarla aynı düşünmesek de oturuyoruz muhabbet ediyoruz, espri yapıyoruz, konuşuyoruz. Bana şunu kimse söyleyemez: “Ali Çelik siyasi sebeplerden dolayı, şahsi sebeplerden dolayı, bizim ismimiz ön plana çıkmasın düşüncesi ile şu projeye engel oldu!” Ne ben engel olurum ne de birilerinin engel olmasına izin veririm. Birisi taş koyuyor, problem çıkarıyorsa gidip uyarıyorum, ‘ayıp ediyorsun, Ahmet, Mehmet ile problemin ayrıdır, onu başka bir kulvarda hallet, bu yatırıma engel olma, bunun hesabını millete, çoluğuna çocuğuna veremezsin.’ diyorum. Tokat’ta belli bir birikim ve kültür oluştu. Bu sinerji oluşunca bundan rahatsız olanlar da çıkıyor. Çünkü kaostan, kavgadan, dedikodudan beslenen, birbiri ile çatışan insanlar olunca bir kısmı bir tarafta diğer kısmı bir tarafta olarak kendine pozisyon oluşturan insanlar var, onlar da rahatsız oluyor. Bu sinerjiden kimin mutlu kimin mutsuz olduğuna bakmak lazım. Rahatsız olan insanlara baktığınızda durumu çözüyorsunuz, onların rahatsızlığı da bizi mutlu ediyor. Rahatsız etmemek için uğraşmıyoruz inşallah daha çok rahatsız olurlar.”

TOKAT’TA OSB’DEKİ GELİŞMELER

            Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Ali Çelik, Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Tokat Organize Sanayi Bölgesindeki gelişmelere dair de bilgiler aktardı. Başkan Çelik’in açıkladıkları şöyle oldu:

“Mevcut Organize Sanayi Bölgesi’nin fiziki yetersizlikleri vardı. Dağlık, heyelanlı,manlık bir alanın içindeganize sanayinin kurulmasının sıkıntıları yaşanıyordu. 4 bin dönüm arazide fabrikalaşma noktasında maksimum 500-600 dönümlük alana fabrika yapabiliyoruz. Çünkü Bakanlık yüzde 50 kota koymuş, 5084’ten 20-30 dönümlük yerler verilmiş o dönem bu yasa olmadığı için, alan da 500-600 metre kare yerler yapmış, geriye boşta kalan yerleri alamıyoruz da. Şimdi Organize Sanayi’nin büyük bir kesimi atıl durumda. Bir tarafta arsa yok tahsis edeceğimiz, diğer tarafta fabrika yoğunluğu yok. Başkaca OSB’lerde sırt sırta onlarca fabrika ile kaplanmış bölgeler varken bizim OSB’de bir fabrikadan bir fabrikaya araba ile gidiyorsunuz ama yarın birisi arsa istese tahsis edebileceğimiz arsa çıkmıyor. Şuan 70’in üzerinde fabrika yapmak isteyen var ama bizim tahsis edebileceğimiz 4 tane arsa var. Bunları aşmaya çalışıyoruz.

            Biz şunları yaptık, OSB Yönetimine geldiğimizde 17 milyon lira borcu vardı, bunu ödedik ve bugün kasasında 500 bin lira parası var. Bu arada alt yapısını, üst yapısını, kreşini, camisini, yolunu, deresini, güneş enerji panellerini düzelterek daha bakımlı birganize haline geldi. Yani hem borç ödedik, hem yatırım yaptık ve fabrikalaşma noktasında yol kat ettik. Biz geldiğimizdeganizenin yüzde 71’i üretimde değildi, ya boştu ya da depoydu. Şuan üretim dışı alanlar yüzde 30 civarında, onun dışındakilerde aktif üretim var ve binaların tamamı dolu. Şuanda boşta, kiralanacak hiçbir binamız yok. 70’in üzerinde parsel fabrika olarak verildi, yatırım yapıldı.

            2017 sonundaki görüntü ile 2021 sonundaki görüntüleri indirip göstereceğiz, son 3 yılda 2 katına yakın fabrikalaşma olduğu görülecek. Ki bu dönemde 2 tane büyük kriz atlattı Türkiye. Yani krize rağmen hem Tokat Merkez OSB hem ilçelerdeki OSB’ler çok ciddi gelişti. OKA’dan ilk defaganizelerin alt yapı-üst yapılarıyla ilgili ciddi kaynak aktarımı oldu.

            Şuan 3. Organize Sanayi Bölgesi’nin yazışmalarını yaptık. Alt yapısını hazırladık. Mevcut Organize Sanayi’de 428 dönümlük alanı heyelanlı, yeşil alan olmaktan çıkardık sanayi parseline dönüştürülmesiyle ilgili 18 kurumun görüşü alındı. Raporlar hazırlandı, inşallah yakın zamanda olumlu bir sonuç alacağız. 428 dönümlük alanın sanayi parseline dönüştürülmesi demek 10’ar bin metre kareden 48 fabrikanın yapılabileceği alan demek. 2. Organize Sanayi Bölgesi ile Taşlıçiftlik arasında kalan 700 dönümlük alan için de yazışmalar yapıldı. Kamulaştırmalarına başlanacak ama en büyük sıkıntı bireysel tapuların fazla olması. Sanayi Bakanlığı daha çok kamusal alanlar istiyama sağ olsun Tokat özelinde Sanayi Bakanımızdan sözünü aldık.

GIDA OSB ÖNEMLİ

            Tokat biliyorsunuz tarım ve gıda şehri. Bu potansiyelimizintaya çıkarılması lazım. Samsun’da bir Gıda İhtisas Bölgesi var iken Tokat’ta da bu ihtisas bölgesinin olmasını istiyoruz. Yeni yapılacak 3. OSB’de hem de Gıda OSB’de mümkün olduğunca konuşlandırılacak firmaların tamamı ihracata yönelik firmalar olsun istiyoruz. Biz Tokat’ı ayağa kaldıracaksak bu sadece iç piyasaya satmak ile olmayacak, dış pazarlara, uluslar arası pazarlara açılmak zorundayız. Tokat’ın ihracat rakamları son derece kötü, Tokat’ın potansiyeline yakışmayacak durumda. Biz bunu Gıda OSB ile artıracağız. Devasa ihracat firmalarının Tokat’a talepleri var, onlarla konuşacağız.

            Tokat için TEKSTİL KENT, Tekstil OSB planımız var.  Bizden istenen 1000 dönüme 1 milyon metrekarelik çift katlı fabrika yapılacak. Bu binanın içinde AR-GE Merkezi, Tekstil Lisesi ve Yüksek Okulu, Tekstil ile alakalı pamuk, iplik, kumaş dokuma, dikim üzerine A’dan Z’ye bütün konularda ihracat yatırımı olacak. TurkMall Danışmanlık firması bu yatırımınganizasyonu yapacak. Yatırım danışmanlığını yaptığı 200 büyük tekstil fabrikasından 51 tanesini Tokat’ta oluşturulacak Tekstil OSB alanında buluşturmayı istiyor. Kümelenme alanında üretimde ve ihracatta hızlı hareket edebilmeyi tasarladılar. Yozgat ve Sivas illeri alanın hazır olduğunu söylemesine rağmen, projenin başında Tokatlı isimler olduğu için Tokat’a kazandırmayı arzu ediyorlar.

            Tokat’ta talep edilen alanı oluşturma potansiyelimiz var. 01 Mayıs’a kadar arsanın verilmesi talep ediliyor. 30 bin işçi çalışacak. Tekstilde nitelikli eleman çalıştırmak istiyorlar. Tokat’ı tercih etmelerinin bir sebebi de Tokat’ın çokça göç veren illerden biri olması, il dışına gidenler arasında tekstil işçiliği yapanların çoğunlukta bulunması. Ki bu tekstil işçilerini yeniden memleketlerine döneceklerini düşünmekteler. Tokat’ta tekstil kültürünün oluştuğunu görüyorlar. Tokat Merkez ve İlçe OSB’lerde toplam 10 bin tekstil işçisi var şuan. Yeni tekstil işçisi yetiştirecek çekirdek kadro burada oluşmuş durumda.”

TSO BAŞKANI DR. ALİ ÇELİK:“MEDİKALCİLER VE

KAMU MÜTEAHHİTLERİ BATMA NOKTASINDA

 

“MEDİKALCİLERİN YAKLAŞIK 20 AYDIR ÖDEMELERİ YAPILMIYOR. BU ÜLKEDE 5 BÜYÜK MÜTEAHHİDE 19 DEFA AF ÇIKARILDI AMA BİNLERCE KAMU MÜTEAHHİDİNE BİR DEFA AF ÇIKARMAYA, BİR DEFA ONLARIN SIKINTISINI GİDERMEK İÇİN KANUN ÇIKARMAYA YANAŞILMIYOR.”

 

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Ali Çelik, gazetemize gerçekleştirdiği ziyarette dikkat çekici bir konuyu daha gündeme getirdi. Kamu kurumlarına, hastanelere medikal ürün satmakta olan tıbbi medikal firmaları ile kamu ihalesi alan müteahhitlerin ekonomik darboğazda olduklarını belirtti ve fiyatlarda güncelleme ve ödemelerin yapılmasını istedi.

            TSO Başkanı Dr. Ali Çelik’in açıklamaları şöyle oldu:

            “Medikalcilere ve kamu müteahhitlerine yapılanlar artık hukukla, vicdanla, hiçbir şeyle bağdaşmayacak durumda. Medikalcilerin yaklaşık 20 aydır ödemeleri yapılmıyor. Kamudan alacakları var. Medikal malzemeler yurt dışından ithal edildiği için döviz bazlı iki katına çıktı aldıkları. Yani adam iki senedir alacağını alamıyor, yerine koyacağı malzeme iki katına çıktı ve hepsi batmanın eşiğinde. Şuana kadar krediyle, evlerini arabalarını satarak bugüne geldiler ama artık batma noktasındalar. Ben vicdan sahibiyim diyen insanın artık buna daha fazla müsaade etmemesi lazım.

            İkincisi, özellikle son dönemde kamu müteahhitleri ihaleleri aldıkları dönemde betonun, demirin fiyatları bugünkünün 3’te 1 seviyesinde olmasına rağmen, şuan ‘kusura bakmayın yasa müsaade etmiyor, biz size değerlendirme yapıp bugünkü kurdan iyileştirme yapacağız.’ demiyorlar. Bu ülkede 5 büyük müteahhide 19 defa af çıkarıldı ama binlerce kamu müteahhidine bir defa af çıkarmaya, bir defa onların sıkıntısını gidermek için kanun çıkarmaya yanaşılmıyor. Bu çok acı bir gerçek. Şuan yaptıkları işi kurtaramayacaklarını, zarar ettiklerini, batacaklarını bildikleri halde halâ mücbir sebep kararının alınmaması ve fiyat farkının verilmemesi ‘müteahhitlerin zarar ettiğini görüyorum ama batarlarla batsınlar’ demek.

Yaşanan durum olağan üstü bir durum. Piyasa dalgalanmalarının bu kadar olduğu bir dönem yaşanmamış. Artık proforma faturalarda bir saat geçerlidir diye altına not yazıyorlar çünkü inanılmaz bir değişkenlik var. Firmalarımız ürünü satmaktan ziyade satmamaktan yana çünkü sattığı zaman sattığı fiyattan ürünü alamayacağını bildiği için satmak istemiyor. Çarkını da çevirmesi ve para kazanması lazım, satmazsa çark işlemiysatarsa zarar ediyor! Böyle bir açmazın içinde iş dünyası.

            Ticaret ve Sanayi Odaları olarak birçok sebepten dolayı sıkıntılarını gündeme getiremediklerini düşünüyorum. Bir şekilde iktidarla iyi geçinmek, iktidarı karşılarına almamak kafasındalar. Ama eğer böyle düşünüyorlarsa bu görevleri bırakacaklar. Bizim kimseyle kavga etmek veya beraber hareket etmek gibi bir düşüncemiz yok. Eğer bugün benim kendi siyasal görüşümde bir iktidarda olsa bunun iki katını söylerdim. Bugün aslında söyleyebileceğimiz ama söylemediğimiz bir sürü şey var. Niye? İnsanlar yanlış anlar, siyaseten bizi hırpalamaya çalışıyderler diye söyleyeceklerimizi de söylemiyoruz. Yani herkesin bulunduğu makamda sorumluluğunu layıkıyla her dakika Allah’a hesap vereceğini unutmadan liyakatle, adaletle yapması gerektiğini düşünüyorum.”

  • Etiketler :
  • -
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 30.11.2021
Güncelleme Tarihi : 5.12.2021